İstanbul Sözleşmesi ve gündem

Kamuoyunda İstanbul Sözleşmesi olarak bilinen 11 Mayıs 2011 tarihinde uluslararası katılımcılar tarafından İstanbul’da imzaya açılan, TBMM tarafından kabul edilen ve ülkemizde de yürürlüğe giren Kadınlara Yönelik Şiddet ve Ev İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadele Hakkındaki Avrupa Konseyi Sözleşmesi son günlerin hassasiyet celbeden konusu.

İstanbul Sözleşmesi ile ilgili bugünlerde pek çok kesimden, sözleşmenin farklı yönlerine dair fikir ve kanaatleri yayınlandı, tehlikenin büyüklüğüne dikkat çekildi.

Öncelikle bir hususu belirtmekte yarar var. İslam medeniyeti sağlam bir toplumsal yapı oluşturmayı hedefler. Kadına şiddeti asla tasvip etmez. Yaratılışta kadın ve erkeğin birbirinin tamamlayıcısı olarak mükellefiyet, kulluk ve insan olma açısından eşit olduğunu belirler. Buna yönelik her türlü tedbiri alır, güvenini bozacak, tehlikeye düşürecek her türlü olumsuzluğa karşı çıkar. 

Bu girişten sonra bugüne kadar gündeme getirilenlerinden dışında birkaç maddeyle olayın başka yönleri üzerinde durmak istiyoruz.

Öncelikle acaba bu İstanbul Sözleşmesi’yle farkında olmadan bilmediğimiz bir yerlere doğru mu çekiliyoruz? Ve bu tartışmayla orta sahada top mu çeviriyoruz sorusu sorulmalıdır.

İkincisi; tartışmalarla sapkın grupların ekmeğine yağ sürülmemeli, amaçlarına hizmet edilmemelidir. Zaten onlar da bu sözleşmenin bu şekilde gündeme getirilip, tartışılmasıyla meşruiyet kazanmasını istiyor olabilirler. Bu konuya bu şekilde takılmamız, doğruları ifade etmiş olsak bile onların hedeflerine/stratejilerine hizmet eder. LGBTİ, eşcinsellik gibi kavramları devamlı gündemde tutmak sapkın grupların işine geldiği gibi, gündemi saptırmak isteyenlerin de işine gelmektedir.

Üçüncüsü; bilinmelidir ki sorunun muhatabı iktidardır. Bu hususu düzeltecek tek merci de Cumhurbaşkanlığı makamı ve TBMM’dir. Çıkaracağı Kanun Hükmünde Kararname veya yasa ile sorun çözülebilir. Ne var ki görüldüğü kadarıyla konunun muhatabı henüz hiçbir şekilde topa girmemekte, sorunu belli kitlelere havale ederek gerçek gündemi maskelemek için kullanmaktadır.

Dördüncüsü; sözleşme üzerinden ülkede bir kutuplaşma ortamı oluşturuluyor. Böyle bir ortamdan kim ya da kimler beslenir sorusuna cevap aranmalı.

Beşincisi; bu sözleşmenin arkasında küresel güçler var. Bunlarla ancak devlet gücüyle/eliyle mücadele edilebilir. Bu grupların temel stratejisi lehte veya aleyhte mutlaka konuşuluyor olmaktır. Gündemde kalmaktır. Bundan dolayı bu husus gözüne alınarak politika geliştirmelidir. Kaldı ki tüm olumsuzlukları yalnızca bir yasaya bağlamak, bütün gündemi buna has kılmak, gündemin merkezine yalnızca bir konuyu almak hiçbir sorunu çözmez.

Bu kanun aslında Türkiye’nin genel politikalarının bir yansımasıdır. Avrupa Birliği’nin öncelikli hedef görüldüğü sürece böyle bir son kaçınılmazdı.

Özetle; değerlerimizle örtüşmeyen bazı sapkın konuların halk arasında sürekli olarak tartışılması, sıkıntılı birçok kavram ve mefhumun her eve girmesine, çocuklarımızın zihinlerinin daha küçük yaşlarda çarpık bir gündem tarafından şuur altınının kirlenmesine ve biçimlendirilmesine neden olmaktadır. Başkaları tarafından oluşturulan gündemlerin dilden dile dolaşması sapkınlık propagandası yapan odakların arzusu doğrultusunda bir tablo ortaya çıkarmakta ve en ücra köşelere dahi seslerini ve sözlerini ulaştırma imkânı sunmaktadır. Bu konuların bu kadar çok konuşulması iki kesime yaramaktadır: Sapkın gruplar ve bu konu üzerinden rant elde etmek isteyenler.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Doç. Dr. Necmettin Çalışkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) tarafından servis edilen tüm haberler Milli Gazete editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Milli Gazete değil haberi geçen ajanstır.

02

Aile Dostu... - Necmettin Bey, yazınız için teşekkür ederim. Lakin Milli Eğitimin ETCEP projesi ile küçük yaştaki beyinlere bunu aşılıyorlar malesef. Ama doğru stratejiden yanayım. Sinsi bir proje bu. Akp nin ve Tayyip Erdoğan'ın batılı dostları için yaptığı en büyük icraat bu oldu. Bunun içindir ki AB'ye dönüp sizden olduğumuzu artık anlayın diye mesaj verdi. Şu Cuma gününün hürmetine Rabbim rızasına uygun iş yapanları iktidar ve muktedir eylesin...Amin

Yanıtla . 3Beğen . 0Beğenme 15 Mayıs 10:26


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket Asgari ücret 2022 ne kadar olmalı?