Yılın ilk çeyreğine ait enflasyon verilerinin netleşmesiyle birlikte, memur ve emekli maaşlarını belirleyecek olan zam oranları yavaş yavaş şekilleniyor. Ocak ve şubat aylarında artış gösteren verilerin ardından mart ayında açıklanan düşük oranlar ekonomi kamuoyunda geniş yankı buldu. Küresel piyasalardaki siyasi gerilimlere ve artan petrol fiyatlarına rağmen açıklanan rakamların beklentilerin oldukça altında kalması, enflasyon sepetinde yapılan güncellemeleri tartışmaya açtı. Temel harcama kalemlerinin ağırlığının değiştirilmesi, doğrudan vatandaşların cebine girecek zam miktarını etkiliyor.
PİYASA BEKLENTİSİ İLE AÇIKLANAN RAKAM ARASINDAKİ FARK
Piyasalarda yüzde 3 civarında bir artış beklenirken mart ayı enflasyonunun yüzde 2'nin altında kalması, mevcut ekonomik koşullarla açıklanan veriler arasındaki çelişkiyi gözler önüne serdi. Ekonomist Deniz Eresen, ortaya çıkan bu tabloyu geçmiş dönemle kıyaslayarak dikkat çekici tespitlerde bulundu:
"Geçtiğimiz yıl mart enflasyonu yüzde 2,46 idi. Ancak o dönemde zirai don yoktu, kuraklık yoktu, İran savaşı gibi bir risk unsuru da bulunmuyordu. Sadece İmamoğlu süreciyle sınırlı bir kur hareketi yaşandı ve merkez bankası müdahalesiyle dengelendi. Bugün ise çok daha ağır şartlar var. Buna rağmen daha düşük bir enflasyon açıklanıyorsa, bunun hakikatle örtüşmeyen yönleri olduğunu kabul etmek gerekir."
TEMEL GİDERLERİN SEPETTEKİ PAYI DÜŞÜRÜLDÜ
Yılbaşından itibaren uygulanan yeni yöntem, açıklanan rakamların seyrini doğrudan değiştiriyor. Dar ve orta gelirli vatandaşların bütçesinde büyük yer tutmayan eğlence, kültür ve lokanta gibi kalemlerin sepetteki ağırlığı artırılırken, zorunlu harcamaların payı ise geriye çekildi. Eresen, bu değişimin rakamları nasıl etkilediğini şu sözlerle ifade etti:
"1 Ocak 2026 itibarıyla enflasyon sepetinde ciddi ağırlık değişiklikleri yapıldı. Gıda ve alkolsüz içecekler grubunun ağırlığı yüzde 24,97’den 24,44’e düşürüldü. Konut, su, elektrik ve doğalgaz gibi temel giderlerin payı yüzde 15,26’dan 11,40’a indirildi. Sağlık ve eğitim gibi kalemlerde de benzer düşüşler var. Bunlar bir hane bütçesinin en kritik kalemleri. Ağırlıkları düşürülünce, hissedilen enflasyon ile açıklanan enflasyon arasındaki fark daha da açılıyor."
MAAŞ ZAMLARI DOĞRUDAN AŞAĞI ÇEKİLİYOR
Yapılan bu teknik düzenleme sadece istatistiksel bir veri olmanın ötesine geçerek milyonlarca kişinin gelirini belirliyor. Eski sistemin uygulanmaya devam etmesi halinde çalışanların ve emeklilerin çok daha yüksek bir zam oranıyla karşılaşacağını vurgulayan Eresen, süreci şöyle özetledi:
"Geçen yılki hesaplama yöntemi devam etseydi, ocak enflasyonu yüzde 4,84 değil 4,96 olacaktı. Şubat ve mart aylarında da benzer şekilde daha yüksek oranlar görecektik. Bu fark sadece teknik bir detay değil. Aynı zamanda memur, işçi ve emeklilerin alacağı zam oranlarını da aşağı çeken bir unsur."
YIL SONU HEDEFİNDE REVİZYON BEKLENTİSİ
Açıklanan son veriler ışığında, ekonomi yönetiminin yıl sonu için belirlediği resmi hedeflerin ulaşılabilirliği de sorgulanıyor. Mevcut şartların piyasa gerçekleriyle uyuşmaması, yeni bir planlamayı zorunlu kılıyor. Eresen, yıl sonu projeksiyonlarına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı:
"Artık Merkez Bankası dahil herkes, yüzde 21’lik üst bandın tutmayacağını görüyor. Mayıs ayında yapılacak enflasyon toplantısında hedefin 27-28 bandına çekilmesi ve artı-eksi 3 puanlık bir aralık belirlenmesi gerekiyor. Programın da bu yeni gerçekliğe göre revize edilmesi şart."




