Türkiye Gazeteciler Cemiyetinin bugün genel kurulu varmış, yarın da yönetim kurulu seçimi yapılacakmış. "Değişim Grubu" adını alan bir grup üye seçim için ayrı liste hazırlamışlar...
Cemiyetin bir zamanlar nasıl bir "müessese" olduğunu, eski gazete koleksiyonlarını şöyle bir gözden geçirdiğiniz takdirde hemen farkedersiniz. Cumhurbaşkanları ve başbakanlar İstanbul‘a geldiklerinde basın toplantılarını genellikle Cağaloğlu‘ndaki cemiyet binasında yapar ve Türkiye‘nin en önemli basın kuruluşuna verdikleri önemi bu şekilde gösterirlerdi. Cemiyet, mesleği ilgilendiren en basit meselede bile hemen bir bildiri yayınlayıp fikrini ifade ederdi ve yaptığı açıklama mutlaka ses getirirdi. Hele, bir gazeteci, polisin yahut bir başka resmî kuruluşun karşısında haksızlığa mı uğradı? Kopan gümbürtünün ardından özürler sıra sıra yağardı...
Cemiyetin "gazeteciliğini" merak ediyorsanız, çıkardığı "Bizim Gazete" isimli yayını bulun ve hem mizanpajına, hem de muhteviyatına şöyle bir göz gezdirin. Kıdemli ve de emekli meslek büyüklerimizin 2010 senesinde yayınladıkları bir gazeteyi mi, yoksa 1950‘lerden kalma bir taşra mevkutesini mi okuduğunuz konusunda tereddüt geçireceğinize eminim.
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti şimdi işte bu haldedir ve yarınki genel kurula Hasan Tahsinler, Sedat Simaviler, Agâh Efendiler yahut Ref i Cevadlar bile mezarlarından kalkıp gelseler, cemiyetin üzerine serpilmiş olan ölü toprağından ve son örneği yine yarın yaşanacak olan listecilik merakından silkinip kurtulması artık mümkün değildir.





