Merhum Mısırlı Mustafa Mahmut, Zülkarneyn in şahsiyetini ele aldığı bir programda Kehf Suresi nin 90 ıncı ayeti olan; Sonunda günesin doğduğu yere ulaşınca, güneşi, kendilerini sitr (elbise, bina gibi şeyler) ile örtmediğimiz bir millet üzerine doğuyor buldu. ayetinde geçen sitr/örtü kelimesinin perde olduğuna hükmetmiştir. Zülkarneyn Şark ve Garp seferlerinde ilginç kavimlerle karşılaşmıştır. Müfessirler bu farklı ve zıt yönlere yapılan seferlerde Zülkarneyn in iptidai ve ilkel kavimlerin yanında barbar kavimlere de rastladığını ve karşılaştığını ifade ederler. İlkel kabileler olarak zenciler verilirken barbar kavimler olarak da kuzey kutbunda yaşayan Vikingler veya Ye cüc ve Me cüc ün ataları gösterilmektedir. Ve Zülkarneyn in zamanından günümüze Ye cüc Me cüc üzerinden bir izdüşüm var. Ye cüc ve Me cüc meselesi, Zülkarneyni ve şarka ve garba yaptığı seferleri adeta günümüze bağlıyor. Mustafa Mahmut uzak ve soğuk bir teville, matla i şems / güneşin doğduğu yer ifadesini kuzey kutbunda altı ay gündüz yaşanması ve güneşin batmaması ile ilişkilendiriyor. İnsanların evlerine karanlık olmadığı için perde takmadıklarını söylemektedir. Sitr kelimesini böyle izah etmektedir. Müfessirlere göre sitr güneşten koruyucu olan her şeydir; örtü, libas veya barınak bu kapsama girer. Bu da Mustafa Mahmut un zannının aksine kuzey kutbunu değil güney kutbuna yakın bölgeleri ve ekvator ve altını akla getirir. Bazen örtü insanı soğuktan bazen de sıcaktan korur. Şemsiyenin çift yönlü olarak hem sıcaktan hem de soğuktan koruması gibi. Bununla birlikte Zülkarneyn in seferlerden birisini kuzey kutbuna veya kuzeye yaptığı kesin gibidir. Zira medeniyet kurtlarının ataları sürekli olarak kuzeyden inmişlerdir. Bu barbar kavimlerin zarardide komşuları Zülkürneyn den ücretiyle iki dağ arasına bir set inşa etmesini istirham ederler. Zülkarneyn seve seve ve bilaücret onlara redm yani büyük bir set inşa etmiştir. Ve bu hem zaman aşımı hem de gizli kalmıştır. İşte bunun arkasındaki iki kavim ahirzaman diliminde Deccal gibi uyuyan hücreler misali uyanarak şerir görevlerini ifa edecekler. Bu set sadece çelikten bir set olmayıp aynı zamanda değerlerden müteşekkil sosyal ve manevi de bir zırhtır. Ve bu kavimlere karşı mukabele yeniden Zülkarneyn anlayışına sığınma ile mümkündür. *
Sağlam set insanlık bozuldukça sürekli olarak gevşemekte ve üzerinde gedikler açılmaktadır. Yani set giderek yaşlanmakta ve eskimektedir. Bundan dolayı Peygamberimiz bir defasında uykusundan uyandığında şöyle buyurmuştur: Veylüllilarabimin şerrin kadiktereba / Yaklaşan şerden dolayı Araplara yazık oldu. Bu şer Ye cüc ve Me cüc şerridir ve Peygamberimiz insanlığın şerre karşı maddi ve manevi zırhı olan Zülkarneyn Seddinden gedik açıldığını (Fütiheminredmi Ye cüc ve Me cüc) ve şerrin yaklaştığını haber vermektedir. Seddin gedikler açılarak yıkılmasıyla birlikte onun gerisinde yaşayan iki kavim; Ye cüc ve Me cüc aktif hale gelecek ve gizlendikleri seddin arkasından çıkarak uğradıkları her yeri istila ederek Tur a kadar gelecekler. Deccal Yahudi bir liderdir ve İslam a ve inanca karşı küresel bir koalisyon yürütür. Masonluk gibi araçları vardır. Ye cüc ve Me cüc ise Yahudi ve koalisyonunun başındaki Deccal gibi bir liderle anılmaz. Ye cüc ve Me cüc ün özelliği barbarlıklarıdır. Bunların vasfı Ehl-i Kehf Suresi nde ve Zülkarneyn kıssasında anlatılmıştır. Medeniyeti barbar ve medeni olmayan kuzey kabileleri yıkmıştır. Bunlardan birisi Roma yı yıkan Vikingler dir. Kuzeyden Avrupa ya inerek kıtayı istila ettikten sonra Moğollar gibi işgal ettikleri toplumlar içinde eriyip gitmişlerdir. Medeniyet içinde erimişlerdir. Şimalden gelen ikinci istila akını ise Abbasilere ve İslam dünyasına yönelik Moğol-Tatar hamlesi ve Bağdat ın ele geçirilmesi ve Abbasi devletinin ortadan kaldırılmasıdır. Medeniyet güneşinin muvakkaten tutulmasıdır.
