Bismillahirrahmanirrahim;
Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah’a hamt, Peygamberimize, âline ve sahabelerine salât ve selam ederiz.
Yaklaşık bir yıldır, ülkemizde ve dünyada Kovid-19 virüsünün sebep olduğu salgın ile mücadele edilmektedir. İnanan her insan bilir ki, Allah’ın yaratması dışında hiçbir şey meydana gelmez. Bu bakımdan virüsler ve mikroplar Allah’ın ayetlerinden birer ayettir. Onlar da yaratılmış oldukları hikmete uygun olarak hareket ederler. İnsanların başına gelen bela ve musibetlerin önemli sebeplerinden birisi hiç şüphesiz işledikleri itikadi, ahlaki, iktisadi, siyasi ve toplumsal büyük günahlardır. Allah, inkârcı, müşrik ve münafık zalim fert ve toplumları bela ve musibetler ile ikaz ederken salih insan ve toplumları da bu bela ve musibetler ile imtihan eder. Kovid-19 virüsü sebebiyle yaşanan salgını değerlendirirken bu açıdan okumakta da fayda vardır. Şeytan ve adamlarının; her olayda olduğu gibi, bu salgını da istismar ederek, insanları daha azgın hale getirmek için yoğun bir gayretin içinde olabilecekleri göz ardı edilmemelidir. Yeryüzünde bozgunculuğa koşanlar, kötülükleri örgütleyerek insan ve toplumu ifsat ediyorlar. Küresel emperyalistlerin, insanlığı ifsat etmek için kullanmayacağı kötülük yoktur. Kur’an; bozgunculuğa koşan fesatçıların bu karakterini bize haber vermektedir. Bakara 205: “O azılı hakikat düşmanları, yeryüzünde iktidara geldikleri, dünya liderliğini ele geçirdikleri zaman yeryüzünde, ülkelerde fesat çıkarmaya, kadını ve nesli, tarlayı ve tohumu bozup kurutmaya koşarlar. Allah fesadı; bozgunculuğu sevmez.” Bunlar, faiz, kumar, içki, zina, israf, materyalist eğitim gibi haramları kullanarak toplumları ifsat ediyorlar. Kovid-19 salgınının manevi boyutunda Allah’ın kullarını ikazı ve imtihanı vardır. Zahiri boyutunda ise ırkçı emperyalizmin istismarı ve fesadı vardır. Bunu görmemek için bir insanın kör olması gerekir.
AŞI RAPORU
Milli Görüş’ün tek temsilcisi Saadet Partisi, her zaman olduğu gibi toplumu bilgilendirmek için bir aşı raporu hazırlamıştır. Bu rapor; aşı hakkında genel bilgiler verdikten sonra Kovid-19 aşısını maddi ve manevi olarak ele almış, olumlu ve olumsuz yönlerini ortaya koymuştur. Bu raporda, aşı reddiyle ilgili olarak, aşıya ve içeriğine güvenmeme, içinde domuz ürünü ve alkol gibi haram katkıların bulunması, yurtdışı kökenli olması, kısırlık gibi yan etkilerin olup olmaması, basında çıkan olumsuz haberler, hasta hakları, bazı uzmanların tereddüt ifade eden yaklaşımları zikredilmiştir. Rapor; aşı reddiyle ilgili olarak her bir konuyu ele almış ve açıklığa kavuşturmuştur. Aşıların içeriğinden kullanılan jelâtin ve İslam’ın haram kıldığı maddelerin kullanılması, raporda ayrıca ele alınmıştır. Raporda, aşı reddiyle ilgili olarak, bilimsel veriler ve küresel sistemde aktif rol oynayan aktörlerin açıklamaları, basın yayın organlarına yansıyan olumsuz haberler ve aşıların olumsuz sonuçlarını gösteren bilimsel yayınların engellenmesi gibi konular da ele alınmıştır. Bill Gates’in 2010’daki TED konferansında ifade ettiği: “Dünya nüfusu bugün 6,8 milyar. 9 milyara doğru gidiyor. Eğer yeni aşılar ve sağlık hizmetlerinde şimdiden gerekli adımları atarsak bu rakamı yüzde 10 veya 15 gibi düşürebiliriz” sözü manidardır. Aşı karşıtı bilim adamlarının yayınları Dünya Sağlık Örgütü başta olmak üzere yanlı bilim dünyasında tepkilere yol açmış ve yayınları dikkat çekici bir şekilde yayından kaldırılmıştır. Bu ve benzeri uyarıcı yayınlar, niçin engellenir? Üzerinde ciddi olarak düşünülmesi gerekir. Aşı çalışmalarında öne çıkan Pfizer, Moderna ve Astra Zeneca koronavirüs aşılarında domuz ürünleri kullanılmadığını açıklamış olmasına rağmen ülkemizde kullanılacak Sinovac aşısının içeriği ile ilgili herhangi bir açıklama bulunmamaktadır. Haram olan şeylerde şifa aranmaz. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın bu konu ile ilgili fetvası manidardır.
