Cihan Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa (sav) Efendimize
peygamberlik nübüvveti geldiğinde ilk defa eşi Hz. Hatice validemize
bildirmişti.
Hz. Hatice validemiz de, tereddütsüz kabul etmişti.
Yakınlarına ve çevresine bildirme sırası geldiğinde ise,
iş öyle kolay değildi.
Efendimiz, çevresine karşı ilk görevini yerine getirirken temkinli ve tedbirli
davranması gerekiyordu.
Önce akrabalarını ve çevresindeki dostlarını bir araya
toplayıp ikramda bulundu.
Arap geleneğinde böyle karşılıksız ikram alışkanlığı pek
yoktu.
Bu ikramlar bir-iki tekrarlandıktan sonra,
Efendimiz, yakın dostlarına bir teklifte
bulunur; Size çok önemli bir konu
anlatsam, beni destekler misiniz der.
Davete katılanlardan (bir kişi hariç) hiç biri bir şey
demezler.
Yalnız, Hz. Ali; Ben desteklerim der.
Efendimiz, oradaki
topluluğa bu teklifini üç defa tekrar eder.
Aynı şekilde hiçbir şey demezler.
Hz. Ali, her seferinde; Ben desteklerim sözünü verir.
***
Efendimiz, Peygamberlik nübüvvetini yerine getirmek için
bir alt yapı oluşturmaya çalışmıştır.
Bunun için de, önce bir program ve metot uygulamıştır.
Dinle ilgili kendiliğinden hiçbir şey söylememiştir.
Her söylediği söz Allah-ü Teâlâ nın kendine söylediği
sözlerdir.
Bu sözler, bir aileyi, bir grubu, bir kabileyi eğitmek
için değil, tüm insanlığı eğitmek için olduğunu göz önünde bulunduracak
olursak, kişilere, gruplara hatta devletlere göre ayrı ayrı metotlar ve
programlar uygulanmak zorundaydı.
Eğitimde esas muhatap birey dir. Bireyin ruhsal ve
zihinsel yapısı yanında fiziksel yönünü de göz önünde bulundurarak verilecek
eğitim, büyük önem taşıyor.
Her şeyden önce vereceğiniz eğitim, insanın fıtratına
uygun olmalı.
Pedagojik ve sosyolojik yönü olmalı. İnsanın ruhsal ve
zihinsel yapısıyla örtüşmeli.
Bu vasıfların hepsi Efendimiz de fazlasıyla
bulunduğundan, getirdiği din, bin dört yüz seneden beri aslını koruyabildi.
Bir eğitimci olarak Efendimiz, güzel konuşmalarıyla,
Karşısındakine değer vermesiyle,
Dolaylı anlatımıyla,
Alçak gönüllülüğüyle,
Karşısındakini dinlemesiyle,
Soru-cevaplarıyla,
Yerine göre susmasını bilmesiyle,
İstişare etmesiyle,
Tebessümlü haliyle,
Açık sözlülüğüyle, tebliğ görevini yerine getirmiştir.
Hayatı boyunca suçlayıcı ve azarlayıcı olmamıştır.
Bıkmadan usanmadan hayatının sonuna kadar insanları
eğitmeye çalışmıştır.
***
Peygamberlerin başlıca görevleri, insanlara doğru olan
davranışları anlatıp kötülüklerden alıkoymaktır.
Bunu gerçekleştirmek de, eğitimle mümkündür.
İnsanlar, eğitimle yanlışı, doğruyu, dini ve Allah ı
öğrenirler.
Burada önemli olan, eğitim ve öğretimin nasıl ve ne
şekilde olacağı meselesinin bilinmesidir.
Her şeyden önce, Efendimiz çok iyi bir eğitimciydi.
Onun iyi bir eğitimci olmasının kaynağı Allah-u Teâlâ
tarafından bizzat eğitilmiş olmasıdır.
Allah-u Teâlâ nın ilk öğrettiği söz de oku emridir.
Efendimiz, yirmi üç senelik Peygamberlik döneminde
İslami tebliğ etmiş ve insanları da eğitmiştir.
Bu görevini yaparken de hiçbir zaman kendisini beşeri
fıtratın dışında tutmamıştır.
Ben de sizin gibi bir beşerim derdi.
Ashap kendisini beğenip övdüğünde bunu
kabullenmez, Hıristiyanların, Hz. İsa yı övdüğü gibi beni övmeyiniz.
Ben Allah ın kuluyum. Siz de Allah ın kulu ve elçisi
deyin diye ikazda bulunurdu.
Bu durum göz önünde bulundurulduğunda, abartılı övgü
yapanların bilgisizliği ortaya çıkıyor.
***
Efendimiz, bu hadisiyle peygamberlerin insanlara
bilmediklerini öğreten, ahlaki davranışların en iyilerinin kazanılmasına
rehberlik eden kimseler olduğunu bildiriyor.
Dinen doğrudur diye her konu ve bilgiyi zamanı gelmeden
öğretmeye kalkmak yerinde olmaz.
Eğitim ve öğretimde yerli yerinde bir sıralama yapmak,
hangi konuyu nasıl bir ölçü içinde verebileceğimizi bilmek her düşüncedeki
insanların eğitiminde kullanılması gerekli bir metot olarak tavsiye edilmiştir.
İnsanların akıllarının alacağı kadar konulmasını isteyen
Efendimiz, muhataplarının anlayış ve yaş seviyelerini dikkat alarak tebliğini
yapıyordu.
Bütün bu anlatılanların tümünü kapsayan çok önemli bir
metot şekli olan sevgi anlayışını, hayatını her alanında kullanmayı da ihmal
etmiyordu.
Efendimize göre sevgi; kendin için sevdiğini, başkaları
için de sevmektir şeklinde ifade etmiştir.