Küresel güvenlik mimarisinde kartların yeniden dağıtıldığı, savunma bütçelerinin milyar dolarlık rekorlarla tavan yaptığı oldukça kritik bir dönemden geçiliyor. 7-8 Temmuz 2026 tarihlerinde Türkiye'nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek dev NATO Ankara Zirvesi öncesinde Washington'da konuşan Genel Sekreter Mark Rutte, müttefiklerin savunma harcamalarındaki tarihi dönüşümü gözler önüne serdi. Artan küresel risklere karşı ittifakın her karış toprağı korumaya kararlı olduğunu belirten Genel Sekreter, bu süreçte sanayi ve teknoloji üretim kapasitesinin artık hayati bir safhaya geldiğine işaret etti.

"İHTİYACIMIZ OLAN ŞEY TRANSATLANTİK SAVUNMA SANAYİ DEVRİMİDİR"
Müttefiklerin bütçelerini artırmasına rağmen askeri kabiliyetlerin henüz istenen hız ve ölçekte üretilemediğini itiraf eden Rutte, bu durumun sadece bir stok meselesi olmadığını, yenilikçi çözümlere ihtiyaç duyulduğunu aktardı. Savunma sanayisinde California'dan Türkiye'ye uzanan entegre bir hat kurmayı hedeflediklerini belirten Rutte, "İhtiyacımız olan ve teşvik etmeye çalıştığımız şey, gerçek bir transatlantik savunma sanayi devrimidir." ifadesini kullandı.
İlkbahar aylarında Türkiye'ye gerçekleştirdiği ziyareti anımsatan Genel Sekreter, milli gururumuz olan savunma elektroniği şirketine yönelik olarak, "Türkiye'nin en büyük savunma elektroniği şirketi ASELSAN, İttifakımızın her üyesine fayda sağlayacak olan Türkiye'nin savunma sanayisi devrimine öncülük ediyor." sözleriyle övgü dolu ifadeler kaydetti. Türkiye'nin NATO genelinde faaliyet gösteren yaklaşık 3 bin savunma sanayisi şirketi bulunduğuna dikkat çeken Rutte, Ankara'daki zirvede devasa bir savunma sanayisi günü düzenleneceğini ve on milyarlarca dolarlık yeni sözleşmelerin açıklanacağını vurguladı.
İŞTE NATO'NUN EN BÜYÜK TEHDİT LİSTESİ
Konuşmasında ittifakın karşısındaki küresel tehdit odağı ülkelere dair net bir projeksiyon çizen Rutte, sinsi ittifaklara karşı uyarılarda bulundu. Rusya'nın bugün olduğu gibi uzun vadede de en büyük ve en dinamik tehdit unsuru olmaya devam ettiğini belirten Rutte, Çin'in askeri kapasitesi ile nükleer gücünü büyük bir hızla geliştirdiğini, Kuzey Kore'nin ise nükleer programını sürdürürken Ukrayna'daki savaştan tehlikeli bir askeri tecrübe kazandığını ifade etti.
İran'ın nükleer silaha sahip olmaması gerektiği yönündeki ortak kararlılığın sürdüğünü hatırlatan Genel Sekreter, bu ülkelerin giderek daha yakın işbirliği içinde hareket ettiğine parmağını basarak, "Rusya, bugün de uzun vadede de en büyük tehdidimizdir." şeklinde konuştu. Harcamalardaki ve komuta yapısındaki bu köklü dönüşüm sürecini "NATO 3.0" olarak tanımlayan Rutte, söz konusu kırılmada ABD Başkanı Donald Trump'ın liderliğinin belirleyici bir rol oynadığına dikkat çekti. Avrupalı müttefiklerin ve Kanada'nın 2016-2026 döneminde savunmaya ilave 1,2 trilyon dolar ayırdığını anımsatan sözcü, Avrupa ülkelerinin yakın zamanda hava, kara ve deniz kuvvetlerine ait bazı komuta görevlerini devralacağını ve böylece ABD'nin Hint-Pasifik gibi diğer güvenlik önceliklerine daha rahat odaklanabileceğini vurguladı.

ANKARA ZİRVESİ LAHEY'DEN BİLE ÖNEMLİ
Geçen yıl Lahey'de alınan tarihi kararların ardından gözlerin çevrildiği Ankara buluşmasının sadece sembolik bir zirve olmayacağı netleşti. Toplantının önem derecesine dair çok çarpıcı bir kıyaslama yapan Genel Sekreter Mark Rutte, "(NATO Ankara Zirvesi) Bence gerçekten çok önemli. Hatta belki Lahey Zirvesi'nden bile daha önemli çünkü verilen taahhütler harika." değerlendirmesinde bulundu.
Toplantının soru-cevap kısmında, Türkiye'nin ABD'den tedarik etmeyi planladığı F-35 savaş uçaklarına ilişkin yürütülen müzakereler de gündeme geldi. İki ülke arasındaki askeri anlaşmalara dair kamuoyu önünde doğrudan yorum yapmaktan kaçındığını belirten Rutte, konuya ilişkin olarak, "Çünkü bunlar öncelikle iki ülke arasındaki (ABD-Türkiye) meselelerdir. Örneğin ABD'nin Türkiye ile hangi savunma anlaşmalarını yapacağına ABD karar verir. Dün Oval Ofis'te Başkan'ın bu konuda yaptığı açıklamaları da duydunuz. Ben bu tür süreçlere dahil olsam bile bunu her zaman perde arkasında ve gizli şekilde yaparım. Bu nedenle kamuoyu önünde yorum yapamam. Ancak Başkan ve Başkan Yardımcısı'nın dün bu konuda yaptıkları açıklamalar zaten ortadadır." ifadelerini kullandı.






