Milli, güçlü, süratli kalkınma dendiği zaman, Milli Görüş akla gelir. Hiç düşündünüz mü Muhterem Kardeşlerim, bugün 37. yılını kutluyoruz Milli Görüş‘ün. Şayet Milli Görüş‘ün 1974-1978 yılları arasında dört yıl uygulamış olduğu, aslında 7 yıllık ağır sanayi programı sonuna kadar uygulansaydı, o zihniyet bu 37 yıl esnasında Türkiye‘yi yönetmiş olsaydı, yani en aşağı 5 kere 7 yıllık plan uygulansaydı, bugün Türkiye ne olacaktı? Hiç düşündünüz mü?

74-78 yılları arasında ağır sanayi programında 200 tane tesis, bu tesislerin kendilerine bir defacık 15 milyar dolar yatırılacak, her sene Milli Gelire 5 milyar dolar katkıda bulunacak. O zaman doların iş yapma kabiliyeti bugünküne nazaran çok daha yüksekti. Bunun manası ne demek? Bugüne kadar 37 yılın içersinde 5 tane 7 yıllık plan girmiş olacaktı. 200 fabrikadan, 5‘le çarpacak olursanız, 1000 tane ağır sanayi tesisi. Her ilçeye bir tesis yapılmış olacak ve sadece bunlar dolayısıyla Milli Gelir‘e 100 milyar dolara yakın katkı yapılmış olacaktı. Böylece Türkiye fert başına Milli Geliri 10 bin doların üzerinde şu geçtiğimiz 37 sene sonra lider bir ülke ve bütün dünyada huzur ve barışı temin eden bir ülke olacaktı.

Bir kısım basına inanmayın!

Entrikalar Ne yazık, çeşitli entrikalarla, Güneş motellerde, d‘Hondt seçim sistemini değiştirerek, seçimleri erkene alarak, bir çok engeller ve yasaklar konularak milletin, ülkenin kalkınması engellenmiş ve milletimiz bugün bulunduğu duruma getirilmiştir. Siz sakın şahsi menfaatleri için gerçekleri örtbas eden bir kısım basının gösterdiği tablolara aldanmayın. Bu bir kısım çıkarcı basın gerçekleri tersine gösteriyor. Gerçekler acıdır. Bugün il başkanları toplantısında da söyledim. Ankara teşkilatımız kenar mahallerdeki kardeşlerimizi ziyaret etmişler. Bu ziyaret esnasında görülen işte Türkiye‘den bir kesit: Bir evin içersinde 65 yaşında bir insan, bitkin bir vaziyette, çalışacak bir hali yok, buna rağmen, ailesini geçindirmek mecburiyetinde. İşi olmadığı halde "ne bulursam, yaparım" diye sokaklarda dolaşıp duruyor. Kardeşi vefat etmiş. 8 yaşındaki bir kız çocuğu bunların yanma sığınmış. Bu kız çocuğu sabahları yarım zeytin yiyor. 2 km uzaklıktaki okuluna yürüyerek gidip-geliyor. Çünkü minibüs parası verecek hali yok. Okuldaki kantinden yemek yemesi mümkün değil. Ama onuruna yediremiyor. Akşamleyin evine döndüğünde "Benim karnım tok" diyor. Bir gün beş gün değil, aylar yıllar böyle geçiyor. Böylesine bir vatan evladının bu acısını biz içimizde duymazsak, bunun mesuliyetini taşıdığımızın farkında olmazsak, bunların ancak Millî Görüş ile kurtulacağını idrak etmezsek, (Allah muhafaza buyursun) bu facialar gün geçtikçe daha da artar. Gözyaşı, ıstırab ve sosyal patlamalardan başka bir yere varılamaz. Onun için bir an önce aklımızı başımıza alıp, Millî Görüş‘e dönmek mecburiyetindeyiz.

Kıbrıs‘ı kim aldı kim verdi?

