Büyük Ortadoğu Projesi ile kurgulanmak istenen büyük
dünya düzeni, aslında Ortadoğu nun terörist devleti İsrail e güvenlik şemsiyesi
oluşturmak ve terör faaliyetlerini garantiye almak projesinden başka bir şey
değildir. Terörist Saddam, Diktatör Saddam söylemleriyle uluslararası
kamuoyunda, medya manivelasıyla farklı bir algı oluşturan, kimyasal silah
yalanlarını zihinlere enjekte eden ABD, Irak a girerken, kafasının arka
tarafında İsrail in güvenliğinden başka bir şey düşünmüyordu. Yıllarca Irak ta
kitle imha silahlarından daha beter katliamlar gerçekleştiren, mahkumları
hapishanelerde türlü işkenceler reva gören, masum kadınlara tecavüz edilmesine
göz yuman dünyanın Jandarması Amerika nın, bugün Suriye de yaşanan zulümlere
ses çıkaracağını beklemek de elbette abesle iştigaldir
Suriye deki iç savaşın, Libya daki düzensizliğin,
Mısır daki katliamların temel sebebi, Arap Baharıyla gelen katliam rüzgarı ve
Ortadoğu coğrafyasına Siyonizm in planlarına ve stratejilerine göre nizamat
verme arzusudur. Suriye de iç savaşın başladığı ilk günden bu yana, neredeyse 3
yıl geçti. Bu süre içinde, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nden dişe
dokunur bir karar çıktı mı Esed in gözünü korkutacak, Suriye nin demokratik
iklime geçiş süreciyle ilgili herhangi bir yaptırım söz konusu oldu mu Bundan
sonra da olabileceğine dair bir beklentiniz var mı
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, 2. Cenevre Konferansında
katılan bütün ülkeler, Suriyeli mültecilere karşı tavrımız ve onlara yaptığımız
yardımlar dolayısıyla bizleri tebrik etti diye güya diplomatik bir övünç
duyuyor. Suriyeli mültecilere yardım yapmak, onları sınır bölgelerimizde
ağırlamak, onlara kucak açmak elbette insani ve vicdani bir durum. Bunun
elbette yapılması lazım. Ama, bu insanların kendi topraklarından kopup
gelmesine yol açan, bu kirli ve hain savaşın ortadan kaldırılmasıyla ilgili ne
yapılabiliyor İktidarının tepesine bir zamk gibi yapışan Esed in oradan
indirilmesiyle ilgili ne yapılabiliyor
Hiç kimse, bizi kandırmaya yeltenmesin Suriye de yaşanan
bir iç savaştır Suriye ile ilgili gözümüzün önünde oynanan ise bir diplomasi
oyunudur Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi nin ve Birleşmiş Milletlerin,
dünyanın sancılı coğrafyalarıyla ilgili karar alma mekanizmalarını bir türlü
işletememesi, tüm insanlık için bir trajediyi ortaya koymaktadır.
Önceki gün bir televizyon kanalında Suriye nin geleceğiyle
ilgili bir tartışma programını izledim Konuşmacı diyordu ki, Amerika nın,
Rusya nın ve İsrail in, Suriye ile ilgili düşündükleri tek şey vardır. Esed in
kalması veya kalmaması değil. Onların düşündükleri şey, kendi menfaatlerini
arkalayan bir Ortadoğu düzeni kurulacak mı, kurulmayacak mı
Doğru ya doğru
Belki Suriye, yeraltı ve yerüstü kaynaklarıyla batının ve
ABD nin iştahını kabartacak nitelikte bir zenginliğe sahip olsaydı, şimdiye
kadar çoktan buradaki kaos ortamı ortadan kaldırılabilirdi.
İnsanlık vicdanı böylesine sessiz kaldığı sürece,
Suriye de yaşanan kaos ortamına daha üst perdeden müdahele edilme gereği
duyulmadığı sürece, biz içimizi sızlatan, yüreklerimizi yakan bu işkence
fotoğraflarını muhakkak görmeye devam edeceğiz.
Türkiye ise Suriye ile ilgili gelişmelerde diplomatik
bağlamda sınıfta kalan bir strateji izlemeye devam ediyor. Diplomasi, ikna etme
sanatıdır Diplomasi, oyunu kurallarına göre oynama sanatıdır Türkiye, Suriye
ile ilgili böylesine sert bir tutum izlerken, değişen şartlara göre adım atma
şansını da elinden kaçırıyor.