Bundan 47 sene önce idi...

Tarih, 23 Şubat 1979'u gösteriyordu...

Günlerden Cuma idi...

23 Şubat’ı zihnimize kazıyan neydi?

Şu idi; 23 Şubat, Metin Yüksel’in şehâdete yürüdüğü gündü.

* Yaşını davasıyla yoğurmuş genç aksiyon ve dava adamı Metin Yüksel. Ömrünü İslam davasına adamış, canını Müslüman ümmet için adak yapmış ve şehadet mertebesine ulaşmış öncü mücahid, bir Akıncı şehid.

* Şehid Metin Yüksel, büyük bir İslam âlimi olan Molla Sadreddin Yüksel ve tasavvuf âleminin (manevi ilimlerin âlimlerinden) büyük şeyh, Şeyh Masum Efendi’nin kızı Sarata Hanımefendi’nin 3. çocuğu olarak, 17 Temmuz 1958’de Bitlis’in Kolongo Yaylası’nda dünyaya geldi.

* Dokuz yaşına kadar medrese âlimlerinin ve tasavvuf büyüklerinin olduğu ortamları teneffüs etti. Ailesiyle birlikte dokuz yaşındayken İstanbul Fatih ilçesi Haydar Mahallesi’nde yaşamaya başladı.

* Ele avuca sığmayan bu küçük mücahid, o zamanlar Milli Türk Talebe Birliği (MTTB) ve diğer İslami sivil toplum dernek ve vakıflarının daimi müdavimlerindendi.

* Bulunduğu her ortamda aksiyoner olarak faaliyet gösteren Metin Yüksel, yaklaşık on sekiz yaşlarındayken Haydar’da Fatih Akıncılar Derneği’nin şubesini açtı ve bu derneğin kurucu lideri oldu.

* O yıllar, sağ-sol çatışmalarının çok yoğun olduğu yıllardı. Fatih ilçesi, sağ ve solcuların baskısı altında ve mahalleler kurtarılmış bölgelere bölünmüştü.

* İslam dini, bugünün sağcılık ve solculuk anlayışını tümden reddediyor. Bu grupların baskısı altında olan Fatih’teki Müslüman cemaat ve bireylere rahat bir nefes aldırmak, üzerlerindeki baskıyı kaldırmak için gece gündüz sesli anlatım ve tebliğler, yazılı bildiri ve broşürler vasıtasıyla faaliyet ve çalışmalara başlandı.

* Kahvehane sohbetleri en yoğun faaliyet yöntemlerinden biriydi. Metin Yüksel’in liderliğinde, kurtarılmış mahalleler olarak adlandırılan solcu ve sağcıların hâkimiyeti olan yerlere giriliyor, tebliğ yapılıyor ve buradaki güç odaklarının hâkimiyetine sona veriliyordu.

* Bu durum hem solcuları, hem sağcıları hem de asıl bunların iplerini ellerinde bulunduran perde arkası güçleri oldukça rahatsız ediyordu. Metin ve arkadaşları silahlı ve pusulu saldırılara uğruyorlardı. Bir keresinde Fatih’teki Darüşşafaka okulunun arka tarafında kurulan pusuda silahla vurulmuş ve yaralanmıştı.

* Solcuların saldırılarını anlamak bir dereceye kadar mümkündü de kendilerini sağcı olarak tanımlayıp da bir taraftan ırkçılık yaparken diğer taraftan İslam dinini savunuyor gözükenleri anlamak fazlaca mümkün olmuyordu!

FATİH CAMİİ’NDE LEKESİZ BEMBEYAZ BİR KEFEN!

Merhum şehid Metin Yüksel’in arkadaşları anlatıyor:

* “Tarih, 23 Şubat 1979… Bir Cuma günü… Fatih Camii’nde Metin Yüksel ve kendisini şehid eden ırkçı katiller de aynı camide ve aynı safta Cuma namazı kılmışlardı!”

* “Namazını bitirdikten sonra kıbleye göre caminin sol tarafından o günlerde ‘Karadeniz Bloku’ denilen Vakıflar Talebe Yurdu’nun olduğu taraftaki avluya doğru camiden çıkmıştı. Yerler bembeyaz karlarla kaplıydı. Sanki şehid olacağı yere lekesiz bembeyaz bir kefen serilmiş ve o kefenden de ta caminin kapısına kadar masumiyetini temsilen beyaz bir halı döşenmişti.”