Demin arkadaşlarımız söylediler. Millî Görüşü idrak etmek için şu suali sormak kafidir: "Kıbrıs‘ı kim aldı, kim verdi?" IMF‘den mutlaka ekonomiyi kurtarmak ve milli ekonomiyi tesis etmek ancak Millî Görüşile mümkündür. Aldatmaca, güdümlü demokrasiden, gerçek demokrasiye geçiş ancak Millî Görüş ile mümkündür. Düşünce ve inanç hürriyetinin önündeki engeller ancak Millî Görüş ile kalkabilir. Bu batıl zihniyetler düşünce ve inanç hürriyeti önümüzdeki engelleri kaldıramazlar. Çünkü kaldırdıkları zaman kendi butlanları (sakatlıkları) apaçık bir şekilde ortaya çıkacak, bunu ört-bas edebilmek için hürriyet veremezler. AB ile müzakerelerin derhal kesilmesi D-8‘ler çerçevesinde Yeni bir Dünya‘nın kurulması, ancak Millî Görüş ile mümkündür. Saadet Partisiyle mümkündür. Sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitim, 5 3 şeklinde İmam-hatip okullarını, manevi eğitimin yeniden canlandırılması ancak Millî Görüş ile mümkündür. Yine halkımızın ve insanlarımızın, kız evlatlarımızın dini inançlarından dolayı başlarını örtmesi dolayısıyla kendilerine yapılan zulümlerin ortadan kalkması ancak Millî Görüş ile mümkündür. Yoksa "Irkçı emperyalizmin hoşuna gitmez. Ben bunu yapamazsam bunun bedelini ödeyemem" diyenlerin davranışlarıyla bunlar önlenemez. Şimdi size 15 tane sloganı söyledim.  15 tane slogandan sonra Millî Görüş ile işbirlikçi görüş arasında bu söylediğimiz temel farklar nerden geliyor, bunun temelindeki sebepleri kısaca açıklamak istiyorum.

Bakınız Saadet Partisi, Millî Görüş‘ü temsil ediyor. Onun dışındaki partilerin hepsi işbirlikçi görüşü temsil etmektedir. Hepsi, hepsi tekrar altını çiziyorum. Hepsi hiçbirinin birinden farkı yok. Sadece işbirliğinde ittifak etmektedirler. Farkında olsun olmasın. Bunun ispatı çok kolaydır. Derece, derece insanlığın ifsadına hizmet etmektedirler.

Yani zulme hizmet etmektedirler. Aklı başında bir insanın Millî Görüş‘ten başka bir yerde karar kılması mümkün değildir. Bir adam Millî Görüş‘ten başka bir şeyle kendisini oyalayabiliyorsa biliniz ki o adamın aklından mutlaka bir tahtası eksiktir. Millî Görüş, bizim milletimizi, tarihiyle ve ruh köküyle temsil eder. Kökleri taa tarihimizin derinliklerine daldığı için bir ulu çınar ağacına benzer. Diğer uydurmasyon görüşlerin hepsi ise birer mantardır, kökü yoktur.

Yeni Bir Dünya diyen var mı?