*
Cengiz Han tarihin tanıdığı en büyük teşkilatçı liderlerden birisidir. Bu sayede neredeyse dünyanın yarısını istila etmiştir. Bununla birlikte akabinde hem Moğollar hem de müttefikleri Tatarlar İslam ı seçmişlerdir. Cengiz Han ve istilacı güçleri Ye cüc ve Me cüc ün atası olsalar da bu kavim İslam ın içinde eriyerek yok olmuştur. Bu durumda günümüzde onların yerini kim aldı Nihad Cerrar bunu şöyle izah ediyor, Nuh u üç çocuğu vardı. Bunlar, Ham, Sam Yafes tir. Barbar kavimler ve Ye cüc ve Me cüc kavmi Yafes in torunlarındandır. Türkler ve sarı ırk, Çinliler, Japonlar bunlar arasına girer. Ye cüc ve Me cüc ün diğer ayağı Ruslar olabilir. Elbette Türkler İslam a girerek bu denklemin dışına çıkmıştır. Türkler Müslüman olmadan Ye cüc ve Me cüc kabilesi arasında sayılmışlardır. Nesefi ise Medarik Tefsirinde aksine Zülkarneyn in Seddini, Türkleri barbarlardan korumak için yaptığını ileri sürmektedir. Barbarlar din ve medeniyete karşı ilk hamlelerini Vikingler üzerinden Roma ya, Moğollar üzerinden de Müslümanlara ve Abbasilere karşı yaptılar.
Şimdi ikinci hamle dönemine geldik çattık. İşte bu noktada Viking veya İskandinav mitolojisindeki kıyamet devresi/Ragnarök devreye giriyor. Elbette bu efsane söylendiği gibi kıyametle alakalı değil. Ahirzamanın son faslı ve büyük alametlerinin zuhur çağına girilmesiyle alakalı görünüyor. Önümüzdeki Şubat ayından itibaren dünyanın yeni bir devreye gireceğini öngörüyor. Bu devre kıyamet değil ama kıyamet öncesi son fasıl olabilir. Belki de İslam ın beşinci devresine giriş. Zuhur çağı. Mehdi, Mesih veya İslam ın beşinci devresine girişin başlangıcı. Bu dönemde Mehdi ve Mesih tarafından küresel veya dünya düzeni yerle bir edilecek ve İslam eksenli yeni bir düzen kurulacaktır. İslam yeniden tam hilal şeklinde zuhur edecek. Deccal ve Ye cüc Me cüc ün misyonu Ortadoğu ya ve İslam dünyasına yönelik. Aynen Moğolların birinci hamlesi sırasında olduğu gibi. Bu hamleyi karşılamak ve savuşturmak yine Muzaffer Kutz ve Baybars emsali zevata düşmektedir. Bir nevi Deccal ın atası olan Haçlıları püskürtmek de Zengiler ve Selahaddin Eyyübi ye nasip olmuştur. Birinci Dünya Savaşı ndan yüzyıl sonra sanki yeni bir küresel kapışma faslına giriyoruz. Elbette doğrusunu Allah biliyor ve öngörüleri de hadiseler ya tasdik ya da tekzip ediyor.