Bismillahirrahmanirrahim
Âlemlerin Rabbi, İslam ı bir hayat nizam olarak gönderen,
hesap gününün hâkimi, Allah (c.c) a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz
Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v) ya, âline ve sahabelerine olsun.
Bir ülkede hakkın hâkim batılın zail olması için üç şeye
ihtiyaç vardır. Bunlar; 1- Müspet siyaset ve iktidar gücü, 2- Müspet siyaseti
ve iktidarı destekleyecek müspet medya gücü, 3- Müspet medyayı, siyaseti ve
iktidarı destekleyecek müspet sermaye gücüdür. Milli Görüş batıla karşı 1969
yılında Konya dan başlatılan bir taarruz harekâtıdır. Milli Görüş, müspet medya
gücü olarak 12 Ocak 1973 tarihinde yayın hayatına başlayan Milli Gazeteyi
kurmuştur. Millî Gazete nin yayın siyaseti her zaman Önce Ahlak ve Maneviyat
bayrağı olmuştur. Çıktığı günden itibaren Hak Geldi, Batıl Zail oldu esasını
kendisi için şiar edinen Millî Gazete, Milli Görüşün en gür sesi olmuş ve
olmaya devam etmektedir. Şehirlerin anası Mekke 20 Ramazan Hicri 8 / 11 Ocak
Miladi 630 yılında Peygamberimizin komuta ettiği İslam ordusu tarafından
fethedildi. Peygamberimiz Kâbe ye geldi. Devesinin üzerinde Kâbe yi tavaf etti.
Ucu eğri asası ile Hacer i Esved i selamladı. Kâbe nin etrafında 360 put
bulunuyordu. Bunların en büyüğü Hubel Kâbe nin üstünde, diğerleri ise
Kâbe nin etrafında ve içinde bulunuyordu. Kâbe yi tavafı esnasında Peygamberimiz
(s.a.v), asasıyla bu putları itiyor her birini bizzat deviriyordu. Putları
devirirken: Hak geldi, batıl zail oldu, şüphesiz batıl yok olmağa mahkûmdur.
(İsra: 81) Hak geldi; artık batıl ne bir şeyi ortaya çıkarabilir ne de geri
getirebilir. (Sebe: 49) ayetlerini okuyordu. Milli Gazete nin bu iki ayet
mealini kendisi için vazgeçilmez bir kimlik olarak belirlemiş olması
anlamlıdır. Bir zamanlar Türkiye nin çeşitli illerinde Milli Gazete günleri
yapılmıştı. Bu illerden birisi de Trabzon olmuştur. Burada konuşan Erbakan
hocamız Milli Gazete için şunları söylüyordu: Milli Gazete nin ne olduğunu
Süleyman Arif Emre Bey Elazığ da yaptığı konuşmada çok veciz bir şekilde ortaya
koymuştur. Ben de Trabzon da Milli Gazete nin ne olduğunu aynen Arif Emre beyin
tarifine uyarak teyit etmek istiyorum. Arif Emre Bey Milli Gazeteyi tarif
ederken Milli Şairimiz Mehmet Akif in şiirlerinden istifade etti. Aynı şeyi
huzurlarınızda tekrar ediyorum. Milli şairimiz ne diyor. Bu sözler aynen Milli
Gazeteyi tarif ettiği için Milli Gazete gününde sizlere okuyorum: Zulmü
alkışlayamam, zalimi asla sevemem; Gelenin keyfi için geçmişe kalkıp sövemem.
Üç buçuk soysuzun ardından zağarlık yapamam; Hele hak namına haksızlığa ölsem
tapamam. Kanayan bir yara gördüm mü yanar ta ciğerim, Onu dindirmek için kamçı
yerim, çifte yerim! Adam aldırmada geç git! , diyemem aldırırım. Çiğnerim,
çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım! İşte Milli Gazete nin kurulduğu günden
beri yaptığı budur. Milli şairimizin yaptığı bu tarife uyan en güzel örneği
vermiş olması, Milli Gazete nin en mühim özelliği ve en büyük şerefidir.
Rahmetli Necip Fazıl ın meşhur bir sözü vardır. Der ki: Ben 16. Lui döneminde
yapılan zulümlerden dolayı Lui nin kendisini sorumlu tutmam. O dönemde yaşayan
çok kuvvetli bir yazar vardı, asıl o yazarı sorumlu tutarım. Çünkü bu yazar 16.