Milletin inancı ve tarihiyle alakası yoktur. Ufak bir darbeyle vuracak olsan "pıt" der ve düşer. Bu pelteyi Siyonizm vuruyor, istediğini de "pıt" diye düşürüyor. Gözümüzün önünde de bu uygulamaları görüyoruz. Bu millet için tabi ve kalıcı çözüm: bu millet 1000 yıl hakka hizmet etmiş, bu milleti yönetecek olan insanların da, bu milletin tarihine ve inancına uygun insanlar olması lazım. Bu suni partilerin kalıcı olmaları mümkün değildir. Kalıcı olan sadece Saadet Partisi‘dir. Diğer partilerin hepsi, suni ve geçici oyalamadan başka bir ifade taşımazlar. Her şeyi bir tarafa bırakın, sadece şu yeter: soruyorum size yahu. Şu Türkiye‘de 40 tane parti var. Bunların içerisinde "Yeni Bir Dünya" diyen bir tanesi var mı? Diyebilecek vizyonda bir tanesi var mı? Halbuki bütün dertlerin çözümü için "Yeni bir Dünya" kurmaktan başka çare yok. Onun için bunların hiçbirinden hayır gelmez. Onun için uzun konuşmaya lüzum yok. Ondan dolayı Millî Görüş‘den başka kurtuluş yoktur. Millî Görüş, bağımsızlığın sembolüdür, gerçek bağımsızlığın. Öbürlerinin hepsi, dışarıya bağlılığın, ırkçı emperyalizme bağlılığınsemboludür. Millî Görüş, lider ülke Türkiye‘yi temsil eder. Türkiye‘nin izzetini, şerefini temsil eder, öbürleri uyducudur ve derece derece zilleti temsil ederler. Millî Görüş adil bir düzen ve insanlığa barış dünyasını getirmeyi ve Saadet getirmeyi taahhüt eden görüştür. Öbürlerinin hepsinin görüşü sömürü görüşüdür. Şunların haline bakın yahu? Önce sömürüyü esas kabul ediyor. Sömürüye ve faize hayır diyemiyor. Eee yüzde 3,5 mu yüzde 5,5 mu? Kavgaları bu. Niye sömürülecekmişsiniz yahu? Neden adil düzen istemiyorsunuz be hey gafiller!

Bu nasıl demokrasi?

Öbür taraftan, seçimdi, demokrasiydi vs. idi diyip konuşuyorlar. Bana bakın yahu? Biz susuyoruz diye söylediğiniz saçma sözleri doğru mu zannediyoruz Allah aşkına? Ne demokrasisi be? Sizin yaptığınız aldatmacadan başka bir şey değil. Şu medyanın haline bakın yahu. Bu nasıl demokrasi? 40 tane senin gazeten olacak benim bir tane gazetem olacak, senin 40 tane televizyonun olacak, benim 1 tane televizyonum olacak. Herşey senin elinde olacak, herşeyi sana göre tanzim etmiş olacaksın "haydi gel demokrasicilik oynayalım." Böyle demokrasi oyunu mu olur? Neden eşit şartlarda oynamıyoruz? "Efendim şartlar eşit değil" Çünkü siz şartları eşit yapamazsınız. Eşit şartlarda bir gün dayanamazsınız. Bunu herkesten iyi siz biliyorsunuz. İşte bu gerçeklerin bir kere daha apaçık ortaya konulması icap ettiği için bütün bunları söylüyoruz. Güdümsüz, bilgilendirilmiş bir demokrasi aldatmacalı medya demokrasisi değil, Hakk‘ı üstün tutan maneviyatçı eğitimi esas alan, "Önce ahlâk ve mâneviyat" diyen bir zihniyete ancak Türkiye‘yi kurtarabilir. Kaba kuvveti üstün tutan, maddeci eğitimi esas alan diğer uydurma partilerin hiçbirinden Türkiye‘ye hayır gelmez. "Gerçek insan hakları, yaşanabilir bir Türkiye ancak Millî Görüş ile kurulabilir. Baskıyla ilelebet devam etmek mümkün değildir. Batılları yürütmek mümkün değildir. İşte Millî Görüş‘ün 37. yıldönümünde bir kere daha bu değişmez gerçekleri haykırmış bulunuyoruz.

Kıbrıs‘ı kim aldı kim verdi?

