AK Parti’nin bir stratejisi midir yoksa bir kısım taraftarın işgüzarlığı mıdır bilemiyorum ama 7 Haziran seçim kampanyası sırasında sergilenen Saadet düşmanlığı -isterseniz buna Saadet korkusu diyelim- bu seçim kampanyasında da hortladı. Hatta 7 Haziran seçim kampanyası sırasında sürdürülen Saadet karşıtlığı seçimlerden sonra AK Parti’nin tek başına iktidar olamayışının sebebi olarak sunuldu. Hâlbuki bunun yerine kendilerine dönseler, özellikle 12 yıllık iktidarları boyunca hangi yanlışları yaptıklarını, AK Parti’nin hangi sebeplerden dolayı yıprandığı ve oy kaybettiğini gözden geçirselerdi sanıyorum hem köklerine karşı haksızlık yapmaz, hem de kendi sorumluluklarını Saadet Partisi’nin aldığı yüzde 2 oya yükleyerek aklanmaya çalışmak gibi bir yanlışa düşmezlerdi. Diyelim ki 7 Haziran seçimleri öncesi ve sonrası bu özeleştiriyi yapma imkânı bulamadılar, aynı yanlışı sürdürüyor olmalarının AK Parti’yi tek başına iktidar yapmaya yetmeyeceğini görebilseler daha yararlı olurdu. Saadet düşmanlığının miting meydanlarında değil de sanal âlemde bir takım troller tarafından yapılıyor olması da ayrı çelişki ve samimiyetsizlik olarak ortaya çıkıyor. Çünkü sanal âlemde kimlikler gizlenerek bir takım tavırlar sergileniyor ki böyle bir tavrı tutarlı kabul etmek mümkün değildir.

Bir önceki seçimlerde yaklaşık yüzde 96 oy almış dört parti hükümeti kuramadığı/kurmadığı için milletin önüne bir seçim sandığı daha getirilmiştir. Aslında bu seçimler milleti AK Parti’yi tek başına iktidara getirmeye zorlama seçimleridir. Ayrıca, Meclis’te grubu olan 4 partinin millet iradesine saygı duymayışlarının ortaya çıkardığı bir seçimdir. Böyle bir seçimin gündeme gelişinde ve 4 partinin hükümeti kuramayışında Saadet Partisi’nin hiçbir payı ve sorumluluğu yoktur. Bu bakımdan sorgulanması ve yargılanması gereken Meclis’te temsil edilen dört partidir. Olaya AK Parti açısından bakıldığında ise Saadet’e oy vermiş insanları suçlamak ve vebal yüklemek gibi bir yaklaşım AK Parti’yi sorumluluktan ve vebalden kurtarmaz.

Tek başına 12 yılı aşkın bir sürenin sadece artılarını görüp eksilerini görmemek çöküşü engelleyemez. AK Parti yönetimi ve taraftarları öncelikli olark12 yıllık tek başına iktidarın nasıl olup da hep yanılgılarla geçtiğini düşünmeleri gerekir. Çünkü sokaktaki insanın yanılgısının sorumluluğu kendine aittir ve bedelini kendisi öder. İktidarların yanılgılarının da siyasi bir bedeli vardır. Seçmen AK Parti’yi 12 yıl tek başına iktidar yaptıktan sonra 7 Haziran seçimlerinde, ‘Bu defa tek başına olmaz, koalisyon hükümeti kur’ demişse bunun sebeplerinin araştırılması, milletin yeniden ikna edilmesi lazımdır. Yoksa tüm başarısızlığı Saadet’in yüzde 2 oyuna bağlamak hazımsızlık değilse bir art niyet ve düşmanlık ifade eder ki Saadet düşmanlığı AK Parti’yi tek başına iktidar etmeye yetmez. AK Parti’nin bugün yapması gereken Saadet düşmanlığı değil, yanılgılarından dolayı milletten özür dilemektir.

Sanal âlemde her partinin kampanya açması, seçmeni kendilerine oy vermeye davet etmesi gayet tabiidir. Ama bir Saadetli genci açtıkları “Oyum AK Parti’ye” kampanyasına katılmaya davet etmeleri, o gencinde “Oyum Saadet’e” karşılığını vermesinin ardından çileden çıkmak, Saadet’e verilen oyların çöpe gittiğinden söz etmek, o oyun vebalinden, haddini bilmezlikten söz etmek sadece tahammülsüzlükle izah edilebilir. Milletten oy isteyen partilerin özellikle uzun yıllar iktidar olmuş partilerin ne yaptıklarını, neler yapacaklarını, özellikle de yapamadıklarını, yanılgılarının sebeplerini inandırıcı bir şekilde topluma anlatmaları gerekir. Kaldı ki, AK Parti’nin tek başına iktidar oluşunu engelleyen Saadet’in yüzde 2 oyu değil, Meclis’te temsil edilen diğer 3 partinin aldığı yüzde 55 oydur. Oralardan oy alma ümidini AK Parti yitirmiş midir de Saadet’e hücum ediliyor