Efendim; basketbol maçlarından satırlar sunayım demiştim. Hem Real’in ezeli rakibi Barcelona’yı neredeyse 40 sayı farkla finalden attığı maçı, hem Maccabi’nin kendinden çok güçlü CSKA’yı beş saniye kala nakavt edişini yazayım demiştim. Bizden de, Karşıyaka’nın, biraz da tribün baskısıyla, devirip rakibi Efes’i üçüncü maça mecbur edişini, Fenerbahçe’nin adeta şovla Uşak’ın ümitlerini parkeye gömüşünü yazayım demiştim. Kayserispor-Fenerbahçe maçı mı Şöyle bir toplam üç dakika baktım. Şansım vardı, iki gol denk geldi. İkisi de usta işi idi.

Yine de yazmışsın demeyin. Bunlar içinde, özellikle basketbol maçları daha uzun uzun yazılmaya değerdi. Ama ülkemde öyle şeyle oluyor ki...

Evet, Erol Simavi döneminde ülkenin her türlü platformda rehberi olan, çok devlet-hükümet işlerinde de yol gösterici, yönlendirici, hatta zorlayıcı olan koca Hürriyet’in köşe başı yazarının, sözüm ona bir televizyonda, söylediklerini bana aktardıklarını yok artık dedim. İnanmadım. Sonra izledim ve dona kaldım. Adam, evet adam, diyor ki, “Soma’da ölenler bu sona müstahaktırlar.” Güya buradan başbakana sallıyor. Neymiş bu kaybettiklerimiz zamanında baret takıp başbakanın mitinglerinde amigoluk yapmışlar. Sana söylenecek başka kelimeler de var da... Be adam; niyetin başbakana sallamaksa Türkçen kıt mı senin Ama Erol Bey’den sonra Hürriyet artık koca Hürriyet değildir zaten... Bunu defalarca yazdım, ekranlardan da söyledim. Bana kızıldı. Ama sonunda haklı olduğum bu “Adam” sayesinde bir kere daha kanıtlandı. Ne yazık ki onun da cebinde sarı basın kartı var... Hani benim ünlü cemiyetim Kınasana! Nerde o fazilet! Ne cemiyet cemiyet olarak kalmıştır, ne de başka basın meslek derneği... Bakın beni kızdırmayın, Türkiye Gazeteciler Sendikası’ndan nasıl koparıldığımızı (13 kişi) burada anlatırsam ne Aydın Doğan kalır, ne cemiyet, ne de başkası... Hani şu sık sık sendikalıları okşayan manşetlerin sahibi... 

Biraz da güzele, iyiye dönelim. Tümer Metin, çizmeleriyle ambülansı kirletme korkusu yaşayan Somalı kardeşimin bütün banka borçlarını üstlendiğini açıklamış. Seni alnından öperim Tümer!

Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim kardeşim de, yarın yani 19 Mayıs’ta Milli takımı Soma’ya götürüp orada bir moral, başsağlığı, geçmiş olsun turu yapacakmış. Eh, daha dün adam gibi adam dedik ya... Kızanlar olmuştu. Kulaklarınız çınladı mı

Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı Yıldırım Demirören de bir dizi destek kararı açıkladı. Kutluyorum. Maddi ve manevi bu desteklere daha katılınlar da olacaktır. Keşke Süper Kupa finalini Manisa yerine İzmir Atatürk’e alsaydı da, hem daha çok gelir elde edilirdi, hem de güvenlik açısından sıkıntı olmazdı. Ben bunu şimdiden hatırlatayım da...

Fenerbahçe’ye Beşiktaş maç oynama kararı almışlar. Harika... Birçok kulüp her türlü desteği vermeye devam ediyor. Fenerbahçe’nin 100 çocuk projesi de harika...

İşte spor camiası topyekun Soma’nın yanında yer alırken, tıynetsiz birileri çıkıp ölenlerin bu sona müstahak olduklarını söylüyor. Sonra bu adam zaman zaman sütununda spor da yazıyor. Ben TSYD’nin yerinde olsam sütununda bir daha spor yazarsa kınarım onu... Birileri de sokakları terörize ediyor, cam, çerçeve, ne varsa yıkıyor yakıyor.  Üç kuruş peşindeki esnafa acımadan.

Hadi bari bir güzellikle bitireyim. Turgay Demirel dostumuz, kardeşimiz, FİBA, yani Avrupa Basketbol Federasyonu başkanlığına seçilmiş. Büyük zafer! Büyük iş! Başarılar Turgay dostum!