Demin arkadaşlarımız söylediler. Millî Görüşü idrak etmek için şu suali sormak kafidir: "Kıbrıs‘ı kim aldı, kim verdi?" IMF‘den mutlaka ekonomiyi kurtarmak ve milli ekonomiyi tesis etmek ancak Millî Görüşile mümkündür. Aldatmaca, güdümlü demokrasiden, gerçek demokrasiye geçiş ancak Millî Görüş ile mümkündür. Düşünce ve inanç hürriyetinin önündeki engeller ancak Millî Görüş ile kalkabilir. Bu batıl zihniyetler düşünce ve inanç hürriyeti önümüzdeki engelleri kaldıramazlar. Çünkü kaldırdıkları zaman kendi butlanları (sakatlıkları) apaçık bir şekilde ortaya çıkacak, bunu ört-bas edebilmek için hürriyet veremezler. AB ile müzakerelerin derhal kesilmesi D-8‘ler çerçevesinde Yeni bir Dünya‘nın kurulması, ancak Millî Görüş ile mümkündür. Saadet Partisiyle mümkündür. Sekiz yıllık kesintisiz zorunlu eğitim, 5 3 şeklinde İmam-hatip okullarını, manevi eğitimin yeniden canlandırılması ancak Millî Görüş ile mümkündür.

Kıbrıs‘ı ‘üs‘ yapmak istiyorlar

"Çok aziz ve muhterem kardeşlerim! Her şey apaçık ortadadır. Demin de söylediğim gibi solcu işbirlikçiler, sağcı işbirlikçiler, hepsi teker teker denendi. Hiç birinden hayır gelmeyeceği görüldü. Biliyorsunuz ki, her zaman mitinglerde halkımıza şöyle ifade etmişizdir: "Ey ahali! Yahu size 2 saatten beri konuşuyorum. Niye konuşuyoruz biz Allah aşkına? Neden konuşuyoruz? Çünkü kurtuluşun tek yolu bizim söylediğimiz yoldur. Bizim yürüdüğümüz yoldur. Bundan başka, Millî Görüş‘ten başka kurtuluş yolu yoktur. Sen benim milletimin evladısın. Bu sözleri dinlemediğin takdirde gideceksin, başını kayalara çarpacaksın, kan-bere içerisinde dönüp gene buraya geleceksin. Kan-bere içerisinde döneceğine, sağlam gel. Ezilmeden, ağlamadan, gözyaşı dökmeden gel. Seni seviyoruz. Onun için konuşuyoruz demişizdir ve hep şu sözün altını çizmişizdir, tekrar tekrar millete söylemek için; "Yahu ey millet, sizle 40 senedir konuşuyoruz. Bir tane ricamız var, o nedir biliyor musunuz? Ne olur yahu bir defacık da siz bizim söylediklerimizi ırkçı emperyalistlerden daha önce anlayın, kavrayın yahu. Siz anlayıncaya kadar onlar çoktan kavrıyor. Bizim yaptıklarımızı yıkmak için tedbirini alıyor. Sen ondan sonra gözyaşıyla ortaya çıkıyorsun. Ne zaman onun önüne geçeceksin, ne zaman?"

Terazinin mihver noktası

Çok aziz ve muhterem kardeşlerim! Bugün Allah‘ın lütfuyla Millî Görüş 37. yıldönümünü kutlarken, Kıbrıs Barış Harekâtı‘nın da 32. yıldönümünü kutluyoruz. KBH hakkında bugün o dönemin bakanları TV‘de açık oturumlar yaptılar. Demin konuşan kardeşlerimizin söylediğini izlediniz sinevizyonda. Ana hatlarıyla her şey belirtildi. Bendeniz bu büyük olay hakkında sadece bir noktaya işaret etmek istiyorum. Kıbrıs, neden bugün tekrar alınmak isteniyor? Çünkü Büyük İsrail kurulmak isteniyor. Büyük İsrail‘i kurmak için Kıbrıs, Amerikan üssü yapılmak isteniyor. İslâm âleminin neresinden olursa olsun, İsrail‘e gelecek olan herhangi bir tecavüz en geç 2 saatin içerisinde ulaşmak suretiyle orayı korumak için en büyük üssün yapılması isteniyor. Bunun için büyük önem vermektedirler. Çünkü Kıbrıs adeta bir terazinin mihver noktası. Ne tarafa giderse o taraf ağır basıyor. Onun için ecdadımız taa 500 sene önce bu önemi kavramış, bu kadar şehit pahasına Kıbrıs‘ı almış ve adada huzur ve barış içinde yaşamayı temin etmiştir. Bilindiği gibi bu soykırımlar, bu haksız müdahaleler sonucunda bir kere daha kardeşlerimizi kurtarmak için o adayı alan, yeryüzünde asırlar boyunca Hakk‘ı ve adaleti koruyan ecdadımız ahfadı olan Millî Görüşçüler işe dahil olmuşlar ve adadaki soykırımı önleyerek bu stratejik bakımdan, Türkiye‘nin savunması bakımından fevkalâde hayatî öneme haiz olan bu adanın, soykırımın önlenmesi, sadece bu adadaki soykırımın önlenmesi değil, bütün insanlığın soykırımının önlenmesi manası vardır.

