Türkiye, kural ve ölçü tanımaz bir üslupla 7 Haziran seçimlerine gidiyor. Görüntüsü bile korkunç. Cumhurbaşkanı ve AKP’nin temel söylemleri içinde tabii olanı var mı Halk, hiç bu seçimdeki kadar manipüle edilmedi.

Polemik, çarpıklık, adaletsizlik, yalan bu seçimlerin hâkim unsuru! Böylesine karanlık bir gecenin sabahından hayır umulur mu

Bu görüntüden kurtulmamız gerek. Facianın farkında olanlar halkı uyarmalı, halk da oylarıyla geleceğini kurtarmalıdır.

Cumhurbaşkanı AKP’nin oylarının hızla düşüşe geçtiğini görünce, Hükümet lehine propagandaya başladı. Bu, benzeri görülmeyen faciayı hep birlikte yaşıyoruz.

AKP’nin küresel güçlerle işbirliği içinde olması inançlı halkımızı endişelendirdi. Halk, hızla Millȋ İttifak’ın temsil edildiği Saadet Partisi’ne kaymaya başladı. Cumhurbaşkanı inançlı kitlelerin tekrar desteğini almak için meydanlara Kur’an’la çıkmaya başladı. 13 senedir aklına gelmeyen fetih kutlamasına girişti.

12 sene “Ne istediniz de vermedik” mantığıyla devlet imkânlarını seferber ettiği grubun hesabını verecek yerde; yavuz hırsız misali yanlışının faturasını başkalarına ödetme uyanıklığı (!) gösterdi.

Cumhurbaşkanı, “Başkan’lığa karşı çıkanlar arasında millet yok” diyor. Peki, Sayın Arınç gibi, “Başkanlık önceliğimiz değil. Türkiye’de başkanlık sisteminin alt yapısı yok” diyen AKP’liler de mi “millet” değil “Millet” yalnız cumhurbaşkanının taleplerini gözü kapalı kabul edenlerden mi ibaret Biliniz ki; Türkiye, cumhurbaşkanından da, AKP’den de büyüktür.

Sorumlu İnsanlar Uyarıyor

AKP’nin adil olmayan, kaygı verici icraatları o kadar çok ki… ABD ve AB’ye teslimiyet hepsinin önünde! 32 TV kanalı, 20 kadar gazete tek taraflı yayınlarıyla gerçekleri ters yüz ediyorlar. Devlet ve belediye imkânları AKP’nin emrine amade! Savururcasına para harcıyorlar. TRT ise, AKP’nin borazanı!

Halkın temayül ve işaretiyle Saadet Partisi çatısı altında Millî İttifak kuruldu. Seçim barajını aşmaktan çok Türkiye’deki tıkanıklığı giderip normalleşmesini amaçladı.

Saadet Partisi ve BBP, sorumluluğunu kuşandı; çivisi çıkan Türkiye’yi rayına oturtmayı hedeflediler.

Mardin Milletvekili Adayı olan Ahmet Özal, Saadet Partisi listesinden seçime girme gerekçesini şöyle açıkladı: “Toplumsal yapı yara aldı. Türkiye’nin bugünü ve geleceğini iyi görmüyorum. Doğruları anlatmayı vicdani bir sorumluluk olarak gördüm.” (Millî Gazete, 30. 5. 2015)

Fikir adamı Sezai Karakoç da, “AKP, uzun süreli halk desteğine rağmen temel meselelerde mesafe alamadı. İslam dünyası ile gelinen nokta fecaattir. Türkiye’nin geleceği karanlık ve diğer ülkelerle çatışma tehlikesiyle karşı karşıya” (Diriliş Işığı, 29. 5. 2015) diyerek halkı uyardı.

İzmir Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Burhan Özfatura Saadet Partisi’ne tam destek verdi: “Millî İttifak’ın başarısı için günde 5 vakit dua ediyorum. Oy vermemek vebal olur.” (M. Gazete, 14. 5. 2015)

Dünya Ehl-i Beyt Derneği Başkanı Fermani Altun, “Türkiye’nin darboğazdan kurtulması için Saadet Partisi Meclis’te olmalı” ifadesini kullandı. (Millî Gazete, 26. 5. 2015)

Saadet Partisi Genel Başkanı Mustafa Kamalak, İstanbul Mitingi’nde, “Saadet Partisi Meclis’e girmezse bu seçimin ne anlamı olur ” diyerek yukarıda söylenenlere dikkat çekti.

Saadet Hakem Konumunda

Türkiye 13 senedir suni gündemlerle oyalandı. Kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı üslup halkı birbirine düşürdü. Şimdi Türkiye’nin gerçek gündemine dönerek problemlerine çözüm getirme zamanı.

Millî bütünlüğümüzü sağlamakla görevli olan cumhurbaşkanı tarafsızlığını yitirdi. Bazı belediye başkanları “genel başkan gibi konuşuyor” diyerek karşılama törenlerine katılmadı. Meclis’teki bir siyasi parti lideri “bizim cumhurbaşkanımız değil” sözünü etti.

Toplumda hakem rolünü üstlenecek insanların bulunmaması büyük eksiklik. Saadet Partisi böyle bir görevi üstlenecek tecrübe ve birikime sahiptir.

Milli Görüşçüler Meclis’te olduğu dönemlerde örnek gösterilecek bir üslup oluşturdular. Nezaket ve kibarlığı öne çıkararak değerlerimizin aşınmasına fırsat vermediler. Siyaset kurumunu hizaya getirmek için Saadet Partisi güçlü bir grupla Meclis’te olmalıdır.

CHP, kavgacı ve itham edici üslubuyla tanınıyor. Genel Sekreterleri Gürsel Tekin, 16. 3. 2015 günü Millî Gazete Ankara Bürosu’nu ziyaret ederek şu itiraflarda bulundu:

“-Birbirimizi eleştirerek, ayrıştırarak Türkiye’yi ‘büyük’ yapamayız. Siyaset dili o kadar sert ki, Allah’tan millet daha sağduyulu. Millet bizim dilimizi referans alsa her gün kavga olur. Siyaseti, siyasetçiler kirletiyor.”

Siyasiler Milli Görüşçülerin yanında kendilerine çeki düzen vermek zorunda kalıyorlar. Saadet Partisi’nin Meclis’e girmesi siyaset kurumuna kalite getirecektir.