Lui nin zulümlerine karşı çıkacağına, bu zulümleri destekledi, eğer bu yazar,
Lui nin bu zulümlerine karşı çıksaydı bu zulümler yapılmayacaktı. Onun için bu
zulümlerin asıl sorumlusu Lui değil, bu yazardır. Bu sözlerden alacağımız
ders, medyanın önemini idrak dersidir. Bir ülkede, eğer ülkenin aleyhine olan
hususlar, medya tarafından destekleniyorsa, menfi bir medya hâkimse, ülkedeki
zulümler devam eder. Bu zulümlerden kurtulmak için menfi medyadan daha güçlü müspet
bir medyayı ortaya koymak gerekir. Bu günkü Milli Gazete günü bunun için çok
büyük bir önem taşımaktadır 370 milletvekiliniz değil, 570 milletvekiliniz
olsa dahi sizi destekleyen güçlü bir medyanız yoksa siz icraat yapamazsınız.
İcraat yapmak için güçlü bir medya desteğine ihtiyaç vardır. İcraat için 370
milletvekili yetmez. Milli Gazetenin tirajının da 370 bine çıkması gerekir.
Başka türlü bu zulümlerden kurtulmak imkânı olmaz Erbakan hocamızın üzerinde
durduğu en önemli konulardan birisi ve en önemlisi her zaman Milli Gazete
olmuştur. Milli Görüşçüyüm diyen bir kimsenin üç temel görevi vardır. Bunlar;
1- Milli Görüşçü kuruluşlardan birisine üye olmak, 2- Üyesi olduğu kuruluş
üzerinden davaya maddi katkıda bulunmak, aidatlarını düzenli olarak ödemek, 3-
Milli Gazeteye ve Milli Görüşü destekleyen yayınlara abone olmak ve
desteklemektir. Bir Milli Görüşçü bu üç
görevini birlikte yapmazsa sorumluluğunu yerine getirmiş olmaz. 42 yıldan beri
çizgisini koruyan Milli Gazete, bu ülkenin tek hak sesi olmuş ve olmaya da
devam etmektedir. Milli gazete, kınayanın kınamasına aldırmadan hakkı söylemeye
devam ettiği için Milli Gazetedir. Milli Gazete olmasaydı, milli olan her şey
savunmasız, mazlumlar ise yetim ve himayesiz kalırdı. Milli Gazete olmasaydı,
Türkiye, İslam dünyasına karşı sağır, dilsiz ve kör olurdu. Milli Gazete
olmasaydı, milletimiz Siyonizm i ve bugünkü faizci köle düzenini öğrenemezdi.
Milli Gazete olmasaydı, milletimiz siyasete duyarsız kalırdı. Evlerimize Milli
Gazete girmeseydi, hanelerimiz güneş girmeyen yerler gibi olurdu. Bilemezdik
hak gelince batılın zail olacağını. Bilelim ki, Milli Gazete bizim
kantarımızdır ve günün birinde onunla tartılacağız. Irkçı Emperyalistler, İslam
düşmanları ve işbirlikçileri de Milli Görüşü ve Saadet Partisini Milli
Gazete nin tirajıyla tartmaktadırlar. Kantarımıza sahip çıkarsak, hesabımız
kolay, sahip çıkmazsak çetin olacaktır. Peygamberimiz, fetih öncesinde
konaklama yerinde 12 bin kişilik ordusunun her birisine bir ateş yakmasını
emretmiş ve 12 bin ateş yaktırmıştır. Her Milli Görüşçü günümüz fetih
yürüyüşünde Milli Gazeteye abone olarak Hak geldi batıl zail oldu meşalesini
yakmış olacaktır. Bu, Milli Görüşçüler için en büyük zaferdir. Milli Gazetesiz
olmaz.
ALMANYA SAADET
Almanya da başka bir Türkiye var. Çalışmaya gittiler,
ilahi takdirin bir tecellisi olarak dünyalık kazanmak için gittikleri ülkede
Milli Görüş çalışmalarıyla şuurlanıp hidayet buldular. Hem yerleşik halk için,
hem de göçmen Müslümanlar için örnek ve önder oldular. Bütün Avrupa yı ilmik ilmik
ördüler, Avrupa da ezan okunmayan yer bırakmadılar. Türkiye de yürütülen Milli
Görüş mücadelesinin ayrılmaz bir parçası oldular. Avrupa Milli Görüşçüleri İGMG
ile Almanya başta olmak üzere, bütün Avrupa da, Kanada da Avustralya da ve
dünyanın her yerinde İslam ın öncü topluğu olarak hizmetleriyle çığır açtılar.
Dr. Zeynel Abidin, Hasan Damar, Osman Yumakoğulları, Yusuf Işık, Mehmet Erbakan ile 11 Eylül 2001 e kadar
bütün engelleri başarıyla aştılar, ahitlerine ve köklerine sadık kaldılar.
