Milli Eğitim’in öğretmenlere dağıttığı kitap ne anlatıyor?

Gazetemizin dünkü manşetinde yer alan Beyaz Zambaklar Ülkesi kitabının bakanlıkça dağıtılması haberi üzerine kitabın yeniden değerlendirilmesi zarureti doğmuştur. Ephesus Yayınları tarafından Kasım 2020 tarihinde basılan kitap Millî Eğitim Bakanı Ziya Selçuk tarafından “Eğitimin temel taşı olan öğretmenlerimize bu eşsiz eseri hediye etmek istedik.” diye önsözünün yazılarak Öğretmenler Günü münasebetiyle bakanlıkça öğretmenlere dağıtılması başlı başına üzerinde durulması önem arz etmektedir.

Neden?

Bakan Ziya Selçuk’un önsözde belirttiği “eşsiz eser” nitelemesi neye göredir?

Yine önsözde “ilham alınacak bir eser ve rehberliği” Sayın Bakan tarafından dile getirilmiştir. Neye göre?

Kitap okunduğunda bugüne kadar bize anlatılanların dışında yeni bir şeyin olmadığı, bununla birlikte bir papaz ve vaiz olan Hristiyan yazar GrigoriS.Petrov’un bir misyoner gibi düşüncelerini kitabın başından sona kadar satırlar arasına yerleştirildiği göze çarpacaktır.

Öyleyse Millî Eğitim Bakanlığı bu kitabı hangi ölçüye göre dağıtmayı gerçekleştirmiştir? Kitapta millî bir unsur var mıdır? Millî bir eğitimden mi söz edilmektedir? Millî bir bakış açısı mı sunmaktadır? Neden “Beyaz Zambaklar Ülkesi” seçilmiştir?

Bu soruların muhatabı elbette Millî Eğitim Bakanlığı ve Bakan Ziya Selçuk Bey’dir.

Geçmişte millî ve manevî değerlere kasıtlı bir imha çalışması hep olmuştur

Geçmişte roman, tiyatro, sinema ve diğer bütün yayın organlarıyla planlı ve bir proje dâhilinde millî ve manevî değerlere bir saldırı olduğu muhakkaktır. Devamında “Yeşilçam filmlerinde” kasıtlı olarak dindar insanların geri kalmışlığı; o ki Reşat Nuri’nin “Yeşil Gece”si İslam’ın inanç esaslarını nasıl rencide edici bir tarzla kaleme alınmışsa, Halide Edip’in “Sinekli Bakkal”ı da bir mahalle imamının nasıl korkunç, acımasız ve kötü karakterde gösterilmesine inat Beyaz Zambaklar Ülkesi’nin yazarı papaz ve vaiz Hristiyan Petrov, o derece müsbet ve rol model olarak kitabın girişinde ayrıntılı biçimde gösterilmiştir. İşte “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” gibi kitapların bakanlık tarafından dağıtılmasına itirazımız tam da burada başlamaktadır.

Kendi değerlerine yabancılaşarak, her geçen gün millî duygulardan uzaklaşarak içindeki boşluğu doldurmak için sarılacağı güçlü bir kaynak ararken çocuklarımızın ve öğretmenlerimizin dört elle sarılacakları tarihi, millî karakterlerle onları buluşturacak projeler gerçekleştirmek yerine neden bir papazın Hristiyan öğretilerini referans kabul ederek oluşturduğu bir kitabı dağıtma gereği duyulmuştur.

Peki, neden Beyaz Zambaklar Ülkesi?

Papaz ve vaiz yazar

GrigoriS.Petrov

Yazarın çocukluğu ile ilgili “Sarhoşlardan ve küfürden başka bir şey görmemiş ve duymamıştı” ile başlayan takdim yazısı enteresan. (s. 15)

Ruhban okulunu ardından ilahiyat akademisini bitiren yazar, papaz oluyor.

Yetenekli, başarılı papaz zamanla başkentin (Petersburg) saygın vaizi oluyor.

