Birkaç gündür AK Parti ve HDP sözcüleri birbirlerini
samimi olmamakla suçluyor. Hâlbuki barış sürecinin taraflardan ikisi iktidar ve
HDP. Kaldı ki, HDP siyasi bir aktör olduğuna göre barış sürecinin istenen
sonucu vermesi onların devrede olmasını gerektiriyor. Eğer HDP iktidar
kanadının samimi olmadığına gerçekten inanıyorsa süreci Öcalan ve Kandil
sürdürecek ve sonuç almaya çalışılacak demektir ki, o zaman iktidara yönelik
çeşitli itham ve iddialar gündeme gelecektir. Denebilir ki, terörün son
bulması, barışın sağlanması ve annelerin gözyaşının dinmesi adına har türlü
eleştiri göze alınabilir. Bu yaklaşım ilk bakışta doğru gibi görünse de halkın
oyları ile iktidar olmuş bir partinin öncelikli muhatabı kendisi gibi halkın
oyları Meclis e gelmiş bir başka siyasi parti olmalıdır. Bunun için özellikle
barış sürecinin taraflarının birbirlerine karşı daha yumuşak yaklaşmaları
gerekir. Sürecin doğrudan tarafları birbirlerine güvenmediklerini ilan ederken
CHP ve MHP nin dile getirdiği eleştirileri, silah bırakma çağrısının samimi
olmadığı, seçimlere giderken barış sürecinin oy toplama aracı haline
getirildiği iddialarını da yadırgamamak gerekiyor.
Bu noktada İmralı ile Hükümet arasında adeta arabulucu
gibi hareket edenlerin HDP milletvekilleri olduğu ve bu milletvekillerini HDP
yönetiminin belirlediği düşünülürse Demirtaş ın, Hükumete güvenmiyoruz
açıklamalarını insan anlamakta güçlük çekiyor. Eğer ortada karşılıklı olarak
bir güven sorunu varsa o zaman yıllardan beri İmralı niçin suyolu haline
getirildi. Kaldı ki, İmralı sadece HDP heyeti tarafından değil, MİT görevlileri
tarafından da sürekli ziyaret edildi, açıklamanın zemini hazırlandı. Herhalde
heyetlerin karşılıklı gidip gelmeleri sadece hâl hatır sormak için olmadı.
Bunca temas ve pazarlıkların ardından silahların bırakılması çağrısı gündeme
gelmişken bu çağrının ciddiye alınmadığı anlamına gelebilecek açıklamaların
neye hizmet ettiği sorusu gündeme gelir.
Bu köşede silah bırakma çağrısının hemen ardından barışa
ulaşmak için uzun bir yol olduğuna dikkat çekmiştim. Çünkü terörün son
bulmasının sadece İmralı ya da HDP nin kararı ile sağlanamayacağına, özellikle
Kandil in arkasındaki güç odaklarının barış istemesi gerektiğini vurgulamıştım.
Yani, terörün son bulması sadece hükümetin, HDP nin ve İmralı nın istemesinin
yeterli olmadığını belirtmiştim.
Dış desteklere rağmen teröre son verilebilir ama
öncelikli olarak yerli taraflar bu konuda samimi ve istekli olmak durumundadır.
Daha iktidarı ve muhalefeti ile parlamentodaki partiler birlikte hareket
edemezlerse, terörün dış desteklerinin istekli davranmasını beklemek boşuna
olur.
Bu arada CHP nin yürütülen çözüm sürecinin barış
getirmeyeceğini, son çağrının sadece bir seçim ittifakından ibaret olduğunu
söylemesi, Bahçeli nin ise açıklanan taslağı Sevr e benzetmesi üzerinde durmak
gerekmez mi
Tüm bunlara rağmenbarışı samimi olarak isteyenlerin hayal kırıklığına uğratılması anlamına
gelebilecek güvensizlik ve samimiyetsizlik iddialarından tarafların vazgeçmesi
gerekmez mi