1071 senesinin 26/Ağustos’u, Sultan Alp Arslan’ın; Bizans imparatoru Romanus Diyojones’i mağlup ederek, Anadolu’yu milletimize vatan yapma yolunu açmış bulunduğu bir vakıadır. Orta Asya göçeri Türkler, Anadolu ‘ya yerleşmeye başlamıştı. Aradan geçen zaman dilimi olan 105 yılın ardından 18/Eylül/1176’da Miryakefalon savaşı vuku bulmuş, Selçuklu devletinin hükümdarı 2. Kılıçarslan’ın zaferi ile biten bu savaş ile 1071 Malazgirt savaşı ile Miryakefolon savaşı arasında 25/Ekim/1147’de 2. Haçlı seferi denilen Alman imparatoru 3. Konrad’ı Sultan 1. Mesud’un Eskişehir meydan muharebesinde yenmek suretiyle Haçlı seferini akim bıraktırmak hasebi ile Anadolu’nun elimizde kalmasını sağladığını görüyoruz.

Bu üç netice, Anadolu’nun milletimize kıyamete kadar bırakmayacağı bir vatan merkezi olmasına vasıta olmuştur. Milletimiz, tarih yapan bir millet olmakla beraber, maalesef tarih yazmayan olmakta ısrarlı olmuştur. Nitekim, büyük tarihçi ve devlet adamı, Mecelle adlı, devlet idare eden eserin nazımı olan Ahmet Cevdet Paşa’nın büyük kızı Fatma Aliye hanım, “Ahmet Cevdet Paşa ve Zamanı” adlı kitabında tarih ilminin gerektirdiği tarza meşrutiyet-i sani döneminde yani 1908’den sonra başlandığını ifade etmektedir. Kendi pederi Ahmet Cevdet paşa’nın tarihçiliği, 2.meşrutiyet öncesinden çok zaman evvele dayansa da, bu hükmü vermekte tereddüt etmemiştir. Her insaf sahibi, İslam devletleri tarihi anlayışı içinde başlangıcı, Hira Nur dağında Esselat u Vesselam Efendimize gelen ilk ayetle başladığını kabullenmek, dosdoğru bir tespittir.

HAMİDELİ DERNEĞİ  VE RAMAZAN TOPRAKLI    

Hamideli derneğine geçmeden önce Hamidoğulları Beyliğine bir atf u nazar edelim.  Anadolu Selçuklu Devleti inkıraz sathı mailine girince, Anadolu’da bulunan Türkmen beyleri, ayrı ayrı beylikler tesisine koyuldular. Hamitoğulları Beyliği de bu beyliklerden biri olup, ikamet ettikleri, Isparta, Burdur, Konya’nın beldeleri bu beylik sınırları içindeydi. H.700/M.1301de, kurulmuş olup, beyliğin ismi Dündar Bey’in dedesi olan Hamidoğullarına izafe olundu. Hamideli sınırları içinde yaşayanlara Hamit Türkmenleri adı izafe edilmiştir. Hamid Selçuklu Türklerindendir. Bu beyliğin ilk yıllarında merkezi Uluborlu olup, daha sonrası bu merkeziyet Eğirdir’e intikal etmiştir. Merkezin Eğirdire gelmesi büyük bir imar faaliyetinin getirdiği durum, Eğirdir’in ismi Felek Abad olarak kabullenildi. Günümüzün Ispartası çok uzun zaman Hamit İli adıyla anılmıştır. Daha sonraki yıllarda, bu beylik ikiye münkasım oldu. Hamitoğulları Beyliği: 1280-1391 arası 108 yıl yaşadı. Başkent önce Uluborlu idi; sonra Eğirdir’e nakledildi. Hamitoğulları Teke (Antalya) Beyliği 1300 - 1423 yılları arasında yüzyirmiüç yıl temadi etti. Teke Beyliğine 80 yıl Antalya; 33 yıl da, Korkuteli Başşehir oldu. Hüseyin Bey; Karamanoğlu Beyliğinin saldırılarından bunaldığından dolayı, Beyşehir, Seydişehir, Akşehir, Yalvaç, Şarkikaraağaç’ı Osmanlı Padişahı Murat Hüdavendigâr’a 80. 000 altına, 1374 senesinde sattı. Hüseyin Bey’in kendisine de sadece Isparta ve Eğirdir kalmış oldu.