Yazarla ilgili sunumda filozof Vasili Rozanov: “Sıradan insanların Hristiyanlığı anlaması hep zordur.” diyerek Hazreti İsa’nın rolünü anlatır. Sonra da yazar hakkında: “Nihayet şimdi, Papaz Petrov için Hristiyan olmak, kalabalık bir sokağın ortasında yürüyerek sağa sola iyilik dolu keseler fırlatmak gibi bir şey…” (s. 16)

Bu satırları okuyan ve sorgulayan Müslüman bir genç, içinde bir acıma hissetmeyecek midir? Bozulmuş bir İncil’in sürekli gündemde tutulması vicdanları rahatsız etmeyecek mi?

Rol model papaz ve vaiz

Bu vaize hayranlık o derecededir ki, herkes onun derslerine katılmak ve çocuklarına özel dersler aldırmak ister. Rus Çarı II Nikolay’dan tutun da Maliye Bakanı Kont S.V.Vitte’ye kadar ve taşralı kimselere bile koli koli kitaplarını almaktan ve taleplerde yetişememektedirler. (s. 16)

Öyle ki bu papaz ve vaiz (kitabın yazarı), Tolstoy ve Maksim Gorki’nin rakibidir: “Hiç abartısız söylenebilir ki kitap piyasasında sadece Tolstoy ve Maksim Gorki hüküm sürmüyor. Petersburg’un en sevilen vaizi saygıdeğer halkı papaz Petrov da piyasaya hâkim.” (s. 17)

Evanjelikalizm

Kitabın yazarı Petrov, o kadar misyon sahibidir ki “Evanjelikalizm” düşüncelerini uygulamaktan bahsetmektedir.

Evanjelikalizm nedir?

Evanjelikalizm ile ilgili kitabın 17. sayfasında zaten dip not aynen şöyle: “İncil’in özünü İsa’nın öğretilerini hayata geçirerek koruyacaklarına inanan bir mezhep hareketidir.”

Neden?

Neden böyle bir çabanın içine girilmiş, insan hayret etmeden duramıyor.

Matta İncil reklamı

Petrov’u (kitabın yazarı) anlatan biyografilerin birinde, “Matta İncili öğretilerinin günlük hayatta uygulanabileceğine, herkesin acıyla sınanarak hayatı yeniden şekillendirmesi gerektiğine inanıyordu.” (s. 17)

Bu cümleler Millî Eğitim camiasının yüreğini sızlatmıyor mu?

Hayatın temeli olarak İncil

Milli Eğitim Bakanlığı, öyle ya büyük yazar Petrov’un daha önce de kaleme aldığı “Hayatın Temeli Olarak İncil” (s. 19) kitabını ne zaman öğrencilere dağıtacaktır bu da merak konusudur.

Yine sunuş yazısında: “Yazarın bütün içtenliğiyle savunduğu eserin ana fikri, gerçek hayattaki ideallerle rehberlik eden İncil’e yeniden dönülmesi ihtiyacıdır.” (s. 19)

Müslüman çocuğuna, öğretmenine böyle bir kitap hangi millî gayelerle dağıtılmaktadır?

Yahudi ve masonlar

Çok ilginçtir ki sunuş yazısında Petrov (yazar)’un bir makalesinden yola çıkılarak entelektüellerle birlikte anılan Yahudi, mason, Yahudi masonlarının kötülenmelerinin yersiz olduğu dile getiriliyor:

“Kendilerini Rus monarşistleri olarak tanımlayan bu kişiler, herkesi suçluyor, geçmişte yaşamış oldukları vahşilikleri ve zorbalıkları hiç düşünmüyorlar. Entelektüelleri, Yahudileri, masonları, Yahudi masonları ve hatta Deccal’i bile suçluyorlar.” (s. 26)

Bir papazın Müslüman kadınlara konferansı: “Kadının dünyadaki ve toplumdaki rolü”

Bir Hristiyan papaz ve vaizi (kitabın yazarı) o kadar iyi bir şekilde sunulmuş ki Müslüman kadınlara “Kadının Dünyadaki ve Toplumdaki Rolü” konulu bir konferans verdiği bile kitapta yerini almıştır. (s. 28)

Öyle ya Müslüman kadın, rolünü bir papazdan öğrenmelidir!

