Tarihçi edasıyla laf çoğaltmayacağım. Zira tarihçi değilim. Lakin Müslümanların birkaç asırdır yaşadıklarına baktığımda, bir akıl tutulması, bir feraset körlüğü görüyorum.

Kendi başımıza karar alamıyoruz.

Kendi başımıza ittifaklar kuramıyor, ancak Müslümanlar kardeştir, düsturu gereği adımlar çoğaltamıyoruz.

Halkı Müslüman olan ülkeler, göbeklerinde batının kimi ülkelerine bağlılar.

Azcık, kafa kaldıran ülkeleri de, fazla yeşertmeden umutları, budayıp duruyorlar.

Peki, bu neden böyledir? Ne zamandan beridir ki, Müslümanlar bir türlü kendi aralarında oturup konuşamazlar, kararlar alamazlar, mutlu sonuçlar doğuramazlar?

Kâğıt üzerinde islam ülkeleri işbirliğini ifade eden kurumlar var, kuruluşlar var. Fonksiyonel olmayan bu teşkilatların, isimlerini çokça duyarsınız, lakin neye yaradıkları, ne tür yarar sağladıkları, Müslüman ülkelerin bu kurumlar vesileyle nasıl bir düzlüğe çıktıkları muamma…

Kendileri var, içleri fos.

Ne vakte kadar bu silik, işe yaramayan yapı devam edecek?

Müslümanları bu hale koyan etkenler, geçmişler, gelecekler nelerdir? Kim gözümüzü bağlıyor, kim elimize, kolumuza kelepçe takıyor? Aklımızı kimler ne diye örtüyor?

Bağımsızlığımıza kasteden… Bizi hantal, kendi başına karar alamayan yaratıklar haleni getiren güçler kimler?

Böylesi bir aşağılık duruma rızalık göstermek niye?

Batı, kendi çıkarları için müslüman ülkeleri kendi emellerine müptela kıldıysa, bunun sorumluluğu sadece batıda mı? Gözü kapalı, tembelce ve hayvani içgüdülerle, bu güçlere ram olanların hiçbir kabahatları yok mu?

Suriye meselesine Rusya dâhil oluyor, Amerika dâhil oluyor, Fransa dâhil oluyor… türkiye? Birilerinin memnuniyeti ve rızasıyla masaya oturuyoruz.

Ya diğer müslüman ülkeler?

Ortada, kardeşlerimizi ilgilendiren hayati meseleler varken, bizim işimizi batıya havale etmek neyin nesidir?

Akıl ve insaf… Feraset nerede? Ne oldu bize? Niye, beş altı Müslüman ülke… Niye yirmi yirmi beş Müslüman ülke bir araya gelip, Müslümanların yaşadıklarını konuşamıyor? Niye dertlerimize çare arama gayretine giremiyoruz?

Parça parça oluşumuzun nedenleri ortada?

Ortak paydada dahi beraber hareket edemeyişimizin sebepleri belli.

Bu olumsuzlukları yok etmek… Problemlerimize yönelik gayretleri çoğaltmak mümkün değil mi?

Irak’ın problemini illa da Amerikalılar mı çözecek? Çözdü de ne oldu? Ölümler, yokluklar, bombalar durdu mu?

Suriye… Yaşanmaz bir ülke haline geldi… Neden?

Filistin… Bir türlü devletleşemiyor… israil zindanlarında tutsak Filistinliler… Hepimiz için bunlar utanç levhaları değil midir?

Doğu Türkistan… Kan ağlıyor… Başörtüyle sokaklarda gezmek yasak… İbadet yasak. Doğu Türkistanlılar, peşinen terörist ilan edilmiş Çin’de… Bunu hangi akıl emrediyor?

Farklı coğrafyalarda yaşayan Müslümanlar zillet içinde iken, tamtamlar eşliğinde dans eden adı Müslüman yöneticileri görünce utanıyorum.

Müslümanın aklını, ferasetini kimse esir almamalı… İman… İmanımız buna izin vermez. O halde, kendimizi ve nefsimizi, halimizi sorgulamak zamanı gelmedi mi?

Açık, aleni, Müslüman ülkelerin ve toplulukların meselelerini bir türlü konuşamıyoruz… Bu çemberi yıkmalıyız. Konuşmalı, üretmeli, çare bulmalıyız…

Ayrı yerlerde yaşamak, isimlerin farklılığı, devletlerin armaları, birlikte hareket etmeye engel olamaz.

Allah’ın emri var… Bir bedenin uzuvları değil miyiz? Ne oldu bize?