Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim, hesap gününün hâkimi,

kullarına İslam ı bir nizam olarak gönderen Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve

selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine,

O na uyanlara, O nun yolundan giden müminlere olsun.

Hakkın hâkimiyeti hakikidir, batılın hâkimiyeti ise

izafidir. Hakkın sahibi Allah tır. Batılı savunan önderlerin ve kavimlerinin

sahibi ve yardımcısı yoktur. Batıl her zaman yıkılmaya mahkûmdur. Tarih boyunca

bu hep bu böyle olmuştur. Helak olmanın bir örneği de Firavun ve kavmidir.

Allah Ona Musa ve Harun (a.s) u göndermiştir. Rabbimiz buyuruyor: Taha 43: Firavun a

gidin. Çünkü o, iyiden iyiye azdı. Araf 103: Sonra onların ardından Musa yı

mucizelerimizle Firavun ve kavmine gönderdik de o mucizeleri inkâr ettiler; ama

bak ki, fesatçıların sonu ne oldu!

Musa ve Harun (a.s): Ey Rabbimiz, doğrusu, biz, Firavun un,

bize karşı aşırı gitmesinden veya taşkınlığını, artırmasından endişe edi¬yoruz

diye niyazda bulundular.

Allah: Korkmayınız, çünkü ben, sizinle beraberim. Ben

işitirim, görürüm. Hemen Firavuna gidiniz ve ona şöyle deyin: Biz, seni ve

bütün kâinatı yaratan Allah ın iki elçisiyiz. Artık, İsrail oğullarını, bizimle

gönder. Onlara, işkence etme! Biz, sana, Rabbinden, hakiki bir ayet getirdik.

Selam ve barış doğruya uyanlar içindir. Bize, şu gerçek vahyolundu ki: hiç

şüphesiz azap, Peygamberleri yalanla¬yanların ve haktan yüz çevirenlerin

tepesindedir!

Musa Ve Harun (A.S) Firavun un Sarayında

Musa ve Harun (a.s) bu ilahi emir üzerine bir gece

Firavunun evine gittiler. Kapıyı çaldılar. Firavun ve kapıcısı korkuya

kapıldılar. Firavun: Gecenin şu saatinde benim kapımı çalmaya cesaret

edebilen kimdir dedi. Kapıcı onlara ne istediklerini sordu. Musa (a.s) ona:

Biz, Allah ın elçileriyiz deyince, kapıcı: Sen, kimin kapısını çaldığının

farkında mısın Sen ancak efendinin kapısını çalıyorsun! dedi.

Musa (a.s): Ben de, sen de, Firavun da, Yüce Allah ın

kullarıyız dedi. Kapıcı gidip duyduklarını Firavun a haber verdi ve: Kapıda

ben âlemlerin rabbi olan Allah ın elçisiyim diyen deli bir insan var deyince

Firavun: Onu içeri al dedi.

Musa ve Harun (a.s) içeri girdiler. Firavun, Musa (a.s) a

Sen, kimsin diye sordu. Musa (a.s): Ben, âlemlerin rabbi olan Allah ın

elçisiyim. İsrail oğullarını, benimle gönderesin diye beni sana gönderdi.

dedi. Firavun, biraz düşününce Musa (a.s) yı tanıdı. Firavun: Âlemlerin Rabbi

dediğin de kimdir dedi.

Musa: Allah; göklerin, yerin ve bunların arasında

bulunan her şeyin Rabbidir. Eğer hakikati, yakinen bilmeğe ehliyetli

kimselerseniz O nun varlığına ve birliği¬ne inanırsınız. O, sizin de, sizden

önceki atalarınızın da Rabbidir. O, doğu ile batının ve ikisi arasında bulunan

her şeyin de Rabbidir dedi.

Firavun şaşkındı. Kendisini ilah olarak gören bir

kimsenin başka bir ilahın varlığını kabul etmesi, ilahlıktan kulluğa dönmesi

zor ve sanki imkânsız bir şeydi. Tepkisini şöyle gösterdi Firavun: Yemin olsun

ki, eğer benden başka bir ilâh edinirsen, bana kul olup tapmazsan, seni zindana

atarım dedi.

Musa(a.s) cevaben: Ya sana, benim doğru söylediğimi

açıklayan ve seni yalanlayan, beni haklı, seni haksız çıkaracak açık bir delil

getirmişsem de mi beni zindana atacaksın dedi.

