İlan edilen Orta Vadeli Program, toplumun geniş bir kesimini ikna etmiş görünüyor. Ancak, AK Parti iktidarının daha önce açıklanmış kararlarının hemen hepsinin boş çıktığı hatırlandığında ister istemez verilen sözlerden çok sonuç nasıl olacak sorusunun cevabı önem kazanıyor. Çünkü enflasyon, milli gelir artış tahminlerinde kısacası ekonomik verilerin tahmininde verilen süre sonunda ileri sürülen durum ters çıktı. Bunun da ötesinde devlet kurumlarının tahminleri bile birbiri ile çelişkili oldu. Hemen belirteyim ki, Orta Vadeli Program’ın istenen soncu vermesini gönülden arzu ederim. Ancak, şimdiye kadar böyle bir plan niçin hazırlanmadı, hazırlanamadı? Olayın ekip değişikliği ile bir ilgisi olduğunu düşünmüyorum. Çünkü ilan edilen tedbirlerin şimdiye kadar bilinmeyen bir yanı yoktu. Eğer bu plan uygulandığında ülke içine sürüklenmiş olduğu ekonomik krizden çıkacak ise bu adımın ve alınan kararın iki yıl önce alınması niçin düşünülmedi? Çünkü ülke hakkında alınan ve uygulamaya konulan kararların önünde hiçbir engel bulunmuyordu.
Bu arada uygulanmış yanlış kararların ülkeye ve insanımıza verdiği zararın telafisi iyice zorlaşmış durumda. Çünkü şimdiye kadar el yordamı ile alınmış kararlara yapılan itirazlarda ülke yönetiminden sorumlu kişi ve kişileri fazlaca ilgilendirmedi, hatta muhalefeti suçlama vesilesi yapıldı. Bunun da ötesinde iktidar sahiplerinin yapmak istedikleri ama muhalefetin engellemesi sebebiyle yapamadığı bir uygulama söz konusu değil. Eğer var da bizim haberimiz olmamış ise bunun da net bir şekilde ortaya konulması gerekir.
Ayrıca yıllarca faize karşı olduklarını söyleyenlerin bugün gelinen noktada kısa süre içinde arka arkaya faiz oranlarında yükseltmeye gitmelerinin sebebini de topluma izah etmeleri gerekmez mi? Özellikle faizin haram olduğu konusunda nas bulunduğunu her fırsatta dile getirenler aynı masada konumlarını sürdürdüklerine göre ve faiz karşıtlığı da, faiz artırımı da aynı yetkili makamlarca desteklenmiş ise ortada bir çelişki var demektir. Hatta çelişkinin ötesinde yanlışlık söz konusudur. Bu da ülke ekonomisini, özelliklede dar ve sabit gelirli insanlarımızın hayatını zindana çevirmiş durumda. Böyle olunca hiç olmazsa toplumdan bir özür dilenmesi gerekemez mi? Bu noktada faiz savunuculuğu yaptığımı söylemek anlaşılmamış olduğum anlamına gelir. Yanlış uygulamaların özellikle dar ve sabit gelirli kesimin yaşadığı sıkıntıyı tetiklediği ortada. Özellikle emekli işçiler belki dertlerini anlatmak için sokağa dökülmüyorlar olsa da bu kesimin halini yakından takip etmek, sorunlarını çözmek için harekete geçmek yerine o sorunların unutulmaya terk edildiğini görmek insanı gerçekten tedirgin ediyor.
Belki şu anda işçi emeklilerinin sorunlarını çözmeye bütçe imkânları izin vermeyebilir. Ancak, bir yandan her fırsatta toplum olarak Türkiye Yüzyılı’nı yaşadığımızın propagandası yapılırken işçi emeklilerinin içinde bulunduğu zor durumun görmezden gelinmesi korkarım çok daha ciddi sorunlara yol açabilir.
Hemen belirteyim ki, enflasyon ile mücadelenin her dile getirilişi ve ele alınışında bu işin kısa bir sürede düzeltilemeyeceği söylendi. Buna rağmen sorumlu mevkilerde bulunanlar ekonomist olduklarını belirterek attıkları adımın sonuna kadar arkasında olduklarını belirttiler. Özellikle sık sık enflasyonun düşmeye başlayacağı konusunda kısa vadeli tarihler verildi. Ancak, verilen tarih yaklaştıkça bu defa yeni tarihler dile getirilmeye başlandı. Yani zaman kazanmaya çalışıldı. Ancak, bir işe yaramadı. Buna rağmen böylesine farklı yaklaşımın sebebini de izah etmeyi akıllarına getirmediler. Böyle olunca alınan yeni tedbirler ve yapılan açıklamaların inandırıcılığı zayıflıyor. Buna rağmen dileriz ülke içine yuvarlandığı ekonomik darboğazdan bir an evvel kurtulur.