Karikatürist ve oyuncu Hasan Kaçan: "Ömer Lütfi Mete hayat dolu, güler yüzlü ve inançlı bir insandı. En hoşlanmadığı şey asık suratlılıktı. Müzmin ciddiyetten nefret eden biriydi. Bunu hastalık olarak görürdü. Kendi dünyasının güler yüzünü, neşesini bir taraftan da muhabbetini yaşayan ve insanlara da yaşatan mümtaz bir kişilikti" değerlendirmesinde bulundu.
Sultan Çoğalan
Geçen yıl evinde geçirdiği kalp yetmezliği sonucu hayatını kaybeden gazeteci-yazar Ömer Lütfi Mete‘nin 20 yıllık dostu karikatürist ve ‘‘Heredot Cevdet‘‘ tiplemesiyle tanınan oyuncu Hasan Kaçan, ‘‘Ömer ağabeyin ruhunun aramızda olduğunu hissediyoruz ve yaşıyoruz. O nedenle manevi olarak Ömer ağabey ile ayrıymışız gibi görmüyoruz. Bu sadece fiziki bir ayrılık‘‘ dedi. Yaklaşık 2,5 ay önce kalp yetmezliği ve asistoli (kalbin ritmik kasılmalarının durması) sonucu vefat eden Mete için Kültür Ocağı Vakfı Ali Emiri Kültür Merkezinde anma toplantısı düzenlendi. Hasan Kaçan, 20 yıl önce tanıştığı Mete ile olan dostlukları, yaşadıkları ve Mete‘nin kendisinde bıraktığı izlenimlerini anlattı. İlk tanışmalarında Mete‘nin sanki uzun yıllardır kendisine tanıdık bir sima gibi geldiğini belirten Kaçan, ilk tanışmalarının 1990‘larda bir futbol maçında olduğunu, o dönemde karikatür dergilerinde mizah çizdiğini söyledi. Başlayan tanışmalarının dostluk şeklinde bir ağabey-kardeş ilişkisinde geliştiğini kaydeden Kaçan, sonraki dönemlerde bir gazetede birlikte çalıştıklarını, bazı dizi filmlerde oynamasına vesile olan kişinin ise Mete olduğunu ifade etti.
‘‘Gönül isterdi ki çok daha uzun yıllar birlikte aynı yolda yürümeye devam edelim ama Ömer ağabey inat etti, gideceğim diye. Tek başına da gitti‘‘ diyen Kaçan, Mete‘nin sanatçı ve gazeteci kimliğiyle ilgili yorumda bulunmasının kendisi için abes kaçacağını söyledi. Mete‘nin ne kadar kıymetli bir kişilik olduğunun herkes tarafından bilindiğini anlatan Kaçan, ‘‘Bazı insanlara ‘karınca ezmez‘ derler. İnsani kişiliğiyle birlikte dost canlısı olan Ömer ağabeyimiz de karınca ezmez bir insandı. Son derece nazik ve kibardı. Çok latif bir insandı. Ben onun kadar yumuşak bir insan görmedim. Onun kadar çabuk öfkelenen ama öfkesinin tamamen numaradan bir şey olduğunu kısa sürede anladığımız bir insandı. Ömer ağabeyimiz yüzüne baktığınızda size huzur veren bir insandı‘‘ diye konuştu. Yaklaşık 20 yıllık dostluklarında Mete‘den öfkelenmemeyi öğrendiğini vurgulayan Kaçan, sinirlenmemeyi, takıntılı ve insanlar hakkında ön yargılı olmamayı, tahammüllü bir insan ve çevresine merhametli olmayı ondan öğrendiğini kaydetti. Mete‘nin edebiyat, sanat ve gazetecilik sektörüne birçok insanın girmesine vesile olduğunu anlatan Kaçan, konuşmasında şunlara yer verdi: ‘‘O kadar yoğun yaşamasına karşın çok sayıda kitap yazan Ömer ağabeyin bilgi birikiminden çevresi olarak bizler çok faydalandık. Ömer ağabeyin fiziken aramızda olmamasını tabii ki yaşayıp hissediyoruz ama şöyle bir şey de var ki biz Ömer ağabeyin bünyesine, o bizim bünyemize girmiş. Birlikte hemhal olmuşuz. O yüzden duygusal bir eksiklik değil de onu burada görmemek, sıcaklığını hissetmemek, sesinin tonunu duymamak bir eksiklik. Ömer ağabeyin ruhunun aramızda olduğunu hissediyoruz ve yaşıyoruz. O nedenle manevi olarak Ömer ağabey ile ayrıymışız gibi görmüyoruz. Bu sadece fiziki bir ayrılık.‘‘
Mete‘nin sadece siyasi değil, toplumsal içerikli de çok çeşitli yelpazeden senaryolara imza attığını belirten Kaçan, Mete‘nin gençleri çok sevdiğini anlattı. Kaçan, ‘‘Yaramız çok taze. Ömer ağabey hayat dolu, güler yüzlü ve inançlı bir insandı. En hoşlanmadığı şey asık suratlılıktı. Müzmin ciddiyetten nefret eden biriydi. Bunu hastalık olarak görürdü. Kendi dünyasının güler yüzünü, neşesini bir taraftan da muhabbetini yaşayan ve insanlara da yaşatan mümtaz bir kişilikti. Onunla tanışmak, vakit geçirmek, dost olmak, onun ağabeyim olması hayattaki en büyük bahtiyarlıklarımdan biridir‘‘ şeklinde konuştu.





