Milli Görüş Kuruluşları'ndan (MİL-KO) olan Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) Genel Başkanı Nurdoğan Öztürk, son okul saldırılarının ne manaya geldiğine ilişkin ve nasıl çözülmesi gerektiği hususunda önemli tahlillerde ve açıklamalarda bulundu.

Önce Şanlıurfa ve dün de Kahramanmaraş’ta ard arda yaşanan okul saldırıları hakkında Tekder’in görüş ve önerilerini Milli Gazete'ye açıklayan Nurdoğan Öztürk, gençlerin 'Akran, ekran ve gelecek kaygısı içinde statü arayışı içinde olduğunun' altını çizdi.

Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) Genel Başkanı Nurdoğan Öztürk konu hakkında Milli Gazeteye şu açıklamalarda bulundu;

"Teknik Elemanlar Derneği (TEKDER) olarak, 14 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa’nın Siverek ilçesinde Ahmet Koyuncu Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi’nde gerçekleşen silahlı saldırıyı ve 15 Nisan 2026 tarihinde Kahramanmaraş’ta Ayser Çalık Ortaokulu’nda meydana gelen benzer silahlı saldırıyı derin üzüntü ve kaygıyla takip ediyoruz.

Her iki olayda da masum öğrenciler, öğretmenler ve okul çalışanları hedef alınmış; yaralanan ve hayatını kaybeden vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılarımıza acil şifalar diliyoruz. Saldırılarda hayatını kaybedenlere başsağlığı, yaralananlara geçmiş olsun temennilerimizi iletiyoruz. Bu tür şiddet olaylarının ülkemizde bir daha yaşanmamasını temenni ediyoruz.

Gençlerimizin, özellikle mesleki ve teknik eğitim alanındaki öğrencilerimizin geleceğini şekillendiren okullarımızın, şiddet ve korku ortamına dönüşmesi kabul edilemez. Bu saldırılar, sadece bireysel trajediler değil; aynı zamanda eğitim sistemimizin, gençlerimizin psikososyal gelişiminin ve toplumun genel güvenlik algısının karşı karşıya kaldığı ciddi bir uyarıdır."

OYUNLARDA KOLAYCA KAZANILAN “STATÜ”, “YAĞMA” VE “İNTİKAM” DİNAMİKLERİ...

Peki, gençler neden bu tür olaylara sebebiyet veriyor? TEKDER Genel Başkanı Öztürk, farklı açılardan gençlerin içinde bulunduğu durumu analiz etti;

"Blockchain nesli olarak tanımladığımız, dijital dünyanın (ekranlar, oyunlar, sosyal medya ve blockchain tabanlı etkileşimler) içinde büyüyen gençlerimiz, gerçek hayattaki akran ilişkileriyle ekran dünyasındaki sanal roller ve statü arayışı arasında sıkışmış durumdadır.

Bu sıkışma, aşağıdaki nedenlerle istenmeyen ve trajik sonuçların ortaya çıkmasına zemin hazırlayabilmektedir:

• Sosyal baskı (social pressure): Gerçek hayattaki akran gruplarında kabul görme, saygı kazanma ve statü elde etme zorlukları,

• Dijital erişilebilirlik (digital accessibility): Silah, şiddet içerikli oyunlar ve sosyal medya platformlarına kolay ve hızlı ulaşım,

• Etkileşim yoğunluğu (interaction intensity): Ekranlarda sürekli ve anlık geri bildirim sağlayan sanal etkileşimlerin (oyun rolleri, like, yorum, raid mekanikleri) gerçek hayattaki yüz yüze ilişkilerden daha baskın hale gelmesi,

• Gelecek kaygısı (future anxiety): Hem gençlerin kendilerinin hem de ebeveynlerinin eğitim, iş, ekonomik güvenlik ve yaşam standartları konusunda duyduğu derin endişe.

* Bu unsurlar bir araya geldiğinde, oyunlarda kolayca kazanılan “statü”, “yağma” ve “intikam” dinamikleri gerçek hayata yansıyabilmekte, sosyal medya üzerinden yayılan copycat etkisi ise bu döngüyü hızla büyütmektedir."

TEKDER'DEN ÇÖZÜM ÖNERİLERİ...

TEKDER Genel Başkanı Nurdoğan Öztürk, yaşanan feci olaylara ilişkin çözüm önerilerini şu şekilde sıraladı;

"TEKDER olarak, teknik elemanlar ve mesleki eğitim camiası adına şu çözüm önerilerimizi kamuoyu ve yetkililerle paylaşıyoruz:

1. Okullarda zorunlu “Şiddet Eylem Planları” hazırlanmalı, rehberlik ve psikolojik danışma hizmetleri güçlendirilmeli, her okulda tam zamanlı psikolog ve erken uyarı ekipleri oluşturulmalıdır.

2. Akran destek programları yaygınlaştırılmalı; öğrenciler arası empati, çatışma çözümü ve sağlıklı iletişim becerileri geliştirilmelidir.

3. Müfredata “Dijital Okuryazarlık ve Oyun Bilinci” dersi eklenmeli; şiddet içeren dijital içeriklerin desensitizasyon etkileri bilimsel temelli anlatılmalı, gerçek-sanal ayrımı vurgulanmalıdır.

4. Okullarda gerçek hayatta statü kazandıran kulüpler (spor, sanat, e-spor, teknik proje ve blockchain eğitim kulüpleri) çoğaltılmalı; başarılar somut ödüllerle (sertifika, rozet, tokenize başarı belgeleri) taçlandırılmalıdır.

5. Aile-okul işbirliği güçlendirilmeli; “teknolojisiz kaliteli zaman” kuralları ve ortak aile-çocuk dijital sözleşmeleri teşvik edilmelidir.

6. Medya yayınlarında fail isimleri, detaylı manifesto ve görsellerin yayını sınırlandırılmalı; taklitçi (copycat) etkisini önleyecek etik kurallar uygulanmalıdır.

7. Mesleki ve teknik liseler özelinde erken risk tespiti mekanizmaları kurulmalı; teknik eleman yetiştiren kurumlarımızda mental sağlık desteği ve sosyal uyum programları önceliklendirilmelidir.

8. Blockchain ve Web3 teknolojileri olumlu yönde kullanılarak, gençlere öğrenmek için oyna (“play-to-learn) modelleriyle gerçek beceri ve statü kazandıran güvenli dijital platformlar geliştirilmelidir.

Bu önerilerin, Milli Eğitim Bakanlığı’nın mevcut "Şiddetin Önlenmesi ve Azaltılması Eylem Planı" ile entegre bir şekilde hayata geçirilmesi gerektiğini düşünüyoruz."

"NESLİN DİJİTAL GERÇEKLİĞİNİ DİKKATE ALAN YAKLAŞIMLARA HER ZAMAN KATKI VERMEYE HAZIRIZ!"

Nurdoğan Öztürk son olarak sözlerini şöyle tamamladı;

"Teknik elemanlar olarak, eğitim ve gençlik politikalarında bilimsel, uygulanabilir ve neslin dijital gerçekliğini dikkate alan yaklaşımlara her zaman katkı vermeye hazırız.

Teknik Elemanlar Derneği olarak, gençlerimizin güvenli bir eğitim ortamında yetişmesi, akran bağlarının güçlenmesi ve ahlaklı toplumlar, maneviyatı gelişmiş gençlik ve dijital dünyanın fırsatlarının gerçek hayata olumlu yansıması için tüm ilgili kurumlarla işbirliğine açığız."

Muhabir: Rıza Yayladangel