1960 darbesi

Kitabın, Balkanlar ve Türkiye’deki Önemi başlığı ile sunulan ikinci bölümünde 1960 askerî darbesinin çağdaş ve kültürel bir devletin inşasında incelenmesi gereken bir model olarak saygıyla ele alınmasından söz edilmektedir:

“1960 yılında General Cemal Gürsel’in liderliğinde gerçekleşen darbeden birkaç ay sonra, darbede yer alan subayların dünya görüşü ve eğitim seviyelerini değerlendirmek için bir anket yapılmıştı. Anketteki sorulardan biri “Sizi en çok hangi kitap etkiledi?” idi. Subayların çoğu bu soruya “Beyaz Zambaklar Ülkesinde” cevabını vermişti.

Görüldüğü gibi, Petrov’un çalışmaları birçok ülkede, ulusal, gelişmiş, çağdaş ve kültürel bir devletin inşasında incelenmesi gereken bir model olarak saygıyla ele alındı.” (s. 34)

Bu kitabın bu subaylara özellikle harp okulunda Atatürk’ün emriyle zaten okutulduğu aynı paragrafın hemen üzerindeki paragrafta belirtilmektedir. (s. 34)

“Mene, Tekel, Peres” Tevrat’tan referans

“Mene, Tekel, Peres” bu, kitabın birinci bölümünün adıdır. Merhametsiz bir hükümdarın sarayında bu yazının belirdiğini söyler.

Nedir bu?

Tevrat’tan referans: Kutsal Kitap denilerek Eski Ahit (Daniel Peygamber)’ten Mene: Tanrı saltanatını saydı ve sona erdirdi. Tekel: Terazide tartıldın ve eksik bulundun. Peres: Ülken bölünecek ve düşmanlarına verilecek. (s. 40)

İşte, kutsal kitaptan (Tevrat) referans verilerek Eski İran’ın, Osmanlı İmparatorluğu’nun Almanya-Bismark ve Wilhelm Almanya’sının yıkıldığını, antik Roma’nın kaderini, İspanyol monarşisini bir çırpıda yıkılışını izah eder. (s. 41)

Hazreti peygamberin

diğer kimselerle

aynı şekilde anılması

Eserde Hazreti Peygamberimizin Sezar, Napolyon, Büyük Petro ve Sokrates’le aynı cümlede anılırken bu cümleyi okuyacak genç Müslüman dimağlar nasıl bir tavır almalıdırlar?

“Fakat Sezar, Napolyon, Büyük Petro, Sokrates ve Muhammed gibi bir sanatçı, yüce bir şahsiyet ya da kahraman ortaya çıkar, kili eline alıp ona öyle veya böyle bir şekil verir.” (s. 46)

Bir Hristiyan papaz (kitabın yazarı) madem böyle bir cümle kurarken neden Hazreti İsa’yı aynı cümlede anmamaktadır?

Eserde millî unsur olabilecek bir tavır var mıdır? Bunu aramak mecburiyetindeyiz çünkü eser Milli Eğitim Bakanlığı tarafından ve Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk’un önsözü ile yayıma hazırlanıp dağıtımı yapılmıştır.

Tekrar soruyoruz. Eserde orijinal ne vardır? Daha önce okunmamış, bilinmemiş bir şey mi okuyacak veya bilecektir Milli Eğitim’in öğretmenleri?

Kahramanlar ve Kitleler bölümünde sanki daha önce önümüze konmamış Darwin, Tolstoy, Napolyon, Kant,  Krupp, Luther, Neron ve Caracalla gibi isimler…

İkuynenTaystelu – Ebedî Mücadele

Bu bölümde yazarın Finlandiya’da izlediği bir tiyatro oyunundan etkilenmesi dile getirilmiş. Karakterler: Âdem, Havva, Kabil, Habil, onların eşleri, İblis ve yüz kadar şeytan. (s. 53)

Bizim inancımıza göre Habil Hakk’ı temsil ederken Kabil bâtılı temsil eder ve bozguncudur. Oysa bu eserde Kabil’in isyanı kutsallaştırılıyor. Gerçekte böyle midir? Peki neden böyle bir eser seçilmiş? Neden böyle inanç değerlerini zorlayan bir tutum içinde Kabil uğraşan, çalışan, mücadele eden biçiminde idealize edilmiş?

