Zor zamanda konuşmak

“Haklı olduğunda kavgadan kaçma, bil ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine ise deli derler…” Şeyh Edebali’nin oğluna tarihleri aşıp geçen öğütlerinden birisi bu. Haklı olmak, hakkı, hukuku, adaleti savunmak. İsmet Özel’in Zor Zamanda Konuşmak kitabı vardı.  Zamanın zoru kolayı olur mu?! Tam da böyle bir dönemdeyiz. Hakkın, hukukun, adaletin, gerçeklerin birbirine karıştığı; güç sahibi olmanın “hak sahibi” olmak sanıldığı bir dönemdeyiz. İktidar sahipleri, “Biz çoğunluğuz,  bizim dediğimiz olur” dayatmasıyla bizi sanal gündemlere, kısır çekişmelere, kayıkçı kavgalarına hapsediyorlar. Yandaş medya insanımızın algısını iktidar ve muhalefet arasındaki kavga frekanslarına ayarlıyor. Gerçekler konuşulmuyor, sanal gündemler ağzımıza sakız ediliyor, ülkenin gerçek sorunları halı altına süpürülüyor. Zihinlerimizi dönüştüren iktidar hiçbir eleştiriyi kabul etmiyor; yanlışlara yanlış dediğimizde bizi linç etmeye kalkışıyorlar. Söylediğiniz haklı şeylerin hepsi buhar olup uçuyor. Tepeden gelen buyruklara eyvallah çeken, iktidarın her dediğine biat eden, konuşmayan, düşünmeyen, analiz etmeyen, hesap sormayan, algıları yönlendirilmiş apolitik bir toplum kıvamına getirildik. Toplumun direnç kolonlarıyla ilgili şeyler söyleniyor. İnsan haklarında, hukukta, demokraside, ekonomide reform yapılacak deniliyor;  hiç kimse, “19 yıldır iktidardasınız, bunları yapmak aklınıza yeni mi geldi?” diye sormuyor. Yanlışlar söylenmiyor, haksızlıklar eleştirilmiyor, yolsuzluklar sümen altı ediliyor. Demokrasi, hukuk, insan hakları yaralı. Ekonomide tüm parametreler berbat… İnsanımız aç, alım gücü yok, fukara, sofrasına kuru ekmek dahi koyamıyor. Sefalet ücreti reva görülen çalışanlarımız kirasını ödeyemiyor, çocuğuna hanımına harçlık veremiyor, faturalarını ödeyemiyor, elzem masraflarını karşılayamıyor. Fakat devletin arpalıklarına liyakatsiz asalaklar atanıyor,  dört beş maaş veriliyor. Ülke kaynaklarını faizciler, rantiyeciler, dolar baronları sömürüyor. Bütçe yapıyorlar, her tarafı yamalı. Geçilmeyen köprü, otoyol, gidilmeyen hastane, uçulmayan havaalanı tufeyli müteahhitlerine garanti ödemelerle sırtımızdan milyarlar akıtılıyor. “Evime ekmek götüremiyorum” diyen vatandaşa, “Tepkin abartılı, al keyif çayı iç” denilip üstüne çay paketi fırlatılıyor. Stratejik kamu kurumlarımız üç otuz paraya peşkeş çekiliyor. İşadamlarının kredi batıkları tek çizikle siliniyor. Merkez Bankası’nın rezervleri eritip eksiye düşürülüyor. Tarım Kredi Kooperatifleri çiftçileri faiz yüküyle eziyor, Ali kıran baş kesen olmuş, gariplere haciz kıskacı uyguluyor. Çalışanlarımızın emeği, alın teri yabancı yatırımcıya sömürülecek iş gücü olarak peşkeş çekiliyor. Ziraat Bankası teee Amerika’nın bir ucundaki adada kim olduğu belli olmayan, ne iş yaptığı bilinmeyen birilerine milyarlarca lira kredi verip batırıyor; hesap soran yok. Hesap sormalıyız!  Haksızlıklara, yolsuzluklara karşı dimdik durmalıyız. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.), “Mümin bir kötülük gördüğünde onu eliyle düzeltir. Eliyle olmazsa diliyle düzeltir. Diliyle olmazsa kalbiyle buğzeder” buyuruyor. Mümin izzet ve karakter sahibidir. Doğruları söylemek, kötülüklere karşı durmak, düzeltmek, adaleti tesis etmek, haklı olduğu konularda güç sahiplerine boyun eğmemek, sadece Rabbi’nin doğrularıyla hareket etmek zorundadır. Müminin şiarı budur.

İktidarın beyinlerimizi uyuşturup afyonladığı, yandaş medyanın algılarımızla oynayıp cendereye sıkıştırdığı, sanal gündemlere hapsettiği bu dönemde hesap sormak, adaletsizlikleri, yolsuzlukları, vurgunları düzeltmek elbette zor. Haklı olanın konuşamadığı, doğruyu söyleyemediği, zemin ayağımızın altından kaydırılmış olsa da; çok zor bir zamanda olsak da yepyeni bir hakkaniyet iklimini yeşertmek zorundayız. Algıları yönlendirilen, medya manivelasıyla zihinleri dönüştürülüp afyonlanan insanımızı bilinçlendirmek, şuurlandırmak zorundayız. Adil bir dünyayı kurmak, eleştirilerimize kulak asmayan, kayıkçı kavgalarıyla toplumu geren, ötekileştiren, kutuplaştırma siyasetiyle oy devşirip iktidarı tapuladıklarını zannedenlere hak ettikleri dersi vermeliyiz. Doğru söyleyeni dokuz köyden kovsalar da bunu yapmalıyız. Kavgadan kaçmamalıyız...

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

01

Mert - Kalemiyle mürekkebini doğru yolda kullanan yazana teşekkür ederim Allah razı olsun derim İnsanlık budur.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 11 Şubat 10:29


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?