Bilmem ki mum tükendiğinde ışığı nereye gider? Kaybolur mu? Gerçekten tükenir mi?
Mum!.. Küçük, birkaç santimlik bir hacme sahip olurken koskoca bir alanı aydınlatıyor?
Peki, mum bulunduğu alanda vakarlı bir asker gibi ağır ağır tükenirken hangi mesajı verir, hangi sesin içinde kaybolur?
Mum tükenirken sesini kime nasıl işittirir?
Bütün bunlar, hayatını değerli bir iş peşinde geçiren, erdem ve faziletlerinin peşinde koşan insanların öyküsünü çağrıştırıyor insana... Öyle ki bu insanlar, tıpkı mum gibi karanlığı aydınlatmak için, yavaş yavaş tükenirken, eylemleriyle ve sözleriyle etrafı ışıtırlar. Kimi zaman sadece fiziksel varlıklarıyla konuşurlar. İnandıkları ve savunucu oldukları bir sözün yaşaması için, bedenlerini siper ederek ölmeyi tercih ederler.
Bir mum gibi yavaş yavaş ölmek! Ve bedel ödemek! Korkmadan onlarla aralarına bir sözü hakem yaparlar ve o söz uğruna yavaş yavaş kaybolmayı göze alırlar. Böyle zamanlarda karşı çıkanları çok olur. Ama mum yanmaya devam ediyordur ve karşısına çıkan kim olursa olsun öyle de yanar durur.
İnsanlığın kurtuluşu için, canlarını veren, şehitlerin, Salihlerin, ve güneşe doğru kanatlanan halis kimselerin bedenlerini mum gibi söndürdüler ve onları aramızdan kopardılar. Peki ama onların giderken bıraktıkları sözlerine ne oldu? Ona bir şey yapabilirler mi? Onu yok edebilirler mi? Onu hayattan silebilirler mi?
Mumun ışığını yok edemedikleri gibi onların da sözlerini yok edemezler hayattan silemezler...
Mum yavaş yavaş yanmaya devam ediyor... Ve bizler de tıpkı mum gibi sönmeye doğru gidiyoruz. Çocuklarımızı, sevdiklerimizi, akrabalarımızı da yanımıza alarak bir hayat gemisine atlamış yavaş yavaş ilerliyoruz. Ve mum tükeniyor, hayat bitiyor, insanlar bir yandan doğarken bir yandan ölüyor, bitkiler kuruyor, toprak aşınıyor, mevsimler değişiyor, hayat yenileniyor... Mum yanıyor, mumun ışığı var, mum dik bir duruşla etrafı aydınlatmaya devam ediyor. Mum bize bir şeyler söylemeye çalışıyor. Mumun sözünü anlayan var mı? Lütfen muma kulak verin.