* “Havada kuşlar o soğuk havada âdetleri olmadığı halde topluca uçuyor ve adeta havada bölgeyi tavaf ediyorlardı. Katiller silahlarını çekmiş, kurşun yağmuruna tutmuşlardı İslam şehidini. Kan yere düşmüştü. O kefen gibi bembeyaz yerde al kanlar vardı, şimdi...”

* “Toprağa bir tohum daha ekilmişti. Artık o da ölümsüzlerden olmuştu. Metin Yüksel de artık Allah’ın özel misafirlerinden olmuştu. O’nun tarafından çok farklı ve çok değişik nimetlerle rızıklandırılanlardan olmuştu.”

* “Allah yolunda öldürülenleri sakın ha, ölüler sanmayınız. Bilakis onlar diridirler; Allah’ın lütuf ve kereminden, kendilerine verdikleriyle sevinçli bir halde Rabbinin yanında (değişik) rızıklara mazhar olmaktadırlar.”

ŞEHİD METİN YÜKSEL KİMDİR?

Şehid Metin Yüksel, 17 Temmuz 1958′de Bitlis’e bağlı Kolongo Yaylası’nda dünyaya geldi.

Babası önde gelen İslam âlimlerinden Sadreddin Yüksel Hoca, annesi Norşinli Şeyh Masum Efendi’nin kızıdır.

Metin Yüksel, dokuz yaşındayken ailesiyle birlikte İstanbul’un Fatih semtine yerleşti.

Kur’an-ı Kerim ve temel İslâmi bilgilerle alakalı dersleri babasından alan Metin Yüksel, Hüsam Bey Mahallesi’ndeki Akşemseddin İlkokulu’nda ilköğrenimini tamamladı.

Daha sonra Sinan ağa Mahallesi’ndeki Gelen Bevi Ortaokulu’na kaydolur ancak 2. sınıfa geldiğinde ortaokula devam etmek istemedi ve okulunu bıraktı.

Gayesi sağ-sol değil, ümmetti

Metin Yükselin yaşadığı bu dönemde Türkiye en karanlık yıllarıydı.

Halk sağ-sol çatışması içinde bölünmüş ve ülke bir iç savaşa doğru sürüklenmekteydi.

Sağ-sol bölünmesi içerisinde halk bir tarafı seçmeye zorlanmış, sokaklarda sebepsizce cinayetler işlenilmişti.

Mahalleler farklı görüşteki gruplar tarafında kontrol altına alınmaya başlanılmıştı.

İşte bu çatışma ortamında Metin Yüksel sağ-sol, ileri-geri gibi ayrılmayı bırakıp bir ümmet olup, birlik ve beraberlik içinde olan Allah’a inanma çağrısı yapıyordu insanlara.

Halkı bilinçlendirmek için mitingler düzenledi ya da bu konuda düzenlenen mitinglerde en önde yer aldı.

Bu çalışmalar ışığında Fatih semti kurtarılmış bölge ilan edildi ve sağ ya da sol grup bu bölgede egemen olamadı.

18 yaşında Akıncıların Fatih temsilciliğini de kurdu.

Kısa zamanda İstanbul'da adlarını duyurmaya başladılar.

Haksızlıkları haykırmak için mitingler yaparken aynı zamanda ihtiyaç sahiplerine de yardımda bulundular.

12 Eylül döneminin karanlığında İslami bir şuura sahip olan Metin Yüksel, "sağ" ve "sol" düşünceli insanların hedefi oldu.

Onu hazmedemeyenler kendisini sürekli tehdit etti.

Nitekim 1977'de sol bir grup tarafından açılan ateşle yaralandı.

Yüksel, ikisi karnına, biri dizine olmak üzere üç kurşun yarası aldı ama çatışmadan sağ kurtuldu.

23 Şubat 1979'da cuma namazını Fatih Camii'nde kılan Metin Yüksel, namaz çıkışı cami avlusunda faşistlerin saldırısı sonucu şehid oldu.

Muhabir: Rıza Yayladangel