Peygamberimiz Hz.Muhammed(sav) e hakaret içeren karikatürün yayınlanması protestolarla birlikte basın özgürlüğünün çerçevesi tartışmalarını da gündeme getirdi. Medyada ortak görüş basın özgürlüğünün sorumsuzluk anlamına gelmediği. Bu tesbite katılmamak mümkün mü

Bu sebeple Danimarka gazetesinin Peygamberimize (sav) hakaret içeren karikatürü yayınlamış olmasını basın özgürlüğü ile izaha kalkışması mümkün değildir. Basın özgürlüğü dinlere ve peygamberlere hakareti de kapsadığı gibi bir anlayış yaygınlaşacak olursa bilinmelidir ki, din savaşlarını kimse engelleyemez. Karikatür protestolarının ulaştığı boyut dikkate alındığında bu sözlerimiz çok daha iyi anlaşılacaktır. Temennimiz protestolar çok daha ileri boyutlara ulaşmasın, aklı selim hakim olsun. Ne var ki, özellikle karikatürü yayınlayan gazetenin editörü yaptığı açıklamalar ile olayları körüklemeye devam ediyor. Bir takım aslı astarı olmayan suçlamalarda bulunarak kendi densizliğini ve terbiyesizliğini örtmeye çalışıyor.

Ancak, bizim üzerinde durmak istediğimiz husus bu defa biraz farklı. Basın özgürlüğünün sorumsuzluk olmadığını savunan gazetelere bazı hususları hatırlatmak istiyorum. Bu gazeteler değil miydi 28 Şubat sürecinde toplumun bir kesimine ağızlarına geleni söylemeyi basın özgürlüğü olarak nitelendirenler. Bir kitleyi sürekli aşağılayan ve itham edenler onlar değil miydi O zaman basın özgürlüğünün sorumsuzluk anlamına gelmeyeceğini neden hatırlamadılar, niçin başkalarına hakaret ederek kendilerini tatmin yoluna saptılar Neden kendilerini polis, savcı ve hakim yerine koydular Buna hakları var mıydı Bugün bile bazı gazete ve televizyonlarımızda aynı anlayış hakim değil mi

Bir yabancı Dinimize ve Peygamberimize hakaret ederse bunu basın özgürlüğü ile izah etmek mümkün değil de, içeride benzer davranışlar sergilendiği zaman bunun basın özgürlüğü kapsamında izahı mümkün olabilir mi Böyle bir anlayış çifte standart olmaz mı

Medyamıza hakim olan bu çifte standart ülkemizde basın özgürlüğünün sınırlarını belirsiz hale getirmiş, her inanç ve görüş mensubu kendi anlayışına göre basın özgürlüğünün çerçevesini belirlemeye başlamıştır. Bu durum ise şartlara ve duruma göre bazılarının suçlu ilan edilmesine sebep olmuştur.

Diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de basın özgürlüğünün sınırı kanunlarla çizilmiştir. Ancak, bu sınır kişilere göre farklılık arzetmekte, daralıp genişlemektedir. Söz gelimi birinin yazdığı yazı suç kapsamına girebilmekteyken aynı mahiyette bir başkasının yazdığı yazı basın özgürlüğü çerçevesinde kabul edilebilmektedir. Bir bakıma zaman zaman ülkemizde niyetler(!) yargılanmaktadır.

Netice itibariyle bu vesileyle önce kendi iç çelişkilerimizi gözden geçirmek durumundayız. Kendi içimizde birbirimize saygılı olmayı, farklılıklara tahammülü içimize sindirebilirsek, kısacası farklılıklara rağmen barış içinde birlikte yaşamayı öğrenebilirsek, dışarıdan gelecek bir takım saygısızlıklara karşı daha tutarlı bir tavır sergileyebiliriz. Bayrağımıza yapılmasını istemediğimiz bir hareketi biz başka ülkelerin bayrağına yapacak olursak kimin haklı kimin haksız olduğu anlaşılabilir mi

Bunun için etkili olacağından emin olduğum Danimarka gibi ülkelerin mallarını boykot hareketini geliştirebilirsek, bayrak yakmadan çok daha tesirli olunabilir.