"Demokrasimiz sadece savaşı, öldürmeyi ve ölmeyi savunmak için mi var? Dağdan öyle ya da böyle iniyorlar, bırakın insinler, bırakın bıraksınlar silahlarını... Bu kadar mı zor barışa alışmak?" sorularına tertemiz cevaplar arayan Vatan yazarı Mutlu Tönbekici,  feryatlar arasında yükselen acı bir gerçeğe dikkat çekiyor: "Evet çok para akıtıldı ama ah keşke silahlara değil de sanıldığı gibi çocuklara akıtılsaydı o paralar."

Bu kirli savaşa verecek tek bir canımız daha yok artık" diyen bir insana itiraz edebilecek en son kişinin oğlu savaşta ölmüş bir anne olması gerekmez mi? Ben yaşadım, bu acıyı bir başkası daha yaşamasın demesi gerekmez mi o annenin? Hayır. Bizim ülkemizde tam tersi olabiliyor. Canından can gitmiş biri tesellisini ancak savaşın sürmesinde, başka canların gitmesinde bulabiliyor.

Gene aynısı oldu. Günlerdir "savaşa devam" cıların gösterilerini izleyip duruyoruz. Şehit anneleri oğullarının mezarı başına götürülüyor, anneler gözyaşları döküyor, insanlar ellerinde Türk bayraklarıyla arabalarına binip yollara dökülüyor... Demokratik bir ülkeyiz, insanların tepki göstermeye hakkı elbette var evet ama... Anlamak hakikaten zor. Bu kadar rekasiyoner bir halk isek "Haydi savaşa!" dedikleri zaman niye kimse sesini çıkartmıyordu? Niye oğullarını, kardeşlerini, ağbilerini savaşa sorgusuz sualsiz gönderiyorlardı? Niye kimse demokratik hakkını "Bir dakika. Ne oluyoruz? Bu niye bu kadar uzun sürdü? Niye bizim canlarımız gidip duruyor?" diye sormak için kullanmıyordu? Niye sesini çıkartanlara, ne oluyor diye soranlara, böyle gitmez diyenlere en ağır hakaretler ediliyor, yumurtalar, domatesler atılıyordu? Ülkenin savcıları sesini çıkartanlara mahkemeler açıyor, hakimleri de yargılıyordu? Demokrasimiz sadece savaşı, öldürmeyi ve ölmeyi savunmak için mi var? Dağdan öyle ya da böyle iniyorlar, bırakın insinler, bırakın bıraksınlar silahlarını... Bu kadar mı zor barışa alışmak?

Göstericilerden bir kadın, herhalde kafası iyice karışmış şöyle bağırıyordu: "Oraya dünyanın parası yollanıyor. Her birinin çocuğu için paralar alınıyor cebimizden. Devlet benim çocuğuma bakmıyor onların çocuğuna bakıyor.. Yeter artık! Bitsin bu rezillik..."...

İnsan ister istemez düşünüyor. Halkın bir kısmının indinde memleketin sınırları çoktan değişmiş durumda mı acaba? Diyarbakır, Hakkari, Şırnak kafalarda "yurtiçi" olmaktan çıkmış, dolayısıyla oraya giden paralar yurtdışına çıkmış mı sayılıyor? Öyle olmasa bu kadar veryansın nasıl edilir ki bir başka memleket parçasına giden paralar yüzünden? ...

Evet çok para akıtıldı ama ah keşke silahlara değil de sandığı gibi çocuklara akıtılsaydı o paralar.

Muhabir: Haber Merkezi