Firavun: Gerçekten doğru söyleyenlerden isen, delilini

getir dedi. Musa, asasını yere bırakıverdi. Asa büyük bir Ejderha oluvermişti.

Ağzını açmış, alt çenesini yere, üst çenesi¬ni köşkün üzerine koymuş, yutmak

için Firavun a yönelince yanındaki adamlar korkup Firavun un başından

dağılıverdiler. Kendisini tahtından yere atıp Ejderha yılanı tutması için

Musa ya yalvarıyor: Artık ben sana iman edecek, İsrail oğullarını da, seninle

birlikte gönderece¬ğim diyordu. Korkusundan altını ıslatmıştı Firavun. Bunun

üzerine Musa (a.s) asasını tuttu ve eski halini aldı. Musa (a.s) Firavun a

ikinci bir mucize olarak elini koynundan çekip çıkardı. Bakanlar için bembeyaz

ve nur saçan bir el, elin parlaklığından Firavunun gözleri kamaştı. Elini

koynuna sokup çıkardığı zaman eski normal halini aldı.

Bu olup bitenlerden sonra Firavun, Musa (a.s) ya iman

etmeye yöneldi ise de, vezir Haman: Sen kendisine tapılan bir İlahsın, O na

tabi olunca bir kul olacaksın deyince Firavun Musa ya: Bana yarına kadar

mühlet ver dedi. Allah Musa ya, Firavuna şöyle söylemesini vahyetti: Ey

Firavun, sana hiç ihtiyarlamamak üzere gençliğin, hiç elinden alınmamak üzere

Devlet in verilecek olsa, evlenmeden, yiyip içmeden, hayvanlara binip gezmeden

zevk alma gücün sana geri verilecek olsa, öldüğünde de, Cennet e girdirilecek

olsan, bana iman eder misin dedi. Bu sözler, Firavun un kalbini, biraz

gevşetti, yumuşattı. Ancak Firavun veziri ve ordularının başkomutanı Haman la

konuştuktan sonra iman etmedi ve İsrail oğullarının, Musa (a.s) ile birlikte

Mısır dan çıkıp gitmesine izin vermedi. 

Firavun Ve Kavmine İlahi

Uyarılar

Firavun ve yakın çevresi iman etmekten imtina edince

Allah onlara çeşitli uyarılarda bulundu. Bu uyarılar şunlardır. 1-Tufan Belası:

Musa (a.s) Sihirbazlarla karşılaşmasından önce Allah, Mısır halkına Tufan,

sürekli yağan yağmurlar gönderdi. Evlerini, arazilerini sular bastı, evlerinde

oturamaz, tarlalarını ekemez hale geldiler. Musa (a.s) ya geldiler, yalvardılar

yakardılar, Rabbine dua et, şu felaketi üzerimizden kaldırsın, biz sana iman

edeceğiz, İsrail oğullarını da, seninle birlikte göndereceğiz dediler. Musa

(a.s) Allah a dua etti, Allah onlardan, Tufan ı kaldırdı. Beladan kurtuldular,

nimetlere nail oldular, sözlerini unuttular, inkârcı hallerine geri döndüler. 2-

Çekirge Belası: Allah tufandan bir ay sonra onlara, çekirgeler ordusunu

gönderdi. Çekirgeler onların bütün ekinliklerini, meyvelerini, ağaçlarının

yaprak¬larını ve çiçeklerini yiyip bitirdiler. Evlerinin kapılarını,

elbiseleri, ev eşyalarını, evlerin tavanlarındaki ağaçları, demir çivileri

yemeye yöneldiler. Tavanlar çökmeğe başladı. Yine Musa(a.s) ya geldiler, dua

etmesini istediler ve iman edeceklerini söylediler. Musa (a.s) dua edince

Allah, çekirge belasını kaldırdı. Beladan kurtulunca yeniden inkârcılığa ve

zulme geri döndüler. 3- Kummel Belası: Bundan sonra Allah onlara Kummel;  küçük kanatsız çekirgeyi, ekin bitini,

karıncayı musallat etti. Bunlar, yerdeki bütün bitkileri yediler, tükettiler.