Kilise

Kilise, kitabın altıncı bölümüdür. Okuyucuya bir misyoner gibi Hristiyanlığın, İncil’in ve Mesih’in mesajlarını direkt vermektedir:

“… İsa Mesih, insanlara öncelikle temiz, iyi ve doğru yaşamayı öğretmiştir…” (s. 86)

“Mesih’in yeryüzündeki temsilcileri! Sizlere iki milyonluk Fin halkı adına gözyaşlarıyla sesleniyorum. … İnsanlara Mesih’in gerçeklerini öğretin! Yaşlı-çocuk, genç-yetişkin demeden herkesin İncil’e uygun yaşamasını sağlayın…” (s. 87)

“… Ben papazları değil, kendimi, toplumu ve bütün insanlığı suçluyorum. Papazlar gökten düşmüyor ya da rüzgârla bataklıktan getirilmiyorlar. Ülkemizin ruhban sınıfı kanımızdan, canımızdan insanlardan oluşuyor…” (s. 87)

Biz burada bir empati yapalım. Millî Eğitim Bakanlığı, Bakan Ziya Selçuk’un önsözü ile bir kitap dağıttı ve kitabın içinde yukarıdaki sözler aynı kalmak kaydıyla sadece İsa-Mesih yerine Hazreti Muhammet, İncil yerine Kur’an-ı Kerim yazalım.

Mesela şöyle:

“İnsanlara Hazreti Muhammet’in gerçeklerini öğretin! Yaşlı-çocuk, genç-yetişkin demeden Kur’an-ı Kerim’e uygun yaşamasını sağlayın.” gibi bir cümle içeren bir kitabın dağıtıldığını düşünün.

Her gün beş vakit ezan okunan bir ülkede Ziya Selçuk böyle bir cesareti gösterebilir mi?

Ebeveynler ve çocuklar

Bu onuncu bölümde çocuk eğitimi ile ilgili bilgi verilirken referans olarak yine İncil kullanılmaktadır:

“İncil’deki bu hikâyenin, büyük işler yapmak isteyen insanlar ve halklar için her dönemde geçerli olan derin bir anlamı vardır.” (s. 123)

Sayfalar dolusu İncil’den alıntılar ve Hristiyanlık propagandası

“Binlerce kişi Mesih’i takip etti, çölde Yahya Peygamber’in peşinden gitti...” (s. 87)

“Kilise papazları! Sizin meslekten olmayan biri olarak şunu söylemek istiyorum. Tanrı, halkın ruhunda ölüdür…” (s. 88)

“Beyler, İncil’in ilk sayfalarındaki hikâyeyi hatırlıyor musunuz? Kabil, kardeşi Habil’i öldürmüştü. Tanrı, Kabil’in vicdanına seslenip ‘Kardeşin Habil nerede? diye sorduğunda Kabil, ‘Habil’den bana ne? Ben, onun bekçisi miyim?’ demişti. İncil’deki bu satırlar, bütün halkların hayatında binlerce kez tekrarlanmıştır.” (s. 146)

Karokep

Kitabın en ilginç sayılabilecek bu bölümünde her türlü suçu işlemiş bir zalim Karokep’in kilise papazı tarafından affedilmesiyle idealize edilmesidir.

Karokep tarafından başına demir bir çubukla vurulan Papaz ile Karokep arasındaki diyalogdan bir bölüm:

(Karokep anlatıyor.) “Odaya girdik. İncil masanın üzerinde açık halde duruyordu. Pencereden okuduğunu gördüğüm kitap, bu İncil’di. Masanın üst tarafında ‘Merhametli Samiryeli’nin güzel bir gravürü asılıydı. Papaz, ‘Aç mısınız, bir şeyler yemek ister misiniz?’ diye sordu. Güçlükle ‘Biraz şarap alabilir miyim?’ dedim. Göğsümde bir ağırlık hissettim. Boğazım sıkıştı. Papaz dışarı çıktığında kapının yanındaki sandalyeye oturdum ve ağlamaya başladım. Çocukken hiç ağlamadığım kadar ağladım. Papaz, elinde bir bardak şarap ve üzerine yağ sürülmüş bir parça ekmekle içeri girdi. Önünde eğilerek ayaklarına kapandım. Dizlerini tuttum:

‘Beni affedin! Lütfen beni affedin!’ diye haykırdım…” (s. 140)

Yazar papazın dışında başka bir papaz McDonald’ı anlatıyor

Kitabın son bölümü idealize edilmiş Hristiyan McDonald ailesinin ileri gelenlerinden Papaz McDonald’a ayrılmış.

