Üniversite çağındaki, kapısındaki, sınavındaki başörtülü "yetişkin" kızlara cüzamlı muamelesi yapmayacak bir rejim ve laiklik ile... Ortaöğretimden üniversiteye, yüksek lisanstan memur adaylarına kadar "kayırmacılık" yapmayacak bir iktidar ile ahlâk ve iman çok mu zor bir sınav?..
Öyledir, böyledir, şöyledir... Hükümet ve iktidar yelpazesi şunu bir düşünmeli: Neden bütün sınavlar birer şaibe ve güvensizlik kuyusu haline geldi? Neden, muhtemelen seçimlerde AKP‘ye oy verenlerin bir kısmı da dahil; aileler, veliler, vasiler, çocuklar, gençler, adaylar, kamu görevlileri; böyle derin güvensizliğe battı? Neden, "ahlak, namus, iman, adalet" sözcüklerinin en çok geçtiği dönem, böyle "sınavlar" bakımından, "hile, hurda, kopya, şifre, kayırma, kıyak, tüyo" gibi, adaletsizliğin daniskası, üçkâğıtçılığın şahikası, dalavere, dolandırıcılık ve hak gaspının harikası kolpalarla karbon kopya gibi anılır oldu?
Bir düşünsünler: Neden böyle? Neden güvenmiyor insanlar? Neden hep kokuyor sınavlar? Neden sınav ile fitne eş anlamlı yine? Neden imtina ile imtihan hazırlanıyor?
Ateş olmayan yerden bile duman çıksa; sebebi daha önce yakılanlar, tutuşanlar, kundaklananlar değil mi? Şu kuşku yok mu: "Yandaşa kıyak?" Kısaltmalarının sonu "S" ile bitti sanılan sınavlar, en ufaklık vatandaşınkinden, başta öğretmen, polis dahil, memur adaylarına kadar; en sonunda "şaibe"nin "Ş"si ile tükeniyor. "Adaletsiz" dediğimiz seçmeler, elekler, birkaç saatte bir gencin kaderini çizen a, b, c şıkları bile "adil" kaldı, nice adiliğin yanında! Ya beceriksizlik ya aşırı marifet! Ya niteliksizlik ya aşırı kalitesizlik! Ya ahmak fazlalığı ya ahlak noksanlığı! Ya körlük ya gözü dönmüşlük! Her yol mubah, bir günah değil miydi? Bu dünyanın telaşı, arsızlığı, iktidar ve güç ihtirası; öteki dünyada hesap korkusunu çoktan yendi mi?
Üniversite çağındaki, kapısındaki, sınavındaki başörtülü "yetişkin" kızlara cüzamlı muamelesi yapmayacak bir rejim ve laiklik ile... Ortaöğretimden üniversiteye, yüksek lisanstan memur adaylarına kadar "kayırmacılık" yapmayacak bir iktidar ile ahlak ve iman çok mu zor bir sınav? İnsanın varlığına, inancına, inançsızlığına, hayatına, hakkına, emeğine saygılı bir "sentez" ancak "hiçbiri" şıkkına mı sıkışık? Bunun da bir şifresi yok mu?
İki ayet, "mallarınız ve evladınızın" bir "fitne" yahut bir mealiyle "imtihan, sınav" olduğunu, "mükâfatın Allah katında bulunduğunu" söylüyor mu Hocam? Birileri çok bilirken yanlış mı anladı... Mükâfatı yeryüzü katında acele tahsil için... Sınavı sadece fitne manasına mı taşıdı... Sınava girdiğini düşünen evlatları, fitneye mi batırdı? Ben bilmiyorum! Tut ki hiçbir şey yok bunda. Diğer gölgeler her soruya düşmüyor mu? Neden insanlar bu kadar kuşkuya gömülüveriyor? Bir düşünün!
Özgürlüğün bittiği yer...
(Genç (kadın) üniversite mensubundan mektup): "Çocuklukta tek sorun büyüyünce ne olacağımızdı. Büyüdük, bir şeyler olduk. Ama birileri egolarını tatmin için taş koyuyor. Üniversite, işte hayal dünyası. Erişilemeyecek güçte insanların olduğu, kimsenin kimseye karışmadığı yer! Yok öyle şey. Özgürlük üniversitede başlamıyor, üniversitede bitiyor. Her hocanın suyundan gidiyoruz. Bin bir çeşit ruhumuz. Daha o zaman öğreniyoruz siyaseti, kıvırmayı. Akademisyen oluyoruz hayallerimizdeki gibi. Zurnanın son deliği diyor, zurnanın ilk delikleri bize! Biz buralara boş gelmedik. Bir yerde amcamız, dayımız yoktu. Üstte eşimiz, akrabamız yoktu. Önce giyiminle yargılıyorlar, sonra özel hayatınla. Kaşının üstünde göz var, diyorlar. Kimse sormuyor araştırmaları, çalışmaları, makaleleri. Üniversite bu: Yıllarca çalışıp kazandığın, uğrunda sağlığından olduğun umut yeri, hayal bahçesi, özgürlük! Kocaman HAYAL KIRIKLIĞI. (Aylardır yaşadığım buydu. Bir profesörün esir aldıkları arasındaydım. Sınav günü öğrencileri öyle görünce yazmak istedim. Belki beni anlarsınız. En azından sesimi çıkardığımı düşünürüm.)"
Umur Talu Habertürk





