Prof. Jeffrey Sachs bir makale kaleme almış ve

makalesinde düşüncelerimize tercüman oluyor. Makalesinde; Bırakalım, Ortadoğu

kendi kendini yönetsin diyor. Fena mı diyor  Oyunlarla, müdahalelerle Ortadoğu kabından çıkarıldı. Yüzyıl önce

Birinci Dünya Savaşı Osmanlı terekesini paylaşmak ve Ortadoğu yu yağmalamak

için çıkartılmıştı. ABD bölgeye 1991 yılından beri hamle yapıyor. Daha doğrusu

İkinci Dünya Savaşı akabinde Musaddık ın devrilmesinden beri hamlelerine devam

ediyor. İsrail in kurulması ve ardından İran Devrimi, bölgede kutuplaşmayı ve

çelişkileri had safhaya taşıdı. 1991 yılından itibaren de Bush hanedanlığı

devreye girmiş ve ABD bölgeye çöreklenmişti. 11 Eylül sonrası İslam dünyasını

Amerikan ve İsrail mandası haline getirmek istiyorlardı. BOP bunun için

vazedilmiştir. İslam ın kodlarıyla, genleriyle oynamak, Müslümanları işbirlikçi

mankurtlar sürüsü haline çevirmek istiyorlardı. Bunu başaramadılar. Afganistan

ve Irak ta şanlı direniş ABD yi tüketmiş ve ideolojik olarak onu dünya âlem

önünde çıplak hale getirmişti. 2002 den sonra Arapların ekonomik durağan

yapısını istismar eden George Walker Bush durumdan vazife çıkarmış ve Napolyon

gibi İslam dünyasını kalkındırmak için hamleye geçmişti! 11 Eylül geri tepti ve

ABD kepaze oldu. Bununla birlikte Arap Baharı sonrası arkaik rejimlerle halkın

karşı karşıya gelmesini fırsat bilerek (bölge karışınca) kaybolan rolünü geri

almak için yeni bir hamle yaptı. İran-Irak savaşını kışkırttıkları gibi

uzatmasını da bilmişlerdi.

*

Irak işgali ve ardından Arap Baharı ile birlikte İran

bölgede 1980 deki oyuna bir şekilde yeniden dönmüş oldu. İslam dünyasıyla

bütünleşmek, onu kazanmak yerine tekil çıkarlar (infiratçı kazanımlar) peşine

düşmüştür. Bu da meseleyi kilitlemiştir. ABD de Suriye meselesini bölgesel

çelişkileri artırmak, bölgeyi zayıflatmak ve kendisini güçlendirmek için

uzattıkça uzatmıştır. Meseleyi kör düğüm haline getirmiş ve mezhebi ve etnik

kin ve intikam dürtülerini kamçılamıştır. Bunun nedenlerinden birisi ABD nin

kaybolan rolüne devralmak ikincisi de İsrail i konsolide etmektir. Hatta

bölgede ABD nin kaybolan rolünü kimin dolduracağı hesaplanıyordu. Kimileri

Rusya kimileri Türkiye diyordu. Rusya bölgeyle taktik olarak ilgilendi. Ukrayna

ile stratejik anlamda ilgilendi. Uluslararası çekişmelerde bölgeyi koz olarak

kullandı. Ortadoğu da gerçek bir aktör olmak yerine fırsatçılığı seçti. Belki

aktör olmaya ehliyeti de yoktu. AKP ise boş ve başrole heveslendi ama elleri

boş kaldı. Hakiki bir hamle ortaya koyamadı. Risk almadı. Rüyaları stratejik,

kaygıları ise ekonomikti. Ahmet Mansur gibiler potansiyel olarak ABD nin

boşluğunu Türkiye nin dolduracağını varsayıyorlardı. Evdeki hesap mı çarşıya

uymadı yoksa AKP mi kıvrak yahut becerikli çıkamadı

*

ABD 11 Eylül sonrası yaptığı gibi bir kez daha IŞİD ve

terör meselesini kullanarak yeniden bölgeye dönmek istiyor. IŞİD bunun

kapılarını açtı. 2010 yılında ABD ile anlaşmayı aktifleştirmeyen Maliki,

Sünnilerle ve Kürtlerle anlaşamadığı için ABD nin dönmesine yeşil ışık yakmak

zorunda kaldı. Yerel hasımlarını ABD ile tasfiye etmek istiyordu. Lakin IŞİD

Irak satranç tahtasında yaman bir piyon haline gelmişti. Maliki IŞİD üzerinden

Şii rüzgârını veya kampını arkasına almış, bu mesele neredeyse Maliki yi

kurtarıcı haline getirmişti!  Maliki IŞİD

köprüsü üzerinden üçüncü dönem de başbakanlığını garanti etmek istiyordu.  ABD ise acele etmeyerek IŞİD i, Maliki yi

devirmek için kullandı. Sonuçta, ABD hem IŞİD düşmanlarıyla hem de Maliki

düşmanlarıyla köprü kurmuş oldu. Yani dört ayak üzerine düştü. Sıfır maliyetle

Irak ın ikinci defa kurtarıcısı oldu! Böylece Mukteda Sadr gibi güya Amerikan

düşmanlarının nazarında bile ABD kurtarıcı hale gelmiştir. Onları hem Maliki

hem de IŞİD derdinden kurtarmıştır veya kurtarmaktadır.

Prof. Jeffrey Sachs dışarıdan mıncıklama ve parmak sokmaların

bedelinin büyük olduğunu ifade etmektedir. İç dengeleri sürekli olarak bozmakta

ve uzlaşma iklim ve zeminini berhava etmektedir. Bölgedeki güçlerin potansiyeli

bellidir. Kendi başlarına kalsalar uzlaşmak zorunda kalacaklardır. Dış

kaşımalarla birlikte bu dengeler bozulmakta ve uzlaşma zemini de

kaybolmaktadır. Dış parmaklarla ve kurcalamalarla birlikte uzlaşmanın yerini

kazanma hırsı almaktadır. Son sıralarda IŞİD üzerinden İran ve ortaklarının

ABD nin potansiyel ortakları haline gelmelerinin başka bir izahı var mıdır ABD

bölgeden elini çekmeli ya da 2003 ten sonra olduğundan daha keskin bir biçimde

bölge ile birlikte cehenneme yuvarlanmalıdır.  Arap Baharı sonrasında; Bush tan Obama ya, bölgenin gerçek düşmanın bir

kez daha ABD olduğu ortaya çıkmıştır. ABD bizi kandırmaya çalışsa da biz

kendimizi kandırmayalım.