Karıncalar vücutlarını sardılar ve ısırdılar, yedikleri yemeklerin içine

doldular. Evlerinin çatısında kireç harcıyla tuğladan kaygan sütunlar yapıp

yemeklerini onun üzerine koydular. Yemek için oraya çıktıklarında,

kurtulduklarını san¬dıkları hayvanları yemeklerin içine dolmuş buldular. Onlara

bu beladan daha ağır gelen bir bela olmadı. Yine Musa(a.s) ya geldiler, dua

etmesini istediler ve iman edeceklerini söylediler. Üzerlerinden, bu belâ da

kaldırıldığı zaman, sözlerinde durmadılar, iman et¬meye yanaşmadılar. 4- Kurbağa

Belası: Bir müddet sonra Allah, Musa(a.s) ya Nil in dar bir yerine gidip

asasını Nil e batırmasını, Nil in yakınına, uzağına, aşağısı¬na, yukarısına,

onunla işaret etmesini emretti. Musa (a.s) emredileni yapınca, her taraftan

bütün kurbağalar, birbirlerine bildirdiler. Yakında olan, uzakta bulunana

seslendi. Vakvaklayarak gecenin karanlığında sudan çıkıp şehre hücum ettiler.

Kıbtilerin evlerine girdiler. Yemek tencerelerini doldurdular, yaktıkları

ocakları söndürdüler, yemeklerini bozdular, yenilmez hale getirdiler. Sokaklar,

kurbağa ölüleriyle doldu, kokudan geçilmez oldu. Tekrar Musa(a.s) ya geldiler

ağladılar, sızladılar. Dua et belayı üzerimizden kaldır, bu defa tevbe edeceğiz

ve dönmeyeceğiz dediler. Kurbağa belası kalkınca da sözlerini unuttular inkârcılığa geri döndüler. 5- KAN

BELASI: Bunun üzerine Musa(a.s) dua etti. Allah ta, onlara kan belasını

gönderdi. Aynı sudan Müslüman İsrail oğulları ve inkârcı Kıptiler gidip su

alır, İsrail oğullarının aldığı su, Kıptilerin aldığı ise kan olurdu. Yine

Musa(a.s) ya geldiler, bu belanın da kal¬dırılması için dua etmesini istediler

ve iman edeceklerini söylediler. Bela kaldırıldığı halde onlar, yine iman

etmeğe yanaşmadılar.

Küfür Ve Azgınlık   

Musa ve Harun (a.s), bunca mucizelerle gönderildikleri halde,

Fi¬ravun ve ileri gelenleri, iman etmeyi bir türlü kibirlerine yediremediler.

Azgınlaştılar ve fesada koşmaya devam ettiler.

Musa(a.s); Firavunla kavminin imana gelmelerinden ümidini

kesince mal ve servetlerinin yok olması için dua etti. Harun (a.s) da âmin

dedi. Allah dualarını kabul etti ve Onlara şu tembihatta bulundu: O halde,

yine istikamette olmaya devam ediniz, sakın bilmezlerin yoluna uymayınız

buyurdu. Allah (c.c) onların mallarını, dirhem ve dinarlarını, taşa çevirdi.

Musa ve Harun (a.s) tekrar Firavuna gittiler, Ona

nasihatte bulundular. İsrail oğullarını, bizimle gönder, Onlara işkence yapma

dediler. Bütün inkârcı zalimler gibi Firavun da, Musa yı öldürerek kurtulmaya

yeltendi. Musa da: Ben, hesap gününe inanmayan her kibirli, zalim insandan,

benim de Rabbim, si¬zin de Rabbiniz olan Allah a sığınırım dedi. Allah inanan

kullarının yardımcısıdır. Firavun ailesinden imanını gizleyen Mümin bir adam

Siz bir kimseyi Rabbim Allah tır dediği için öldüremezsiniz. diyerek cinayete

karşı çıktı ve Firavun Musa yı öldüremedi.

Ey müslüman!

Musa(a.s) ile Firavun arasında o gün yaşanan Hak-Batıl

mücadelesi bugünde devam ediyor. Bugün Musa yı Milli Görüş temsil ediyor.

Firavun ve kavmini ise ABD, AB, SİYONİZM ve İşbirlikçileri temsil ediyor. Bu

mücadeleyi Allah ın yardımıyla Milli Görüş öncülüğündeki Müslüman Topluluklar

Birliği kazanacaktır. Türkiye de bu asrın Musa sı olmak isteyenlerin tek adresi

Milli Görüş tür. Saadet Partisi ve diğer Milli Görüşçü kuruluşlar sığınılacak

saadet limanlarıdır vesselam.