Anadolu Türk Beyliklerinin, Osmanlı Beyliği şahsında, Osmanlı devletinin riyaseti altında Osmanlı İslam devletini teşkilde, bir araya gelmelerini, Hz. Mevlana Celaleddin-i Rumi’nin torunu Ulu Arif Çelebi hazretleri bu Türk birliği ittihadını sağlamak için en azından on beş bey ile görüşmelerde bulundu. Karaman Beyliği haricinde ittifaka rıza haylice olduysa da, yine de, beyliklerin içinde bulunan kimi eşhas bu birlikteliği, niye ben değil de, Osmanlı, yani Osman Bey demiş olduğu vakidir.

Hamideli Derneği başkanı Yük. Müh. Ramazan Topraklı bey, bendenizi Miryokefalon zaferimizin yıldönümünde yapılacak etkinliklere davet etti. Bu davete 13/9/2013’de icabet ettik. Ramazan Bey, madde ve manayı bir potada eritip, halli hamur eylemiş güzel bir insan. Ayrıca da Karayolları mensubu olarak, bölgelerin, beldelerin, köprülerin, göllerin, derelerin, menfezlerin daha doğrusu coğrafya ve topağrafyanın bir bilen insanı olarak, bütün bu saydıklarımıza verilen isimlere, zaman içinde hasıl olan değişikliklere bu değişiklik neden demeyi bilen bir adem. Bizi Balgat’daki evinde ağırlayacakdı. Hayırlı bir günde mülaki olmuşuz Ramazan Bey’e çünkü bir kız torunu dünya’ya gelmiş o mübarek Cuma gününde. Televizyondaki programım hasebiyle, etkinliklerin, 2. günü İstanbul Altınay kulübünün okçularının, savaş alanındaki gösterilerine seyirci olamadan, Cuma gecesi ise; Gelendost’da açık havada bir kahvede değerli dinleyicilerin dikkatle takip ettikleri “Gazi Hüseyin Avni Paşa” adlı muhterem Bilal Sürgeç kardeşimizin merhum hakkında tarih dünyasında, menfilikten başka hiçbir hususiyetinin anlatılmadığını normal olsun, mason olsun kimi tarihçilerin ifadelerinde hiçbir objektiflik bulamamış olan, sevgili Bilal Bey evladımızın bu arslan parçasının, Hüseyin Avni Paşa hakkındaki sataşmalara ve kısır malumata karşı yükselen sesi kulaklarımda hâlâ. Ben de diyorum ki, hiçbir şahıs yoktur ki, daima iyi, daima kötü olsun. En kötü insanın takdire değer bir hal ve davranışı, en mükemmel bir insanın inanılmaz derecede yanlışı olmasın! Gelendost Belediye reisi Halim Kıyak Beyefendi, hemşehrileri olan Hüseyin Avni Paşa hakkında, Bilal Bey kardeşimizin, bilhassa Ahmet Cevdet Paşa’dan müdevver ifadelerle, dönemin tu kaka korosuna uymamış olduğunu belirten ve Ahmet Cevdet Paşa’nın Tezkiresin’den aldığı beyanlarla, hain haline getirilmiş Gazi Hüseyin Avni Paşa’yı temize çıkaran ifadeleri dinledikçe, maziden kalan bu paşamızın savunulmasından duyduğu memnuniyeti müşahade ettim. Konferans sonrasında herkes, hemşehrileri merhum paşayı aslı olmayacak yaftalarla ananlara öyle olmadığını haykıran erkek bir ses, Bilal’in sesinden pek hoşnut oldular. Doğrusu Miyrokefalon zaferimiz bir İslam milletinin zaferidir. Ne var ki; 1071 Malazgirt zaferinin gölgesinde kalmak Miyrokefalon zaferimizin bir talihsizliğidir. İşte: Hamideli Derneği dört yıldır üst üste geniş etkinlikler tertipleyerek bu unutulmalara müsaade etmeyecek görünüyor ve reisi Ramazan Topraklı’nın şahsında bütün dernek mensuplarını tebrik ediyorum. Fiemanillah.