Millî Görüş hareketinin mümtaz şahsiyetlerinden merhum Recai Kutan, bugün vefatının ikinci yıldönümünde rahmet ve dualarla yâd ediliyor. 7 Ekim 2024 tarihinde 94 yaşında Hakk’ın rahmetine kavuşan Kutan, yarım asrı aşan siyasi hayatı boyunca inandığı değerlerden taviz vermeyen duruşu, beyefendiliği ve devlet adamlığıyla hafızalarda derin izler bıraktı.

ÖMRÜNÜ MİLLETE VE DAVAYA ADADI
1930 yılında Malatya’da dünyaya gelen Recai Kutan, İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Fakültesinden 1952 yılında mezun oldu. Devlet Su İşleri’nde uzun yıllar görev yapan Kutan, mühendislik birikimini memleketin kalkınması için kullandı. Kutan’ın hayatında mühendislik ile siyaset hiçbir zaman birbirinden kopuk olmadı. Teknik bilgi ve tecrübesini milletin hizmetine sunma anlayışı, daha sonraki siyasi hayatında da belirleyici oldu.

ERBAKAN HOCAMIZIN SADIK YOL ARKADAŞI
Recai Kutan denildiğinde Millî Görüş’ün merhum lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan hocamız ile birlikte yürütülen uzun ve çileli mücadele akla geliyor. Millî Selamet Partisi döneminden itibaren Erbakan Hoca’nın en yakın çalışma arkadaşlarından biri olan Kutan, siyasi hayatı boyunca Millî Görüş çizgisinin önemli görevlerini üstlendi. 1977 yılında Malatya Milletvekili seçilen Kutan, aynı yıl kurulan hükümette İmar ve İskân Bakanı olarak görev yaptı.
12 Eylül darbesinin ardından ise diğer MSP yöneticileriyle birlikte tutuklanarak cezaevine konuldu. Ancak yaşadığı bütün sıkıntılar, onun davasına olan bağlılığını zayıflatmadı.

ZOR ZAMANLARDA İSTİKAMETİNİ KORUDU
Recai Kutan’ın siyasi hayatının en belirgin özelliklerinden biri, şartlar ne kadar değişirse değişsin istikametini muhafaza etmesiydi. Refah Partisi döneminde Genel Başkan Yardımcılığı görevinde bulunan Kutan, 1996-1997 yıllarında 54. Hükümet’te Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı olarak görev yaptı. Türkiye’nin kalkınması, enerji bağımsızlığı ve ekonomik açıdan güçlü bir ülke olması için çalışmalar yürüttü. Kutan’ın devlet adamlığı anlayışında makamdan ziyade millete hizmet esastı.

MİLLÎ GÖRÜŞ’ÜN AĞIRBAŞLI İSMİ
Refah Partisi’nin kapatılmasının ardından kurulan Fazilet Partisi’nin Genel Başkanlığı görevini üstlenen Kutan, daha sonra Saadet Partisi’nin kuruluşunda yer aldı ve partinin kurucu genel başkanı oldu. Siyasi hayatı boyunca sert polemiklerden ziyade nezaketi, ağırbaşlılığı ve yapıcı üslubuyla öne çıktı. Onu farklı kılan yalnızca üstlendiği siyasi görevler değildi. Kutan, Millî Görüş camiasında “ağabey” kimliğiyle de ayrı bir yere sahipti.

KURTULMUŞ: “GÖNÜLLERİMİZDE MÜSTESNA BİR YER EDİNDİ”
TBMM Başkanı Numan Kurtulmuş, merhum Recai Kutan’ı vefatının yıldönümünde rahmet ve hayırla yâd etti. Kurtulmuş, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “Millî Görüş hareketinin öncü şahsiyetlerinden, kıymetli büyüğümüz Recai Kutan’ı vefatının yıl dönümünde rahmetle ve hayırla yâd ediyorum” ifadelerini kullandı.
Kurtulmuş, paylaşımında şu ifadelere yer verdi:
“Ömrünü milletine ve ülkesine hizmete adayan, inandığı değerlerden hiçbir zaman taviz vermeyen Recai ağabeyimiz; samimiyeti, mütevazı kişiliği ve örnek mücadelesiyle gönüllerimizde müstesna bir yer edinmiştir. Rabbim mekânını cennet, makamını âli eylesin.”