Kıbrıs İsrail‘i koruyucu üs olursa

Neden? Çünkü eğer bu ada İsrail‘i koruyacak bir üs olursa ve İsrail, Büyük İsrail‘de yer yüzünün her tarafını kan gölüne çevirecek olursa, o takdirde bu ada sadece adadaki soykırımın olmaz, yeryüzünün her yerindeki soykırımın savunucusu olur. Bu kadar önemli bir adayı nasıl milletimiz gidip adalet içerisinde yaşatacak çözümleri orta yere koymuşken, illa bunu kaşıyarak, başkalarını memnun etmek için alıp tepsiye koyup başkalarına götürüp vermekten büyük bedbahtlık olur mu? Bu ne acı bir durumdur? Ne kara bir bedbahtlıktır. Ne büyük talihsizliktir. Bunun müzakeresi mi olur? Bunun konuşulması mı olur! Yok Annan Planıymış, yok şuyumuş, yok buyumuş, evirip çevirip, tekrar tekrar, kıyısından kenarından geri vermenin oyunları oynanmak isteniyor. Çekilin şurdan! Oturun yerinize bakiyim. Herkes kendi yerine sahip olsun. Bırakın bu oyunları. Başka yapacak işiniz-gücünüz yok mu? Türkiye‘nin hangi meselesini çözdünüz de Kıbrıs‘ı götürüp vermek için 40 türlü maske takınıp duruyorsunuz. Bugün burası Milli Görüş‘ün kuruluşunun 37. yıldönümü. Bu gerçeklerin haykırılacağı gündür. Onun için bu tarihi vazifeyi yapmak üzere, bu gerçekleri ortaya koymak üzere bunları söylüyoruz.

İnsanlığın kurtuluş reçetesi

Çok aziz ve muhterem kardeşlerim! Bugün bir yandan da Saadet Partimizin kuruluşunun 5. yıl dönümünü kutluyoruz. Saadet Partisi şimdi görüldüğü gibi sadece Türkiye‘nin değil, bütün dünyanın beklediği, özlediği barış dünyasının tek vesilesi, tek çaresidir Saadet Partisi. Şurada seçime bir yıl kadar bile vakit kalmamıştır. Seçimler için 1 yıl çok kısa bir zamandır. Bu 1 yıl içersinde inançlı insanlar olarak büyük bir gayretle çalışmak suretiyle Türkiye‘yi de, bütün insanlığı da inşallah Milli Görüşçü kardeşlerim olarak sizler kurtaracaksınız. Bundan dolayıdır ki, Saadet Partisi, Milli Görüş, bugün 40 senenin içersinde bütün insanlığın kurtuluş reçetesinin adı olmuştur. Yer yüzünde adil bir düzenin kurulması, ancak Saadet Partisi‘nin Türkiye‘de iktidara gelmesi ve Türkiye‘nin öncülüğüyle, yeni bir dünyanın kurulmasıyla mümkündür. Yeni bir Dünya için D-8 adımı atılmıştır. Bunu 60 tane Müslüman ülke ile, 160 tane ezilen ülke ile takviye etmek, 5 milyar sömürülen, ezilen insanın öncülüğünü yapmak, Türkiye‘nin vazifesidir ve bugünkü kan-gözyaşından dünyayı kurtarmanın tek çaresi de budur. Ondan dolayı Milli Görüş bugün insanlığın kurtuluş reçetesidir. Konuşmalara dikkat edin. "Efendim katliam var!" Evet, var. "Bunun önlenmesi lazım" Evet, lazım. "Ama nasıl?" dediğiniz zaman apışıp kalıyor. Oturduğu yere oturuyor. Niye? O çizgiden ileriye geçemez ki! Onun ilerisi Milli Görüş‘e ait de onun için. Orada sen konuşamazsın. Sen çözümden bahsedemezsin. Sen sadece at yarışı spikerliği yaparsın. "Şöyle oluyor, böyle oluyor"

