Milli maçlar gösterdi ki millet olarak başarıyı çok özlemişiz. Ülke ve millet olarak hangi alanda olursa olsun başarı elde edilebildiği takdirde birlik ve beraberliğin tesisi kendiliğinden sağlanıyor. Bu bakımdan ülke yönetiminde söz sahibi olanlara düşen en önemli görev bu milleti başarılarla tanıştırmak ve kucaklaştırmaktır. Çünkü, Avrupa Şampiyonasında elde edilen başarı bir anda farklı görüşlere sahip insanlarımızın kucaklaşmasını, aynı heyecanı paylaşmasını sağladı.

Bu durum gösterdi ki, toplum olarak, hem ülke, hem de kişisel bazda tüm sorunlarımızı unutuverdik. İki kişi bir araya geldiğinde tüm fikri ve ideolojik farklılıklara rağmen aralarındaki ortak konu milli takımın başarısı oluverdi. Bu bakımdan güçlü ve lider ülkelerde bir takım farklılıklar kesinlikle ayrılık/ ayrışma sebebi olmazken gelişmekte olan ülkelerde en basit farklılıklar bile  ayrışma sebebi haline gelebiliyor. Güçlü olmak zengin olmak demek. Zengin olmak demek toplumda fertler arasında zenginliğin paylaşımı farklılıkların gündeme gelmesini engelleyici bir unsur oluyor. Bu bakımdan ülkemizi güçlü ve lider ülke haline getirecek plan ve projelere sahip siyasi kadroların iş başına getirilmesine ihtiyaç var.

Başarının olduğu yerde kaynaşmanın kendiliğinden geldiğine dikkat çekmeye çalıştım. Elbette bunun tersi de söz konusu olabilir. Yani başarı için önce birliğe ihtiyaç olduğu da söylenebilir. Maksadım bilmece çözmek değil. Başarı güç demek, zenginlik demek, mutluluk demek. Bu unsurların olduğu yerde de iç ve dış şer güçler istedikleri gibi at koşturamazlar, oyunları kendi başlarına dolanabilir.

Gelelim şimdi de  "Milli Maç ve taşrada oturmak" başlığı ile ne demek istediğime. Milli maç bir yandan milletimizi sevince ve coşkuya boğarken  milli maçın ertesi günü gazetelerin taşra il ve ilçelerine ancak öğle saatlerinde ulaşabilmesi bir başka sıkıntıyı gündeme getirdi. Halbuki, milli maç gibi tüm ülkenin üzerinde yoğunlaştığı önemli bir olayın olmadığı günlerde insanın kendisini taşrada hissetmesi pek mümkün olmuyor. Ama, böyle olağanüstü günlerde her sabah erken bayiden almaya alıştığınız gazeteleri birkaç kez gidip gelmenize rağmen gelmediği için alamayışınız size taşrada oturduğunuzu hemen hatırlatıyor.

Ulaşımdan, iletişime ve baskı tekniklerine kadar her alanda sağlanan teknolojik gelişmeler ülkemizin her noktasını birbirine birleştirmiş durumda. Yani, ülkemizdeki ve dünyadaki gelişmeleri takip bakımından artık Ankara yada İstanbul ile Anadolunun herhangi bir köşesinde oturan kişinin takibi arasında fazla bir fark yok.. Ancak, benim gibi ille de her sabah gazeteleri eline almak ve sayfalarını tek tek çevirerek gözden geçirmek alışkanlığı olanlar için gazetelerin ancak öğle saatlerinde ele geçebilmesi ciddi bir sıkıntı oluşturuyor. Diyebilirim ki, benim için gazeteleri görmeden gün başlamıyor. Halbuki bilgisayar ve internet döneminde  birçok meslekdaşımın artık gazetelere ihtiyaç duymadığını, onların internete girerek tüm gazeteleri gözden geçirdiklerini biliyorum. Ama, ben internetten her alanda yararlanmama rağmen gazete söz konusu olduğunda internetten gazete okumak beni tatmin etmiyor.

Sabah erkenden gazeteleri elime alacağım, sırası ile onları gözden geçireceğim. Köşe yazılarını gözden geçireceğim, ilgimi çeken haberleri sonuna kadar okuyacağım ki güne başlamış olayım.

Bu bakımdan milli maç ne kadar sevindirmiş ise gazetelerimin diğer günlere göre yarım gün geç elime ulaşması sebebiyle taşrada olduğumu da hatırlatmış oldu. Elbette milli takımın elde ettiği başarının verdiği mutluluk yanında benim gazeteleri elime öğlen saatlerinde alışımın rahatsızlığı çok hafif kalır. Demek istediğim o ki, bunca teknolojik gelişmeye rağmen bir milli maç gecesinin ardından tüm gazetelerin Anamur gibi bir turistik merkeze ancak öğle saatlerinde gelebiliyor olması ortada bir tersliğin olduğunu gösteriyor. Ve buna bir çare bulunması gerekiyor.