FETÖ'nün 15 Temmuz 2016'daki darbe girişimi sırasında vatandaşların darbeciyi yapıya karşı verdiği mücadele, 10'uncu yılında hafızalardaki yerini koruyor. Türkiye'nin yakın tarihine damga vuran 12 Eylül askeri darbesinden 28 Şubat post-modern müdahalesine, kapatılan partilerden Milli Görüş’ün bölünmesine kadar uzanan süreçte milli görüşçü kadroların tasfiyesi, 15 Temmuz hain darbe girişimine giden yolun taşlarını döşedi.
Türkiye, demokrasisine kara leke olarak geçen 15 Temmuz karanlığını aşalı yıllar oldu ancak hafızalardaki o kritik soru geçerliliğini koruyor. Devletin en kritik noktalarına sızdırılan bu yapı, nasıl oldu da bu kadar büyüyebildi? Geriye dönüp bakıldığında, 54. Hükümet Başbakanı ve Millî Görüş lideri Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocanın yıllar öncesinden yaptığı ve kulak tıkanan o tarihi uyarılar, yaşanan felaketin habercisi gibiydi.
Önce zihinlerle başlayan işgal yerini 15 Temmuz'a götüren sürece götürdü.
Milli Görüşçü kadrolar hedef alındı, meydan FETÖ'ye bırakıldı
Türkiye’yi sarsan askeri müdahaleler ve siyasi yasaklar, sadece hükümetleri devirmekle kalmadı. Bürokrasideki, emniyetteki ve ordudaki milli görüşçü kadroların da sistem dışına itilmesine yol açtı. 12 Eylül ve ardından gelen 28 Şubat süreçlerinde, milli hassasiyetleri olan kamu görevlileri adeta birer birer ayıklanırken, boşalan koltuklara sinsice yerleştirilen yapı FETÖ oldu. Kendi ülkesinin evlatlarını sakıncalı ilan eden zihniyet, takiye yaparak kendisini gizleyen bu örgütün önünü böylece açtı.
Bize inanmadılar, sonunda silahı millete çevirdiler
Erbakan hocanın başbakanlığı döneminde ve sonrasında feryat edercesine yaptığı "Bunların arkasında dış güçler var, bunlar devleti ele geçirmeye çalışıyor" uyarısı o dönem ne yazık ki siyaset ve bürokrasi elitleri tarafından ciddiye alınmadı. Örgütün eğitim, finans ve yargı ayağındaki sinsi büyümesi "hizmet hareketi" ambalajıyla örtbas edildi.
Yıllarca devletin kılcal damarlarına sızarak palazlanan bu yapı, uyarılara kulak tıkandıkça daha da cesaretlendi. Kendi milli kadrolarını koruyamayan sistemin oluşturduğu boşluğu dolduran hain şebeke, nihayetinde 15 Temmuz gecesi bu milletin parasıyla alınan silahları, tankları ve uçakları yine bu aziz milletin üzerine doğrulttu.
Necmettin Erbakan Hocanın o FETÖ uyarısı rekor kırıyor
Milli Görüş lideri Necmettin Erbakan Hocanın geçmişte farklı ortamlarda Fethullah Gülen yapılanmasına karşı yaptığı ve "Çocuklarınızı bu okullara gönderirseniz Yahudi'ye asker yetiştirmiş olursunuz" sözleriyle hafızalara kazınan uyarısı, sosyal medyada yeniden paylaşım rekorları kırıyor.
Necmettin Erbakan, öngörüleri ve sistem analizleriyle ölümünün ardından dahi adından söz ettirmeye devam ediyor.
Devletin en hassas organlarına sızarak 15 Temmuz’da hain bir darbe girişimine kalkışan terör örgütü FETÖ’nün henüz bir "hizmet hareketi" olarak pazarlandığı dönemde Erbakan Hocanın yaptığı uyarılar, bugünün toplumsal hafızasında birer feraset olarak yankılanıyor.
'Çocuklarınızı verirseniz değerlerinizi kaybedersiniz'
Erbakan Hoca, henüz tehlikenin açıkça görülmek istenmediği, örgütün eğitim kurumları üzerinden toplumda meşruiyet devşirdiği yıllarda tehlikeye en net şekilde dikkat çeken isimlerin en başında olmuştu. Dönemin şartlarında büyük bir cesaretle yapılan bu konuşmalar, örgütün arka planındaki küresel ağlara da işaret ediyordu. Erbakan Hoca, her fırsatta seslenerek tehlikenin dini bir "cemaat" görüntüsü altında sinsi bir asimilasyon çalışması olduğunu şu sözlerle ifade etmişti:
"Çocuklarınızı Fethullah Gülen'in okullarına gönderirseniz Siyonizm'e ve Yahudi'ye asker yetiştirmiş olursunuz."
Milli Görüş lideri Erbakan Hoca, aileleri sadece siyasi ya da uluslararası güvenlik açışından değil, inançsal ve kültürel bir yok oluş konusunda da uyararak, 'Çocuklarınızı FETÖ'ye verirseniz millî ve manevi değerlerinizi kaybedersiniz' uyarısında bulunmuştu.
Uyarılar kulak ardı edildi
Erbakan Hocanın o dönem çok tartışılan ve belirli çevreler tarafından "aşırı" bulunan bu tespitleri, devlet bürokrasisinde ve geniş halk kitlelerinde gereken yankıyı bulamamıştı. Okullarla, dershanelerle ve "Türkçe Olimpiyatları" gibi organizasyonlarla devletin kılcal damarlarına sızma sürecine devam eden yapı, yıllar sonra Erbakan Hocanın haklılığını en acı şekilde ortaya koydu. Bugün geriye dönüp bakıldığında, milli kadroların tasfiye edildiği süreçlerde bu uyarıların dikkate alınmamasının faturası Türkiye için oldukça ağır oldu.




