Mardin Artuklu Üniversitesi, akademik

başarısızlığını örtbas edercesine farklı kulvarlara saparak sesli ve çekincesiz

bir şekilde hak, hukuk, özgürlük, hoşgörü adı altında farklı koreografiler

ortaya çıkartarak medeniyetler ittifakı çerçevesinde cevvalliğine yeni bir

boyut kazandırmaya çalışmıştır.

Üniversite kampusu içerisinde, “medeniyetler ittifakı” çerçevesinde inşa

edilmesi gündeme gelen cami, kilise ve Yezidi mabedi ile neyin amaçlandığını

tarihi perspektiften incelediğimizde karşımıza çıkacak tablonun pek iç açıcı

olmadığı ortaya çıkacaktır. Bu nedenle, Milli Gazete’nin manşete taşıdığı bu

konu aslında pek de yabana atılacak cinsten değildir.

1900’lü yıllarda Mardin’de faaliyet

gösteren Amerikan Protestan Misyonerler (ABCFM) tarafından ön plana çıkarılmaya

çalışılan Yezidilik inancı ile ilgili çalışmalar dikkat çekicidir. Hatta

Amerikalı A.N. Andrus, Yezidilerin “Mashaf-i Reş” (Kara Kitap)’i üzerinde büyük

araştırmalar yaptığı gibi, bu kitabın orijinalini de Amerika’ya götürmüştü.

Keza, bir diğer Amerikalı misyoner olan Isya Joseph de, “Devil Worship”

(Şeytana Tapınma) adlı eseri yayınlayarak Yezidiliğin Batı gündemine

yerleşmesini sağlamıştır. Arkeolog Seton Lloyd da Yezidiler üzerinde çalışmalar

yapmıştır. Batılı misyonerler, Süryanilerde olduğu gibi Yezidileri de Asurî

projesi çerçevesinde ele almaya çalışmakta ve bu konuda büyük çaba

göstermektedirler. Bu nedenle, son yıllarda kimlik arayışı içerisinde olan

Yezidiler, Kürt ve Asur kimliğinden birisini seçme konusunda tercih yapmaya

çalışmaktadırlar. Yezidi inancının öncüsü Şeyh Adiy’in Laleş’ini Mardin’e

taşımanın kime ne fayda getireceği ayan beyan ortadadır. Süryanileri ve

Yezidileri Asurîleştirme projesini yürütmekte olan Batı’nın, Büyük Asurî ideali

çerçevesinde Mardin’e ayrı bir amaç yüklemeye çalışması dikkat çekicidir.

Dönemin Malatya İnönü Üniversitesi

Rektörlük görevini yürüten ve yeni kurulan Mardin Artuklu Üniversitesi

Rektörlük görevine tedviren atanan Prof. Dr. Fatih Hilmioğlu, Mardin ve

çevresinin (Şırnak, Batman, Ceylanpınar, Viranşehir vs.) ihtiyacı olan Tıp

Fakültesi, Araştırma Hastanesi ve Diş Hekimliği fakültelerinin kurulması

gerekliliğini görmüş ve YÖK’e başvurmuş ve karar onaylanmıştır. Bu karar o

dönem halk tarafından büyük bir sevinçle karşılanmıştır. 2008 yılında Artuklu

Üniversitesi’ne atanan Prof. Dr. Serdar Bedii Omay, Mimarlık-Mühendislik

Fakültesi’nin ‘mühendislik’ tarafını, Fen-Edebiyat Fakültesi’nin de ‘Fen’

tarafı kaldırılarak Mardin’de kurulan üniversitenin sosyal bilimler alanında

‘tematik üniversite’ olacağını açıkladı ve ilk icraatlardan biri olarak

Kürdoloji Enstitüsü’nün onayı için YÖK’e başvuruldu, fakat bu isimde onay

çıkmayınca Yaşayan Diller Enstitüsü olarak onay aldı. 05.07.2010 tarihinde

Artuklu Üniversitesi yerleşke alanı temel atma töreni sırasında ise Müslüman,

Hıristiyan ve Yezidi duaları yapılarak bu üç inancı kapsayacak kompleks bir

ibadethane yapılacağı açılış konuşmasında belirtilmişti. Kurulacak olan

İlahiyat Bilimleri

Fakültesi’nde, Hıristiyanlık, Yezidilik

ve Zerdüştlük gibi dinlerin de yer alacağı ifade edildi.

Kuzey Mezopotamya’nın önde gelen bir

bilim yuvası olarak hedeflenen Artuklu Üniversitesi, zaman içerisinde kuruluş

amacından hızla uzaklaşırken, Kuzey Irak’taki üniversitelerle işbirliğine

giderek hedef küçültürken, adeta farklı bir mecraya doğru sürüklenmeye

çalışılmıştır. Bütün bu adımlar, Artuklu Üniversitesi’nin hangi hedeflere doğru

sürüklenmekte olduğunu göstermesi bakımından önem arz etmektedir.

Osmanlı döneminde yıllarca Kapusen

Misyonerleri, Amerikan Protestan Misyonerleri ( ABCFM), Dominikan Misyonerleri,

Presbiteryenler, Cizvitler, Metodistler vasıtasıyla Güneydoğu Anadolu Bölgesi

en sorunlu bir coğrafya haline getirilmeye çalışılırken, şimdi ise bu çalışmaların

ilim ve irfan yuvası olması için büyük çaba gösterilen Artuklu Üniversitesi

vasıtasıyla yürütülmeye çalışılması ibret verici bir gelişmedir.

Yarın, Şamirîler (Şomromin) için bir

tapınak, Zerdüşt (Zoroaster)’e nispetle Zerdüştlük (Mazdaizm) tapınağı, Şamas

(Sama) için güneşe tapınma sunağı, Mani’ye atfen Manihaizm tapınağı, ateşe

tapanlar için de Ateşgede kurulması için girişimler başlatılırsa buna hiç

şaşmamak gerekir.

Peki, AKP iktidarına sormak gerekmez mi;

Allah inancına şirk koşan ve putları ve nesnel varlıkları ilah kabul eden pagan

inanışların yeniden diriltilmeye çalışılması ve bir üniversite tarafından

teşvik edilmesi hoşgörü ile görülebilecek bir durum mu Mekke’nin fethiyle

birlikte

“Hak geldi, Batıl zail oldu” ayet-i

kerimesini ağzından düşürmeyen Peygamber Efendimiz (S.A.V.), Kâbe’nin etrafında

istiflenmiş üç yüz altmış putun yerle bir edilmesinde ön ayak olarak putlardan

oluşan “paganizm” inanışına son vermiştir.

Şimdi ise, Artuklu Üniversitesi, bu

uygulamayla neyi hedeflediğinin ve bu düşünce arkasındaki asıl niyetin ortaya

çıkartılması büyük ehemmiyet taşımaktadır.

Sayın Rektörün, bir yandan büyük

hoşgörüsüzlük örneği ile belirli bir kesimi idari ve akademik kadrolardan

uzaklaştırmaya çalışırken, diğer taraftan “paganizm”’e yol açan uygulamalara

büyük bir hoşgörü ile pirim vermeye çalışması anlaşılır cinsten değildir.