İnsanların büyük bir kısmı geçmişte yaşanmış savaşların,

kazanılan zaferlerin, çöken imparatorlukların, dağılan ülkelerin, yaşanmış

olayların, insanların inisiyatifinde ve tesadüfen geliştiği yanılgısına

kapılırlar. Liderlerin aldığı kararlar ile savaşlar başlar ya da son bulur diye

düşünür, tüm dünyada meydana gelen ekonomik krizlerin uygulanan hatalı

politikalar sonucu ortaya çıktığını zannederler. İnsanların yaratılmış

varlıklar olarak sadece bir vesile olduğunu bilmez, evrendeki her şeyin

Allah ın kontrolünde olduğunu göz ardı ederler.

Evet, insanların karşılaştığı her olay Allah katında

önceden planlanmış ve imtihan için özel yaratılmıştır. Allah ın yarattığı her

görüntü Müslüman ın eğitimi için gereklidir. İnsanın istemediği; sinirlenecek,

üzülecek, sıkılacak, heyecanlanacak ve panik meydana getirecek olaylar

kendiliğinden gelişmez. Mesela karşınızdaki kişi durduk yere sizi

öfkelendirecek bir söz söyleyemez. Her bir sözü Allah an an yaratır. O kişiyi

Allah özel seçer, yanınıza yollar. Allah neye kızacağınızı en iyi bilendir; o

kişiye sizin sinir uçlarınızı harekete geçirecek sözü Allah ilham eder.

Bunların hepsi denenmeniz için özel seçilir, kendi tavrınıza kendinizi şahit

kılmak için bu gibi olaylar özellikle yaratılır. Ruhunuzun olgunlaşması,

derinleşmesi, cennete layık bir ruha ulaşılması için Allah bu şekilde kullarını

eğitir. Bu gerçeği bilen bir Müslüman yaşadıklarını hayır gözüyle

değerlendirdiği için -hata yapsa bile - bu onun lehinedir ve daha çok

gelişmesine vesile olur. O yüzden Allah a sürekli hüsn-ü zanla bakmamız hem çok

önemli bir iman alameti hem de Allah a olan sevgimizin belgesidir.

Hayatının Akışı Bir Anda Değişebilir

Günlük hayatın koşuşturmasına kapılanlar hayatının geri

kalanının hep aynı şartlarda ve imkanlar içerisinde geçeceğini düşünürler.

Halbuki bir müddet sonra ne olacağından hiç kimsenin haberi olmaz. Belki bir

gün sonra kanser olduğunu öğrenecek, belki de bir anda hafızasını kaybedecektir.

Allah ın dilemesiyle bir anda insanın hayatının akışı değişebilir; kendini

farklı insanların, hayal bile edemediği farklı bir ortamın içinde bulabilir.

Çok sağlıklı iken bir anda ayağı kayıp düşerek sakat kalabilir, bir anda

hastane odalarında, koltuk değnekleri yardımı ile yürüyebilen ya da yatağa

bağımlı bir insan haline gelebilir. Sürekli birlikte olduğu insanları artık

görmeyebilir. Bu konular üzerinde derin düşünen bir insan ne gelecek kaygısına

kapılır, ne prestij peşinde koşar, ne kendini kaybederek öfkelenir. Kıskançlık,

hüzün, gelecek korkusu gibi hisler onun için artık anlamını yitirmiştir.

Cahilce hırsları, anlamsız rekabetleri, tevekkülsüz bir ruhu geride

bırakmıştır. Bunların her an şuurunda olan insan, sürekli içten Allah a ve ahirete

yönelir. Allah ın razı olmayacağı bir tavırda bulunmaktan her zaman çekinip

sakınır.

Kur an ayetlerinde Allah, çok sık dünya hayatının oyundan

ibaret ve çok kısa olduğunu belirtmiştir. Bizlere verilen süre bir göz açıp

kapama süresi gibi hızla geçecek ve hepimiz ölümü tadacağız. Bir bakacağız ki

ölüm melekleri karşımızda Bu nedenle görüntüye aldanmak çok büyük akılsızlık

ve hüsran olur. Nasılsa ben Müslüman ım diye düşünerek kendini garanti

dahilinde görmek kesinlikle yeterli değildir. Sürekli Allah a sığınan, Allah a

içten içe dua eden, aczini bilen bir ruhta olmak gerekir. Zira kudretin,

kuvvetin, ezelin ve ebedin tek sahibi Allah tır.