Muhalefetin görevi ters giden birtakım gelişmelere dikkat çekmek, kendi açısından yanlışın düzeltilmesi yönündeki düşüncelerini açıklamak, kısaca iktidara yol gösterici olmaktır. Elbette iktidarın muhalefetin tekliflerine ‘evet’ demek gibi mecburiyeti yoktur. Ancak muhalefete neyi nasıl yapmaları gerektiği yönünde birtakım açıklamaların yapılması da doğru değildir. Çünkü iktidar ile muhalefetin görevi ülkenin sorunlarına çözüm bulmaktır ama sorunların çözümü konusunda esas görev iktidara aittir. Bulunduğu konum bunu gerektirir. Ne var ki, bizde işler pek böyle gitmiyor. İktidar kanadı nedense ısrarlı bir şekilde muhalefeti itibarsızlaştırmaya, bunun da ötesinde köşeye sıkıştırmaya çalışıyor. Hâlbuki iktidarın buna ihtiyacı yok.

Her türlü kararı alma ve uygulama yetkisi kendisinde olduğuna göre muhalefete muhalefet etmek anlamına gelebilecek muhalefete birtakım talimatlar vermek ve zorlamalara başvurmaya gerek yoktur.
Söz gelimi Sayın Cumhurbaşkanı, kendisi adaylığını resmen açıklamamış olmakla birlikte, daha doğrusu ittifak ortağı Bahçeli her fırsatta cumhurbaşkanı adaylarının Sayın Erdoğan olduğunu her fırsatta açıklamasına rağmen kendisi bir açıklama yapmadı. Bana göre erken seçim kararı alınmadığına göre açıklaması da gerekmez. Belki bazıları seçimin tarihi 2023 Haziran diye düşünerek bunu seçim kararının açıklandığı şeklinde yorumlayabilir ama bu, gerçekçi bir yaklaşım olmaz.

Kısacası, Sayın Erdoğan seçim tarihinin belli olduğunu, bunun için de adaylığını açıklamış olduğunu düşünse bile henüz seçimlere bir yıl vardır. Her an bir erken seçim kararı almak da mümkündür. O zaman zaten iktidarı ve muhalefeti ile tüm partiler aday konusunda gerekli kararı alıp açıklama yapmak zorundadırlar. Ama Sayın Başkan’ın ısrarlı bir şekilde altılı masaya dahil partilerin adaylarını açıklamaları çağrısı bir zorlama niteliği taşıyor. Bu hususta her parti kendi kararını kendisi verecektir. Bunun dışında ısrarlı bir şekilde adayınızı açıklayın yaklaşımı siyasi bir taktik olsa bile lüzumsuz gerginliğe yol açabilir.
Bunun ötesinde ülke olarak gerek dış politikada gerek terörle mücadele gibi ciddi problemlerimizin olduğu bir ortamda iktidarın da, muhalefetin de tüm dikkatini bu noktalara çevirmesi gerekirken içeride lüzumsuz bir gerginliğe davetiye çıkarmak kanaatimce doğru bir yol olmaz. Kaldı ki, 6 muhalefet partisinin bir araya gelerek bir masa etrafında toplanmış olması aslında iç politikada var olan birtakım gerginlikleri giderecek bir durum iken bundan rahatsız mı olunuyor, bunun için mi, ikide bir, “Altılı masa kararını versin” çağrısı yapılıyor? Bu çağrıları bir taktik olarak düşünmek mümkün ama kendileri dışındaki partilerin başkan adaylarını ne zaman açıklayacakları hususunda kararlarını kendileri vermek durumundadırlar. Bu iş talimatla olmaz, olmamalı. Eğer talimatla olacaksa o zaman muhalefete gerek yok demektir, bu da demokratik bir yaklaşım olmaz. Bu arada Kılıçdaroğlu’na yönelik, “Haydi kendine güveniyorsan adaylığını açıkla, karşıma çık” yollu açıklamalarda bulunmak 6 muhalefet partisinin oluşturduğu ittifaka yönelik, “Altılı masa da bunu bu kadar uzatmasın, artık kararı bir an evvel ortaya çıksın. Artık bu yıl içinde bu açıklamayı yapacaklardır” şeklindeki benzer açıklamalar, karşı tarafı etki altına alıp bir an evvel adaylarını ilan etmeye zorlamak ise bu durum iktidar kanadının seçimler konusunda rahat olmadığını göstermez mi? Rahat olsalar, bir seçim kararı alındığında yapılacak uygulama yasalarda bellidir. Her parti de buna uygun olarak hareket edecektir. Bunun dışında ısrarlı bir şekilde adayınızı açıklayın, demek özellikle de Kılıçdaroğlu’nu adaylığını açıklamaya zorlama da sanıyorum bir taktik olarak sergileniyor.