Dünya ekonomisi, büyüme verilerinden ziyade jeopolitik arz şoklarını fiyatladığı sancılı bir dönemin içinden geçiyor. Hürmüz Boğazı'ndaki tıkanıklık ve enerji maliyetlerinde yaşanan kontrolsüz yükseliş, yatırımcıların reflekslerini değiştirirken; petrol, altın, bakır ve tarım ürünleri bu yıl diğer tüm yatırım araçlarını gölgede bıraktı. Bloomberg Emtia Toplam Getiri Endeksi yılbaşından bu yana yüzde 29’luk kazançla rekor kırarken, savaşın başladığı 28 Şubat’tan bu yana emtia fiyatlarını ölçen Thomson Reuters CRB Endeksi yüzde 27’nin üzerinde değer kazandı.
Petrol Piyasasında "Savaş Primi" Kalıcı Oldu
Enerji piyasalarında fiyatlar artık arz-talep dengesinin çok ötesinde, doğrudan cephedeki gelişmelerle şekilleniyor. Brent petrolün varil fiyatı savaşın başladığı günden bu yana yüzde 48 oranında değer kazandı. TD Economies analizlerine göre, ABD-İran gerilimi modern dönemin en büyük arz şoklarından birine ev sahipliği yapıyor. Hürmüz Boğazı'ndaki tanker trafiğinin sekteye uğraması piyasada risk primini kalıcı hale getirdi. WTI petrolün kısa vadede 96 dolar seviyelerinde seyretmesi beklenirken, 2026 yılı ortalaması için 84 dolar civarı öngörülüyor. Stratejik rezervlerin satışının dahi piyasayı ancak geçici olarak rahatlattığı, Asya'daki yüksek enerji maliyetlerinin ise sanayi üretimini baskılamaya başladığı kaydedildi.
Baz Metallerde Yapısal Kriz Kapıda
Baz metallerde bakır fiyatları savaş sürecinde yüzde 7, alüminyum ise yüzde 16 değer kazandı. Analistler, bakır piyasasında artık geçici bir sıkışıklıktan ziyade yapısal bir arz sorunuyla karşı karşıya olduğumuzu vurguluyor. Elektrikli şebekeler, veri merkezleri ve savunma sanayi yatırımları talebi artırıyor.
Yeni maden yatırımlarının yetersizliği fiyatları yukarı çekiyor.
Bu yıl bakırın libre fiyatının 5,91 dolar civarında seyredeceği tahmin ediliyor. Alüminyumda Çin'in üretim kısıtlamaları ve Avrupa'nın ergitme kapasitesindeki düşüş, fiyatlardaki düşüşü baskılıyor.
Gıda ve Gübre Tedarikinde "Hürmüz" Alarmı
Tarım emtialarında yükselen enerji maliyetleri ve gübre krizi, küresel gıda enflasyonunu hortlatabilir. Küresel üre ve amonyak ticaretinin yaklaşık yüzde 40'ının Hürmüz Boğazı üzerinden gerçekleşiyor.
Tarım piyasaları savaşın doğrudan etkisine açık hale geldi.
Savaşta soya fasulyesi fiyatları yüzde 4 artış gösterdi.
Buğdayda yıl sonu tahmini 6,50 dolar/bushel seviyesinde.
Mevcut stoklar kısa vadede fiyat artışlarını sınırlasa da, ABD'deki kuraklık riskiyle 2027 yılında gıda enflasyonunun küresel çapta hız kazanabilir.
Altın ise jeopolitik risklerin zirve yapmasına rağmen yüksek faiz beklentileri ve doların güçlü duruşu nedeniyle ivme kaybetti.
Altında merkez bankalarının alımları sürüyor. Uzmanlar, altında 2026 yılında ons başına ortalama 4 bin 818 dolar seviyelerini öngörüyor.
Gümüşte küresel büyüme görünümüne bağlı olarak daha sert dalgalanmalar bekleniyor.



