Allahın dinine tabi olanlarla, isyan edenlerin ayrıştığı bir süreçte  Musap, inananlar kervanına  katılıyor ve yaşayacağı baskı ve eziyetleri göze alarak  hakka tabi oluyordu.

İnsanlar efendimizin arkasında Kur‘an‘a  tabi oluyor ve İslam‘ın aydınlık yolunda kendilerini buluyorlardı.  Hazreti Peygamber, insanların yaşam tarzlarını, bakış açılarını ve gelecekle ilgili düşüncelerini kökten değiştiriyor ve onların kurtuluşunu sağlıyordu. Allah‘ın dinine tabi olanlarla, isyan edenlerin ayrıştığı bir süreçte  Musab, inananlar kervanına  katılıyor ve yaşayacağı baskı ve eziyetleri göze alarak  hakka tabi oluyordu.

Diğer taraftan Mekke‘de Müslümanlara yoğun baskılar uygulanıyor ve inançlarından vazgeçmeleri için yıldırma çalışmaları yapılıyordu.  Musab bunu bildiği için Müslüman olduğunu ailesinden gizliyordu. Ancak bir gün Osman B. Talha Musab‘ın namaz kıldığını görmüş ve bunu ailesine bildirmişti. O andan itibaren ailenin tavrı değişmiş ve Musabı yakalayıp hapsetmişlerdi.

Musab burada Habeşistan‘a hicret eden kafileye katılıncaya kadar hapsedilmiş ve çeşitli işkencelere tabi tutulmuştu. Habeşistan‘dan döndüğünde Musab  daha güçlü ve donanımlıydı ve ne olursa olsun  efendimizin yanında  yer almak istiyordu.

Bu dönem Birinci Akabe Beyatı gerçekleşmiş ve Medineli Müslümanlardan bir grup İslam‘ı kabul etmişler ve kendilerine İslam‘ı anlatacak birini istemişlerdi. Efendimiz, bu görev için Musab bin Umeyri görevlendirmişti. Bu süreçte Musab buradaki Müslümanlara namaz kılmayı Kur‘an okumayı ve İslam‘ın emirlerini anlatmış ve İslam‘ın burada yayılmasına katkı sağlamıştı.

Musab görevini büyük bir  azim ve gayretle sürdürüyordu. Bir yıl sonra, hac mevsiminde  Mekkeye yanında yetmiş kişi ile gelen Musab Medine‘de İslam‘ın hızla yayıldığını haber veriyordu. Çalışmalar hızla devam etmiş ve İslam‘ın girmediği ev  kalmamıştı.

Bedir Savaşında ve  Uhud savaşında  sancak Musab‘ın   elindeydi. Hatta savaş esnasında Müslümanların geri çekildiğini görünce yüksek sesle şu  ayeti okuyordu: "Muhammed ancak bir peygamberdir ondan önce birçok peygamberler gelip geçmiştir ( Âl-i İmran, 3-144)

Uhud Gazvesinde İslâm ordusunun sancağını taşıyan Mus‘ab b. Umeyr‘in  sağ kolu kesildi. Bunun üzerine hemen sancağı sol eline alarak savaşa devam etti. Fakat ardından sol eli de kesildi. Bu defa vücuduyla sancağa sımsıkı sarıldı ve yukarıdaki ayeti okumaya devam etti. Sonunda üzerine gelen bir mızrak darbesiyle şehid oldu. Sancağı hemen Suveybit b. Sa‘d ve Ebû‘r-Rûm b. Umeyr adlı sahabiler aldılar, çünkü  bu savaşta Musab şehit olmuştu..

Bu savaşta sahabeden bir çok kişi şehit olmuştu. Bunlar arasında Musab da vardı. Efendimiz şehitlere baktı çok üzüntülüydü, sonra Musab‘ın naşının başına geçerek şu ayeti okudu: "Müminlerden öyle er kişiler vardır ki, Allah‘a verdikleri sözde sadakat ettiler. Kimi adadığını ödedi şehit oldu kimi de ( şehit olmayı) bekliyor. Onlar verdikleri sözü asla değiştirmediler" ( el-Ashab 33-23)

Musab, şirkin karanlığına batan bir toplumda  her şeyini  terk ederek teslim olmuş bir sahabeydi. O maddi servetine aldanmamış Allah‘ın yolunu seçmiş ve kırk yaşında  şehit olmuştu. Sahip olduğu maddi imkanları elinin tersiyle iterek hidayete tabi olan Musab‘ın ardından Habbab şunları söylüyordu. " Biz hz. Peygamberle birlikte Medine‘ye yalnız Allah‘ın  rızası için  hicret ettik, artık mükafatı Allah‘tan bekleriz. Arkadaşımız arasında bu nimetlerden tatmadan ahrete gidenler var ki Musab bunlardan biridir..." Allah ondan razı olsun...

Muhabir: Haber Merkezi