Bir zamanlar Hürriyet gazetesinin Aydın Doğan dan önceki kurucu patronu Sedat Simavi nin bir lafı vardı hiç unutmam. Darbeyi medya hazırlar ve sonunda da askerler duruma elkoyarlar. Türkiye de de hep öyle olmamış mıdır Şimdilerde Ergenekon Çetesi nin serüvenine bakıyoruz da medya bu akışın neresinde diye ibret nazarlarıyla takip ediyoruz..

Bakalım şu ana kadar olanlar deyim yerindeyse fasa fiso da ama ipin ucuna kadar ulaşıp da İtalya daki Temiz eller ya da Yunanistan daki gibi asker-sivil tüm uzandığı noktaya kadar uzantılarından ülke arındırılabilecek mi Birlikte izliyoruz! Reklamlardan sonra! Esas film bu fragmanlarından sonra gelişmesi lazım. Yoksa tüm bunlar da ayrı bir filmin senaryo altyapısı mı

SREBRENİTSA 1995

Bu hafta Lalegül FM canlı stüdyo konuğum olan İHH İletişim koordinatörü Ümit Sönmez İnsani Yardım Vakfı nın 11 Temmuz Srebrenitsa Şehitleri özel programını anlattı. Bosna Savaşı sırasında BM tarafından "Güvenli Bölge" olarak ilan edilen ve Hollandalı birlik tarafından korunan Srebrenitsa da 1995 yılında binlerce insan katledildi. Genç kızlara ve kadınlara tecavüz edildi. Sırplar, alıkoydukları genç erkekleri kurşuna dizdiler.

Bölgede her geçen gün yeni toplu mezarlar açığa çıkıyor. Bu güne kadar 370 in üzerinde toplu mezar (5 veya daha fazla kişinin gömüldüğü mezarlar) bulundu. 28 bin kayıp insandan 25 bininin Bosnalı Müslüman olduğu söyleniyor.

İHH Srebrenitsa şehitleri için bu sene 11 Temmuz da özel program yapıldı. 15:00 ile 17:30 saatleri arasındaTV5, TGRT Haber, TV Net, Ülke TV, Kanal 24, Dost TV ve Hilal TV tarafından canlı yayınlandı. Bu yıl ayrıca TRT Bosna dan özel canlı program yaptı.

Buna bir kez daha İslam alemi bir kez daha tanık oldu ki Müslümanlar ancak kendi ayakları üzerinde durmak zorundalar. Kendisi dışındaki kurulu birlikler ihanetten başka bir katkıda bulunmamakta İslam ümmetine. Elküfrü milletün vahidun=Küfür tek millettir

YAZ KURSLARI

Geçen hafta mahalle camimizdeki Cuma vaazında Ahmet hocaefendi içimizi serinleten Yaz Kur an Kursları çalışmalarını anlattı. Her gün camiye cüz okumaya gelen çocuklarımıza haftada bir gün sosyal etkinlik sağlamaları çocukların motivasyonlarını nasıl da artırdığından söz etti. Bu, haftada bir değişen programlarda yüzme, piknik, İstanbul gezileri, muteber tiyatro ya da sinema izleme, grup maçları gibi farklı çalışmalara katılma sevinci çocukları derslere daha çok bağladığının yanı sıra bazı hayırseverlere de seslenerek arada çocuklarımıza dondurma ısmarlamalarını da beklediklerini ifade etti. Ben de içimden kendisine dua da ederek bravo Ahmet hocam , dedim pedagoji denen şey budur işte!