Denileni yaptılar, korundular, kollandılar. İnkârcıların, hayırcıların
verdikleri sıkıntılara sabrettiler ve kazandılar. Y. Çelik Karahan ile bir
noktaya geldiler, Kemal Ergün ile yollarına devam ediyorlar. İGMG Milli Görüşün
önemli bir kuruluşu olarak hakkın hâkim batılın zail olması için ıslah görevini
yapmanın gayretindedir. İGMG Şuurlandırma, eğitim, çelikleşme ve üretim
görevleri aksatmadan yürütüyor. Milli Görüşün en önemli kuruluşu hiç şüphesiz
SAADET PARTİSİ dir. Avrupa da yaşayan vatandaşlarımız, ilk defa Cumhur
Başkanlığı seçiminde bulundukları ülkede oy kullanacaklar. Ve bundan böyle
bütün genel seçimlerde -aksi bir karar alınmadığı sürece- bulundukları
ülkelerde oy kullanmaya devam edecekler. Bu durum farklı bir çalışmayı zorunlu
kılmaktadır. Bunun için SAADET PARTİSİ, ilgili kanunların partilere tanıdığı
haklar ve imkânlar çerçevesinde, yurtdışında örgütlenmeye karar vermiş ve
Almanya da ilk temsilciliğini açmıştır. Saadet Almanya temsilciliğinin açılış
şöleni 27 Aralık 2013 tarihinde Köln de yapılmış ve bu açılış bütün Almanya da
ve Avrupa da büyük bir heyecan uyandırmıştır. Saadet Almanya Temsilciliği
Saadet Partisinin bir teşkilatlanmasıdır. Bu temsilciliğin ana görevi Siyasi
Şuurlandırma yapmaktır. Seçmenlerin oylarını Saadet Partisine vermeleri için
çalışmalar yapacaktır. Bu çalışmalar ağırlıklı olarak tanıtma çalışmaları
halinde yürütülecek ve seçmenin bulunduğu her yerde bu tanıtma çalışmaları
yapılacaktır. Milli Görüşün yine önemli kuruluşlarından İGMG ise yürüte geldiği
fikri, dini, sosyal ve eğitim hizmetlerini yürütmeye devam edecektir. Avrupa
Saadet ve İGMG sorumlulukları gereği çalışmalarını bir uyum ve kardeşlik
ortamında yardımlaşarak yürüteceklerdir.
Almanya da 1,5 milyon seçmenin olduğu bilinmektedir.
Avrupa genelinde bu rakam 2,5 milyonu aşmaktadır. Bu seçmen kitlesine Saadet
Partisini tanıtacak kadroların oluşturulması ve eğitilmesi önemlidir. Saadet
Almanya Temsilciliği bir yandan çalışma yapacak kadroları oluştururken, bir
yandan da bu kadroların eğitim çalışmalarını yürütmektedir. Bu çalışmaların
ilki Frankfurt Montabaur da 11-12. Ocak 2014 Tarihlerinde yapılmıştır.
Sevinilecek taraf, bu çalışmalara katılanların önemli bir bölümünün genç yaşta
kimseler olmasıdır. Bu eğitim çalışmalarına Türkiye den Saadet Partisi Genel
Başkan Yardımcısı, Teşkilat Başkanı Hasan Bitmez, Saadet Partisi Basın
Müşaviri, Milli Gazete ve TV 5 Ankara Temsilcisi Mustafa Yılmaz da
katılmışlardır. Bizde bu çalışmalara katkıda bulunmak üzere oradaydık. Almanya
temsilcisi Abdussamet Temel, Essen Bölge temsilcisi Hakan Bayhan, Almanya
Temsilciliği Eğitim Sorumlusu Hasan Yapar, İGMG Bavyara Bölgesi eski
başkanlarından Mehmet Gündoğar, nice isimsiz kahramanlara ilaveten İGMG değince
akla gelen ilk isimlerden olan Hasan Damar ağabeyimiz bu eğitim seminerinin
katılımcıları arasında idiler. Şahsen ben bu eğitim çalışmasında konuşma yapan
herkesten istifade ettim. Salonda bulunanların tamamına hâkim olan şey, uzun
müddet sudan mahrum bırakılmış bir kimsenin suya kavuştuğu anki sevinç, şükür
ve hamt hali idi. Kula sadakat yaraşır:
Müminler içinde Allah a verdikleri sözde duran nice er kişiler var. İşte
onlardan kimi, sözünü yerine getirip o yolda canını vermiştir. Kimi de
(şehitliği) beklemektedir. Onlar hiçbir şekilde (sözlerini)
değiştirmemişlerdir. Çünkü Allah sadakat gösterenleri sadakatleri sebebiyle
mükâfatlandıracak, münafıklara -dilerse- azap edecek yahut da (tövbe ederlerse)
tövbelerini kabul edecektir. Şüphesiz Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
(Ahzab: 23-24) Bu seminerde adı sıkça anılan Şehit TAYFUN BASMAN kardeşimize Allah tan
rahmet diliyorum. Muradın en doğrusunu Allah bilir vesselam.