ARIKAN: “DAVASINA SADAKATİNİ ÖRNEK ALACAĞIZ”
Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan da Saadet Partisi Kurucu Genel Başkanı merhum Recai Kutan’ı vefatının yıldönümünde rahmet ve minnetle andı. Arıkan, paylaşımında Kutan’ın Millî Görüş davasına adadığı ömrüne, nezaketine ve kararlılığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:
“Ömrünü Millî Görüş davamıza adayan, nezaketiyle gönüllerimizde, kararlılığıyla mücadelemizde iz bırakan Saadet Partimizin Kurucu Genel Başkanı, Yüksek İstişare Kurulu Üyemiz ve ESAM Genel Başkanı muhterem büyüğümüz merhum Recai Kutan’ı vefatının yıl dönümünde rahmet ve minnetle anıyorum. Onun samimiyetini, tevazuunu ve davasına sadakatini örnek alarak, uğruna ömrünü adadığı idealler için çalışmaya devam edeceğiz. Cenab-ı Allah mekânını cennet, makamını âli eylesin.”

“ÖNCE AHLÂK VE MANEVİYAT” ŞUURUYLA
Recai Kutan’ın hayatı, Millî Görüş’ün temel düsturlarından olan “önce ahlâk ve maneviyat” anlayışının siyasi hayattaki yansımalarından biri olarak değerlendirildi. Siyaseti bir makam ve mevki mücadelesinden ziyade millete hizmet vesilesi olarak gören Kutan; samimiyet, dürüstlük, fedakârlık ve sorumluluk kavramlarını hayatının merkezinde tuttu. Onun şahsında Millî Görüş camiası, siyasette nezaketin, mücadelede sabrın ve davaya sadakatin canlı bir örneğini gördü.
“SİYASETTE BİR DERVİŞ OLUNABİLECEĞİNİ GÖSTERDİ”
Merhum Kutan’ın vefatının ardından cenaze namazında konuşan eski Diyanet İşleri Başkanı Mehmet Görmez’in, Kutan için “siyasette bir derviş olunabileceğini gösterdi” şeklindeki değerlendirmesi, onun şahsiyetini anlatan ifadelerden biri oldu. Çünkü Kutan’ın siyasi hayatında makamların ötesinde bir ahlâk ve hizmet anlayışı vardı. Devlet adamlığı ile dava adamlığını aynı şahsiyette buluşturan Kutan, geride siyasi görevlerden çok daha büyük bir miras bıraktı: Güzel ahlâk, sadakat ve dava şuuru.
İKİ YIL GEÇTİ, HATIRASI YAŞIYOR
7 Ekim 2024’te Hakk’a yürüyen Recai Kutan, 8 Ekim’de Ankara Karşıyaka Ahmet Efendi Camii’nde kılınan cenaze namazının ardından aile kabristanlığına defnedildi. Aradan iki yıl geçmesine rağmen Millî Görüş camiasında Kutan’ın hatırası canlılığını koruyor. Bugün onu ananlar, yalnızca bir siyasetçiyi değil; ömrünü inandığı değerlere adamış bir dava büyüğünü, bir devlet adamını ve nesillere örnek olmuş bir şahsiyeti yâd ediyor.

GERİYE BİR ÖRNEK HAYAT BIRAKTI
Recai Kutan Ağabey’in hayatı; makamların gelip geçici, güzel ahlâkın ve hayırlı hizmetlerin ise kalıcı olduğunu gösteren bir hayat oldu. Malatya’dan başlayan ve Türkiye’nin siyasi tarihine uzanan ömrü boyunca milletin ve memleketin meseleleriyle dertlenen Kutan, Millî Görüş davasının zor dönemlerinde sorumluluk almaktan geri durmadı. Bugün onun ardından söylenebilecek en güzel sözlerden biri şudur:
Bir ömür geçti, fakat güzel bir iz kaldı.
Rabbimiz merhum Recai Kutan Ağabey’e gani gani rahmet eylesin. Mekânını cennet, makamını âli eylesin. Başta ailesi, yakınları ve sevenleri olmak üzere bütün Millî Görüş camiasına sabr-ı cemil ihsan eylesin.
İnnâ lillâhi ve innâ ileyhi râciûn.




