Attığım başlığın Polonya, Macaristan, Romanya ve Almanya gibi ülkelerin Ukrayna’dan gelen mültecilere kapılarını açmış olmalarına karşı olduğum anlamına gelmediğine özellikle dikkat çekmek istiyorum. Kimin yardıma ihtiyacı varsa, ona el uzatılması insan olmanın gereğidir. Bu bakımdan Rusya’nın saldırıları karşısında ülkelerini terk ederek Avrupa kapılarına yönelen Ukraynalılara özellikle başta Polonya’nın kucak açması, daha göçler başlamadan gelecekleri kabul etme hususunda her türlü tedbiri almaları, bu arada İslam ülkelerinden gelen mültecileri AB’nin sınırlarından içeri sokmamak için her türlü tedbiri aldıklarını, özellikle de Yunanistan’ın sınırlarına yaklaşan mültecileri bindikleri botlarla geri itilerek denizde ölüme mahkûm etmeleri karşısında hiçbir tepki verilmemsinin bu vesile yeniden değerlendirilmesi gerekiyor.

Özellikle Haçlılarda yüz yıllar öncesinden bugünlere gelen Haçlı ruhunun hâlâ devam ettiği bir kez daha görülmüş oldu. Tüm bunları söylerken hemen belirteyim ki, Müslümanları kabul etmeyen AB ülkelerinin Ukraynalılara kucak açmalarını yanlış buluyor değilim. Yapılması gerekeni yapıyorlar. Ancak aynı tavrın Afganistan, Suriye ve Irak gibi ülkelerden gelenlere karşı da sergilenmesi gerekiyordu. Bu yapılmadı, hâlâ da yapmıyorlar. Çünkü onlar Müslümanları hâlâ düşman görüyorlar. Böyle olunca da söz olarak ne söylerlerse söylesinler, neyi savundukları dile getirirlerse getirsinler, Haçlıların İslam düşmanlığını inançlarının bir gereği haline getirdiklerini görmek durumundayız. Böyle olunca ister istemez Haçlı ittifakı ile bir arada kardeşçe yaşamamızın mümkün olmadığını, biz ne kadar onlara benzemeye çalışırsak çalışalım kabul görmeyeceğimizi bilmek durumundayız. Bu gerçek görüldüğünde 50 yılı aşkın bir süreden beri AB kapısında bekletiliyor oluşumuzun sebebi görülmüş olur.

Bu gerçeğin görülmesi Haçlılarla birlik oluşturmak için yıllardan beri harcadığımız emeği İslam Birliği için sağlanmasına harcamış olsaydık geleceğe daha iyimser bakabileceğimizi görürdük. Ne var ki, bunca yaşananlara rağmen Batı ile ilişkilerimizde Müslümanları kendilerinden saymadıklarını, birlikte ülkelerinde yaşama hakkımızı çok gördüklerini görmemiz gerekiyor. Tüm bunları bir düşmanlığın tetiklenmesi için hatırlatıyor değilim. Çünkü dost diye, medeni diye, yıllardan beri insanımıza ulaşılması gereken hedef olarak takdim edilen Haçlıların buna layık olmadığını yaşanan olaylar ışığında değerlendirmek ve artık düşman olmayalım ama Haçlıların dost olmayacağını görmek gerekiyor. Bunun yanında ikide bir bizi niçin aralarına almıyorlar? Bunlar samimi değil, bize karşı ikiyüzlü davranıyorlar demek ve bundan şikâyetçi olmak yerine mevcut dünya düzeninde hakkın hâkim olabilmesi için yeni bir güç dengesi oluşturulmasına ihtiyaç olduğu, dengenin de ancak İslam Birliği ile sağlanabileceği gerçeğini anladığımız an atılması gereken adım atılabilir. Atılacak İslam Birliği yolundaki adımdan Haçlıların rahatsız olduğunu unutmadan hedefe ulaşmaya çalışmak gerekiyor. Çünkü Haçlılar dünya üzerinde, özellikle de İslam dünyasındaki etkinliğinden gönüllü olarak vazgeçecek değiller. Bu yola çıkanların önünü kesmek için başvurmayacakları yol yoktur. Rusya-Ukrayna çatışmasında olduğu gibi nasıl Ruslar, Ukrayna’da kendi emirleri altında bir yönetim kurmak için Ukrayna ordusuna yönetiminizi devirin talimatı veriyorlarsa, ülkemizin de öncülük ettiği bir İslam Birliği adımı karşısında hemen harekete geçecekler, hareketin önünü kesmek için ellerinden geleni yapacaklardır. Çünkü Haçlılar için tek ölçü çıkardır. Ancak bu çıkar çatışmasında karşılarında bir Müslüman ülke var ise çok daha tahammülsüz oluyorlar.