TÜRKİYE’DE
Ülkemizde, Hıfzıssıhha Müessesesi 27 Mayıs 1928 tarihinde kurulmuştur. Kuruluşundan bir yıl sonra üretilen serum miktarı ülke ihtiyacını karşılamaya yetmiştir. 1933 yılında kuduz aşısı üretimine geçilmiştir. 1934 yılında İstanbul’daki aşıhane, Ankara’daki Merkez Hıfzıssıhha Müessesesi bünyesine nakledilmiştir ve çiçek aşısı üretimi ülke ihtiyacını karşılayacak düzeye gelmiştir. 1935 yılında ise Farmakoloji Şubesi kurularak yerli ve yabancı ilaçlar ile diğer hayati maddelerin üretimine geçilmiştir. 1937 yılında kuduz serumu üretilmeye başlanmıştır. Bu dönemde Yunanistan’a, Suriye’ye, Irak’a tetanos ve difteri serumları, Çin’deki kolera salgını sırasında da bu ülkeye bir milyon kişiye yetecek kadar kolera aşısı gönderilmiştir. Bu faydalı müessese 2011 yılında bu iktidar tarafından kapatılmıştır. Niçin?
SONUÇ
Kovid-19’la ilgili daha önce küresel çapta yapılan açıklamalarla birlikte nüfus kontrolü ve yeni bir dünya düzeni kurmak amacıyla laboratuarda üretilmiş olması, aşılarla insanların genetiği ile oynanacak olması, salgın ile küresel bir korku ikliminin oluşturulmaya çalışılması, dijital düzene geçiş için bir aşama olarak görülmesi gibi yaygın kanaatler vardır. Özetle; Kovid-19 aşı çalışmalarını incelerken bilinmesi gereken en önemli noktalardan biri Kovid-19’un geldiği tür olan SARS ve MERS hastalıklarına karşı aşı geliştirme girişimlerinde, aşı adayları erken aşamadaki klinik denemelerde başarısız olmuş ve hiçbiri ruhsatlandırma aşamasına gelmemiştir. Bulaşıcı bir hastalık için bir aşı, birkaç yıldan daha kısa bir sürede şimdiye kadar hiç üretilmemiştir. Bunun için aşı seçimi konusunda ihtiyatlı davranılmalıdır. Aşı; küresel aktörlerin ve ilaç şirketlerinin sık sık üzerinde durduğu ve lobi faaliyetleri gösterdikleri konulardan biridir. Çin dâhil hiçbir ülke kendisini tek aşıya bağlı kılmazken Türkiye’nin faz 3 çalışmaları hakkında bir yayını bulunmayan ve içerik konusunda net bilgiye ulaşılamayan tek aşıya bağlı bir politika izlemesi anlaşılır değildir. Türkiye’de pilot uygulama yapılıp sonuçları alınmadan doğrudan bu aşılamanın çok yaygın bir şekilde uygulanması endişe vericidir. Selam hidayete tabi olanlara…