6 milyar insanın kurtuluşunun reçetesi

Milli Görüş, çözüm demektir. Milli Görüş, insanlığın kurtuluşu demektir. Milli Görüş, bugün yaşanan bütün zulümlerden kurtulmanın tek çaresi ve tek ilacıdır. Hatırlarsınız, 1969‘da Milli Görüş davası başladığı zaman Konyalı kardeşlerimiz: "Bir çiçekle yaz mı olur?" diye söze başlamışlardı. Kendilerine ne dediğimizi biliyorsunuz. "Evet, bir çiçekle yaz olmaz ama her yaz bir çiçekle başlar" İşte şimdi 37. yıldönümümüzde Cenab-ı Allah‘a şükrederek açık bir şekilde görüyoruz ve inanarak ifade ediyoruz ki, 37 yılda o bir tek çiçek, o Milli Görüş zihniyeti kıvılcımı 6 milyar insanın kurtuluşunun tek çaresi haline gelmiştir. Başka çözüm ortaya koyacak varsa çıksın koysun. Görelim bakalım. Onlar kan ve gözyaşından başka şey koyamazlar. Milli Görüş‘ten başka tedavi olmaaaaz! Cenab-ı Allah‘a sonsuz şükürler ediyoruz. Bize Milli Görüş‘ün kuruluşunun 37. yılını kutlamayı nasip etti. Eba Eyüp el Ensari hazretlerinin huzurlarında bu gerçekleri dile getirmeyi nasip etti. Kıbrıs‘taki bütün şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. İstanbul‘un Fethindeki şehitlerimizi de başta Eba Eyüp el Ensari hazretleri olmak üzere şükranla anıyoruz.

Gazilerimize Cenab-ı Allah‘dan sıhhat ve afiyet diliyoruz. Ve yine Cenab-ı Allah‘tan Saadet Partimize Türkiyemizin ve bütün insanlığın vesile olmasını, en geç önümüzdeki bir yıl sonraki seçimlerde nasip etmesini bu mübarek günlerde dua ederek hepinizi muhabbetle kucaklayıp bağrıma basıyorum ve bu mutlu gecenin insanlığın kurtuluş gecesi olmasını diliyorum. Allah‘a emanet olun. Esselamü Aleyküm."

Terazinin mihver noktası

Büyük İsrail‘i kurmak için Kıbrıs, Amerikan üssü yapılmak isteniyor. İslâm âleminin neresinden olursa olsun, İsrail‘e gelecek olan herhangi bir tecavüz en geç 2 saatin içerisinde ulaşmak suretiyle orayı korumak için en büyük üssün yapılması isteniyor. Bunun için büyük önem vermektedirler. Çünkü Kıbrıs adeta bir terazinin mihver noktası. Ne tarafa giderse o taraf ağır basıyor. Onun için ecdadımız taa 500 sene önce bu önemi kavramış, bu kadar şehit pahasına Kıbrıs‘ı almış ve adada huzur ve barış içinde yaşamayı temin etmiştir.

Muhabir: Haber Merkezi