Reklamı Kapat

Rusya ya aciz ya da sözüne sadık değil

Artık Trump yönetimindeki ABD’nin tavrını nitelendirmekte zorluk çekilmiyor. Çünkü açıkça küresel eşkıyalığa soyunmuş durumda. Ancak, Rusya’nın tavrını insan anlamakta zorlanıyor. Aslında sömürgeci güçlere güvenilmeyeceğini, onlar için tek belirleyici unsurun çıkarları olduğunu biliyoruz. Ancak, atılmış imzalara, verilmiş sözlere rağmen Suriye’de ve Libya’da çatışmaların eskiye göre her gün biraz daha hızlanması, akan kanın artması ve yurtlarını terk etmek zorunda kalan insanların şu kış günlerinde bataklıklarda yaşamak zorunda kalışları karşısında Rusya’nın özellikle Suriye’de rejimin sergilediği tavır ve saldırılar karşısında sesinin hiç çıkmayışı, verdiği sözün anlamını bile sorgulamaya ihtiyaç duymayışı ibretlik manzara oluşturuyor. Gelinen noktada Rusya kendi tavrını değerlendirmeye ihtiyaç duymuyor olsa da en azından Türkiye sorgulamaya ihtiyaç duyuyor. Böyle bir sorgulamada ise ortaya iki ihtimal çıkıyor, Rusya’ya Suriye rejimi karşısında bir şey yapamayacak durumda, yani aciz ya da verdiği söze sadık değil, bilerek ikiyüzlü davranıyor.

Aynı değerlendirmeyi Libya konusunda da yapmak mümkün. Böyle olunca artık bundan sonra Rusya ile bölgemizi ilgilendiren konularda bir masa etrafında toplanarak bir takım kararlar almanın, hatta anlaşmaların altına imza atmanın anlamı kalmıyor. Çünkü masa başında verilen sözlere ve atılan imzalara güvenmek çatışma alanlarında sadece akan kanı, ölen insanların sayısını artırıyor. Belli ki Rusya’nın masa başında Türkiye’nin yanında duruyor görüntüsü vermesi, buna karşılık arazide farklı tavır sergiliyor olması ister istemez, Türkiye’nin, “Rusya, ya rejim ya da Türkiye” demesini beklemesi doğaldır. Hemen belirtelim ki, masa başında Rusya, Suriye rejimini bir kenara itmemiş olsa da Türkiye’nin dostluğunu da kaybetmek istemediğini göstermiştir. Ancak, verilen sözlere uyulmadan Türkiye’den dostluk beklemek doğru olmaz. Bu bakımdan son gelişmeler üzerine Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, “Rusya, Astana’ya da, Soçi’ye de sadık değil. Soçi ve Astana diye bir şey kalmadı. Sabrımız tükeniyor, kendi göbeğimizi keseriz” açıklaması bu gerçeğin ifade edilmesidir.

Bu noktada insanın aklına Trump-Netanyahu anlaşması ve Filistin’in İsrail’e peşkeş çekilmesi ile aynı zamana denk gelmiş olması tesadüf müdür sorusunu getiriyor. Çünkü biliyoruz ki, ABD ve Rusya dünyayı sömürürken birbirlerine hep destek verdiler. Bu destek çoğu zaman cephelerde sıcak çatışma şeklinde yer alarak olmasa da tarafları oyalayarak birbirlerine destek vererek ortamı benzer eşkıyalıklara hazır hale getirmişlerdir. Meseleye bu açıdan bakıldığında eşkıyalık konusunda ABD ile Rusya arasında büyük bir f ark yok. Sadece uygulamalarda farklılık var. Uygulama farklı olsa da elini güçlendirmeye yönelik olunca olan mazlumlara oluyor, zalimler fazla zorlanmadan istediklerini elde edebiliyorlar.

Dikkat edilirse, Trump-Netanyahu’nun hazırlayıp imzaladığı ve dünyaya ilan ettiği anlaşma karşısında Rusya’dan ciddi bir tepki gelmedi. Sadece, anlaşma metnini inceleyeceğiz şeklinde bir açıklama yapıldı. Sanki anlaşma metninden haberleri hiç yok da açıklamanın ardından bunu öğrenecekler. Şahsen, bu açıklama bile dünyayı ciddiye almamak anlamına geliyor. Bir başka ifadeyle İsrail’i destekledikleri açıkça görülüyor. Bu değerlendirmeyi ülkemizi yönetenler de yapıyordur. Böyle olunca hiç olmazsa bundan sonra ABD’den gelen eşkıyalığı Rusya ile, Rusya’dan geleni de ABD ile savuşturmanın gerçekçi olmadığını görmek ve buna göre dünya üzerinde yeni bir güç dengesi oluşturmak mecburiyeti var.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.


Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?