Reklamı Kapat

Şikâyet etme, gereğini yap!

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, geçtiğimiz haftalarda bir programda yaptığı konuşmada aynen şunları söyledi: “Lanet bir dizi var ‘Çukur’ diye. Onun kadar olamıyorsak yazıklar olsun. Bir de ‘Adana Sıfır Bir’ diye dizi var. İkisinin etki alanı kadar etki alanı oluşturamıyorsak yandık. Bu iki dizi çocuklarımızı zehirliyor. İnsanımızı kendi kültüründen uzaklaştırıyor. Ben de hayretle bakıyorum ‘Üniversite hocaları ne işe yarıyor?’ diye. ‘Bu işle ilgili kültür adamları ne yapıyorlar?’ diye. Özellikle bu dizilerle alakalı ne ortaya koyuyorlar? Bizim çocuklara öğretmemiz gereken bambaşka bir şeyken çocuklarımızı birileri zehirliyor.” İktidar olma makamında olan birisinin ağzından dökülen çok acı bir itiraf bu…

Özel televizyonların hayatımıza girdiği günden bu yana çok zaman geçti. Bu süreç içinde ardı ardına üretilen dizilerle maneviyat iklimimizde, ahlaki değerlerimizde, örfümüzde, ananemizde derin yaralar açıldı. Özellikle iffeti değil, şehveti başrole koyan anlayışla senaryoları ele alınan diziler, maneviyatımızı ve ahlakımızı çok açık şekilde törpüledi, perişan etti. Maraz meraklara yönelik hazırlanan birçok program ve diziler, reyting aldıkça, seyirciyi mıknatıs gibi çektikçe, senaristler her hafta insanların bünyelerine zerk ettikleri zehri daha da artırdılar.

Öyle ki, bu dizilerin kahramanlarının hayatından beslenen bir magazin furyası da ortaya çıktı. Bölüm başına binlerce lirayı cukkalayan bu sahte kahramanların afili hayatları, insanlarımıza magazin kılıfıyla yedirildi. Kötülükler içselleştirildi… Normal hayatta, bu mantar tiplerin oynadığı karakterlerin sunduğu şeyler başına gelse, “Böyle şey olur mu? Bu ahlaksızlıklar Türk aile yapısına kesinlikle uymaz, bunlar bizi temsil etmez, bu tipler bizim hiçbir şeyimizi ortaya koymuyor” diyeceğimiz her şey, kurbağanın ağır ağır ısıtılması hikâyesindeki gibi sıradanlaştırıldı, hayatımızın ta merkezine konuldu.

Bütün bunlar olup biterken iktidar makamında olanlar da yaşadığımız bu hazin süreci seyretmekten başka bir şey yapmıyordu maalesef. RTÜK denilen kurum da, bizimle birlikte bu rezillikleri seyrediyor, elindeki gücü hayra motor olacak şekilde kullanmıyordu.

Sadece geçtiğimiz dönemde tüm televizyonları ahtapot gibi kuşatan izdivaç programları yayından kaldırılırken, ondan daha beteri olan öğle sonrası kadın kuşakları aynen sürüp gidiyordu.

Peki, Bakan Soylu’nun şikâyet ettiği Çukur’u hangi kategoriye koyacağız? Çukur ve benzeri dizilerdeki şiddet sarmalı reyting garantili olduğu için senaristler hâlâ kendi bildiklerini okumaya devam ediyorlar. Kendi kanunlarını kendi koyan, ellerindeki silahlarla her şeye nizamat veren, önüne geleni öldüren ve mafyavari bu rezillikleri insanlarımızın zihinlerinde meşrulaştıran bu yapımlara yönelik hiçbir tedbir alınmadı, hâlâ da alınmıyor.

İhtimaldir ki, bu dizilerin yapımcıları, RTÜK’ten kendilerine yazılacak hiçbir caydırıcı niteliği olmayan cezaları peşinen kabullenip, “Biz yolumuza devam ederiz. Nasıl olsa bu cezalar devede kulak bile değil” diye şiddeti meşrulaştırmalarını sineye çekiyorlardır.

Çukur, Eşkıya Dünyaya Hükümdar Olmaz ve geçtiğimiz dönemin fenomen dizisi Kurtlar Vadisi… Televizyon ekranlarını ahtapot gibi kuşatan şiddet sarmalından beslenen ve bunu sürekli şekilde hayatımızın merkezine koymaya çalışan medya baronlarını terbiye edebilecek, bu gidişata dur diyebilecek bir kurum olmalı!

Şikâyet değil… Nutuk değil… Gaz alma değil… İktidarsan bunu sen yapacaksın herhalde… Nasıl yapacaksan yap, hangi kurumlarla işbirliği içinde yapacaksan yap, ama bir an evvel yap!

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Nedim Odabaş - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

01

Abdurrahman Serdar - Içışleri Bakanını hakkında müsbet kanaat besliyenlerdenim.

Ancak, O İçİşleri Bakanı Çukur, Adana O1 dizilerinden çok çok şikayet ediyor, tiksinti getiriyor, diyer dizilerle birlikte, o dizilere Bir şeyler yapmıyan-yapamıyan, tamamen siyasi bir kuruluş olan RÜTÜK yasasını değiştirtmiyen veya değiştirtemiyorsa veya sadece

Türkiye insanını değil, tüm Türk-İslam Dünyasını zehirlemiye devam ediyor da kendisi o HÜKUMette KALMIYA devam ediyorsa, Böyle bir kimseye ŞAHSİYETSİZ-HAYSİYETSİZ makam

düşkünü zavallı demekten başka ne düşünülebilir, vatandaş.

Bu konuda - diziler ve ahlak ifsatcıları hakkında - Yıllarca Cumhurbaşkanlarına, Başbakanlara, Adalet Bakanı ve Savcılara kadar nice dileikçeler gönderdim. Hepsi dilekçemi

- halkın dili ile - RÜTÜK maskarasına havale ettiler ve sonra da durumdan şikayetçi oldular.

İyi ki MAHŞER, Büyük Mahkeme var. Müslüman görünen ZALİMLER için yaşasın CEHENNEM.

Yanıtla . 0Beğen . 0Beğenme 21 Kasım 11:00

Şehir Markaları

Siz de şehir markaları arasındaki yerinizi mutlaka alın...

+90 (212) 697 10 00
Reklam bilgi

Anket EYT konusunda ne düşünüyorsunuz?