ABD âlemi aptal mı sanır?

Münbiç’te varılan mutabakata rağmen aylar sonra TSK ile ABD askerlerinin birlikte devriyeye çıkmalarının ertesi günü bu defa Fırat’ın doğusunda ABD askerleri ile YPG’lilerin birlikte devriyeye çıktıkları medyaya fotoğrafları ile birlikte yansıdı. Bu çelişkili durum karşısında neler oluyor diye düşünürken bu defa ABD, PKK’lı Murat Karayılan için (5 milyon dolar), Cemil Bayık için (4 milyon dolar) ve Duran Kalkan için (3 milyon dolar) ödül koyduğunu açıkladı. Yani bir yandan Münbiç’te Türkiye ile birlikte oldukları görüntüsü verirken hemen ardından terör örgütü PKK/YPG ile yine ABD askerleri ortak devriyeye çıkarak, ‘Türkiye ile birlikte göründüğümüze bakmayın biz sizinle beraberiz, sizi korumak görevimiz’ mesajı veriyorlar. Tüm bunların ABD’nin gerçek niyetini gizlemeye yetmediğini belirtmek gerekiyor. Çünkü Türkiye PYG’nin PKK’nın Suriye kolu olduğunu yıllardan beri tekrarlıyor. Bu gerçeği aslında ABD de biliyor. Durum böyle olunca ABD’nin PKK’lı Karayılan, Bayık ve Kalkan’ın yakalanmasına yardımcı olacaklara ödül vereceğini açıklaması olsa olsa hedef şaşırtmak, gerçek niyetlerini gizlemeye çalışmak olabilir. Bu hususta ABD’nin görmediği ve yanıldığı şeyin âlemi aptal sanmaları, kendi yaptıklarının aptalca olduğudur.

Bu konuda çeşitli yorumlar olmakla birlikte genelde hepsi aynı kapıya çıkıyor. Buna göre ABD, PKK’nın sözde yöneticilerini verip PKK’nın Suriye kolu YPG’yi Türkiye’nin tanıması, bir başka ifadeyle aynı masaya oturmasını sağlamaya çalışıyor. Bunun anlamı ise Suriye’de bir Kürt devletinin kurulması için Türkiye’yi ikna etmek. Böyle bir durumun Türkiye için ciddi bir sakınca oluşturduğunu sanıyorum söylemeye bile gerek yok. Hemen belirtelim ki, ABD uzunca bir zamandan beri Suriye’deki teröristlere DEAŞ ile mücadele bahanesiyle silah gönderiyordu. Hedef sahada PKK/YPG terör örgütüne bir alan kazındırmaktı. Bunun sonucudur ki, bazı yerlerde uzunca bir zamandan beri PKK hâkimiyeti söz konusu ve Türkiye buna itiraz ediyor, hatta ABD bu hususta diretecek olursa doğrudan müdahale edilerek özellikle sınırımıza paralel yerlerin teröristlerden temizleneceğini ısrarlı bir şekilde her platformda dile getiriyor.

Yani, Türkiye’nin niyetini açıklamasında anlaşılmayacak bir taraf yok. Açıkça Suriye’de yeni bir oluşuma izin verilmeyeceğini belirtiyor. Böyle bir oluşuma Suriye’de izin vermek demenin Irak’takine benzer en azından özerk bir bölgenin oluşması, bir başka ifadeyle Irak’ta atılan adımın ikincisinin Suriye’de atılması demek olacak. Bunun ise yüz yıl önceden İngiltere tarafından hazırlanıp sahreye sürülen Büyük Kürdistan projesinin günümüze yansıması olduğunu bilmeyen kalmadığına göre ABD’nin bu gerçeği bilmezden gelişi devam ettiği takdirde bölgemize daha uzun süre barış gelmeyecek demektir.

PKK’lılar için ABD’nin ödül koyması Türkiye’yi terör belasından, kurtarmaktan çok sınırımızın hemen ötesinde Irak’tan sonra Suriye’de de yeni bir oluşuma razı etmenin adımından ibaret. Böyle bir duruma Türkiye’nin razı olması bir süre sonra benzer bir durum ile ülkemizin de karşı karşıya kalmasını görmek anlamına gelir ki, buna ne bu ülkeyi yönetenler ne de milletimiz izin verir. Ayrıca ABD’nin güneyimizde sergilediği teröristlerle işbirliğini Pentgon Sözcüsü tarafından, “ABD kuvvetlerinin YPG ile sınır teftişini güvence devriyesi olarak tanımlaması da söz konusu güvencenin Türkiye’ye değil, YPG/PKK’ya olduğunu açıkça gösteriyor. Tüm bunlar gösteriyor ki, dün olduğu gibi ABD bugünde Irak’ın ardından Suriye’de de teröristlerle birlikte hareket etmeyi Türkiye’nin dostluğuna tercih ediyor. Çünkü yapılanlar ve yapılmak istenenler gösteriyor ki, ABD Suriye’de de bir Kürt oluşumunun peşindedir ve bundan vazgeçme niyeti yoktur. Böyle olunca da hiç olmazsa bundan böyle söylenenlere değil, yapılanlara bakmak, ona göre hareket etmek gerekiyor.

# DİĞER MAKALELERİ

Yazar Abdülkadir Özkan - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Milli Gazete Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Milli Gazete hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz


Anket Andımız referanduma götürülmeli mi?