BU mübarek surenin 30.cu, (son) ayetine gelmiş bulunuyoruz. Tam karşılamasa da önce onu Latin harfleriyle yazalım:

KUL EREEYTÜM İN ESBAHA MAÜKÜM ĞAVREn FEMEn YE’TİKÜM BİMAİn MAİyyyN. Meali şöyle verilebilir:

“Söyle (Ya Muhammed) ‘ne dersiniz Suyunuz çekilip yerin dibine inse pınar suyunu size kem getirir ” 28 ve 29. Ayetlerde olduğu gibi bu ayet-i kerimede de inanç takviyesi yapılmaktadır. Ama bu ayetteki inanç takviyesi çok daha güçlüdür. Daha güçlüdür diyorum; çünkü bu ayet bizi jeolojik ve astronomik izahlara yöneltmektedir. İlk bakışta basit gibi görünebilir. Suyun yer altına çekilip çıkarılması zor olunca onun tekrar yer üstüne yaklaştırılması elbette o günün şartlarında çok zor, hatta Allah’ın bol yağmuru olmadan imkânsızdı denilebilir. Ancak dünyamızın “Güneş Sistemi”ndeki durumu dikkate alırsak ilahi düzen hakkında hayranlık veren durumlarla karşılaşacağız ve böylece imanımız çok daha büyük bir güç kazanacaktır.

Dünyamızın güneşten 149.600.000 km. uzakta olduğunu astronomi bilgisinden öğrenmiş bulunuyoruz. Eğer dünyamız güneşe biraz yaklaşacak olursa yeryüzünde su kalması şöyle dursun hiçbir canlının kalması da mümkün olmayabilir. Bu noktada dünyamızı güneşe yaklaşmadan döndüren Allah’a minnetimiz kat kat artacaktır.

Geceleyin dünyamızı tatlı bir şekilde aydınlatan “Ay” uydusunun dünyamızdan 385.000 km. uzakta olduğunu da yine ‘astronomi’den öğrenmiş bulunuyoruz. Ve yine astronotlar ‘ay’ın ‘dünya’ya belli bir mesafe yaklaşması halinde suların kabarıp yeryüzünü tamamen kapatacağı ve karda yaşamak zorunda olan canlıların hayatta kalmayacağını bildirirken yine ay uydusunun belli bir mesafe uzaklaşması halinde ise yeryüzündeki suların çekileceği ve tüm canlıların susuzluktan öleceğini açıklamışlardır. İşte kanaatime göre suremizin bu son ayeti bu hususa işaret etmektedir.

Şöyle bir düşünelim: Ay dünyamızın çevresinde dolaşmaktadır. Bu dolaşma esnasında dünyamıza yaklaşmasına engel olan nedir Ay ile dünyamız arasında direk mi var ki dibi dünyada diğer ucu ise ayda olup onun dünyamıza yaklaşmasını önlemektedir. Böyle bir durum olsa bunu herkes bilirdi. Böyle bir engel olmadığına göre ay niçin dünyamıza yaklaşmıyor İşte bu sorunun cevabı: “Onun dünyamıza yaklaşmasına Ancak Allah engel olmaktadır” şeklinde olacaktır.

Demek ki Allah ay uydumuzu dünyamızdan uzaklaştıracak olsaydı sularımız çekilecek ve onları başka hiçbir kimse getiremeyecekti. Biz de susuz kalıp ölecektik. Öyleyse ay uydusunu dünyamızın etrafında değişmeyen bir mesafede dolaştırıp sularımızın devamlı olarak yeryüzünde kalmasını sağlayan Allah’a ne kadar şükretsek azdır. Bunun tersi de söz konusu olabilirdi; yani ‘ay’ uydusu dünyamıza yaklaşır ve yeraltındaki sular üste çıkar ve kara parçaları ve kıtalar su altında kalır. Boğulur giderdik.

İşte bu ayet bizlere bu gerçeği hatırlatarak Allah’ın tabiat düzeninin şaşmaz bir düzen olduğu anlatırken insanlar için de şaşmaz biz düzeni (İslam düzeni) olduğunu hatırlatarak imanımızı güçlendirip küfür bataklığına düşmekten koruyor.

Ayet-i kerimedeki “Söyle” emri evvelemirde (işin başında) Peygamber Efendimize veriliyor ise de Kur’an okuyan herkese verilmiş sayılır. Nitekim asrının müceddidi diyebileceğimiz İmam Gazzali İhyau-l’ulum adlı eserinde: “Kur’an okuyana hitap eder” diyor. Öyleyse bu emir bütün Müslümanlara verimleş bulunmaktadır. Bu olayı birbirimize anlatmalıyız.