“Dük soyuna mensup McDonald ailesi, İskoçya’da aşırı dindar ve dinî değerlere son derece önem veren bir aile olarak tanınırdı. Ailede erkek çocuklardan birinin papaz olması gibi bir kural vardı.” (s. 185)

“İncil, aile içinde rehber kitap olarak kabul ediliyordu.” (s. 186)

Papaz McDonald’ın yazmış olduğu kitap “Güneş Kitap” adıyla anılmış ve Kilise öğretisi bu bölümde yoğun biçimde alıntılarla Papaz McDonald’ın sözleri alıntılanmıştır:

“İnsanlar, Hristiyan papazların İsa Mesih’in elçileri olarak çalıştıklarını, görevlerinin halka din ve ahlak eğitimi vermek olduğunu, vicdan ve kalplere seslendiklerini unutmuş gibiler.” (s. 190)

“Ferisiler döneminde olanları yazan kutsal kitap ve İsa’nın da dediği gibi ‘Kuru, ölmüş bir incir ağacı’ ortaya çıkmış.” (s. 190)

“Ben onlara, topluma, gençlere yalvarıyorum. İsa’nın canlı gerçeğinden bir tahıl verin!” (s. 191)

“İsa Mesih, Yahudilerin karşısına elinde bir ilmihal ya da dua kitabıyla çıkmadı. O, insanların kalplerindeki dua ihtiyacını hissederek hakikate ve sevgiye olan susuzluğu uyandırdı.” (s. 192)

“İsa’yı tamamen unuttular. Onun öğretilerinin bir anlamı kalmadı. İsa, insanlara sadece Tanrı’yı hatırlamalarını öğütlemedi. Onlara, Tanrı’nın yüzlerce tanımını, buyruğunu ezberlemelerini söylemedi. Sürekli tekrarladığı kelime, sevgiydi.” (s. 193)

Ayrıca bu son bölümde Papaz McDonald’ın kitabının bu son bölümünde “İyi Ruh Kötü Ruh”un tartışması verilirken İyi Ruh Hristiyanlık öğretisinin ana hatlarını temsil eder.

“Kötü Ruh kendinden emin bir tavırla anlatmaya başladı: ‘Ben yeryüzüne gönderilen ilk iki kişiyi, Âdem ve Havva’yı Tanrı yolundan çıkardım. Benim Kabil’im senin Habil’ini öldürdü. Benim Delilah’ım senin Samson’unun gözünü kör etti.” (s. 201)

“İyi Ruh şöyle karşılık verdi: “Zavallı düşmanım! Dünyanın zavallı düşmanı! Şımarık, görgüsüz ve aptal bir çocuk gibi, büyük bir borudan yoğun, kötü kokan dumanı gökyüzüne üfleyerek güneş ışığını yok ettiğini sanıyorsun? Tanrı’ya, İsa’ya, iyiliğe, hayatın doğruluklarına karşı zafer de aynen buna benziyor.” (s. 204)

Yukarıdaki alıntılar gibi Papaz McDonald ve Hristiyan öğretisi kitabın 185. sayfası ile kitabın sonuna kadarki 222. sayfasına kadar devam etmektedir.

Dünkü haberde sorulan soruyu aynen tekrarlıyorum:

“Şimdi biz soruyoruz: Ziya Selçuk’un bu kitabı dağıtmadaki amacı neydi?

Haçlı zihniyetinin bizi Akdeniz’de köşeye sıkıştırmaya çalıştığı bu günlerde Bakan Ziya Selçuk mesela Akdeniz’i Türk gölüne çeviren “Barbaros Hayrettin Paşa’nın

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Şakir Yorulmaz - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

tekin - bir taraftan dirilişerle kalkılışlarla milleti oyala diğer taraftan hristiyan misyonerliği yap.

sayelerin de sokakta incil dağıtanları gördükte şimdi incili kendileri dağıtıyor pes.

hep siyonistler diyoruz da vatikanın da ne kadar tehlikeli bir örgüt olduğu çözülmüş değil.

Yanıtla . 0Beğen . 1Beğenme 21 Aralık 04:20
01

İbrahim - Merak etmeyin oy verin. Reisiniz kurtaracak sizi.

Yanıtla . 3Beğen . 3Beğenme 20 Aralık 16:38


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2 bin 825 TL oldu! Zamdan memnun musunuz?