TBMM’deki grup toplantısında kürsüye çıkan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, yerel yönetimlerde yaşanan skandalları "cerahat akıyor" sözleriyle tanımladı. Vatandaşın en temel hizmeti beklediği kapıların, gündüz kuşağı programlarına konu olacak kadar kokuştuğunu ifade eden Arıkan, toplumsal ahlakın belediye koridorlarında can çekiştiğine işaret etti. Ankara kulislerinde yankılanan bu sert çıkış, hem iktidar hem de muhalefet cephesindeki yankılandı.

MÜGE ANLI EKRANLARINDA BELEDİYE BAŞKANI İZLEYECEĞİZ
Belediyelerdeki yönetim anlayışının artık hizmetle değil, skandallarla anıldığını belirten Arıkan, gidişatın vahametini çarpıcı bir örnekle anlattı. "Asfalt dökerken gördüğümüz belediye başkanlarını yakında Müge Anlı ekranlarında izleyeceğiz" diyen Arıkan, ahlaksızlığın makam odalarına kadar sirayet ettiğini kaydetti. Meselenin şahsi hataların ötesinde, topyekûn bir sistem çürümesi olduğunu vurgulayan Arıkan, inşa edilen bozuk düzenin en dürüst insanı bile yozlaştırdığına dikkat çekti.
MİLLİ GÖRÜŞ BELEDİYECİLİĞİ VE 30 YILLIK UÇURUM
Hafızaları tazeleyerek 90’lı yıllardaki Milli Görüş belediyeciliğine atıfta bulunan Arıkan, harama el uzatılmayan o dönemi hatırlattı. Aradan geçen 30 yılın ardından gelinen noktayı pavyon benzetmesiyle eleştiren Arıkan şu ifadeleri kullandı:
"Bizim Milli Görüş olarak 30 yıl önce kapısına 'rüşvet alan da veren de melundur' yazdığımız belediye makamlarını bugün pavyona çevirdiler. Belediyecilik sadece kaldırım taşı döşemek değildir, bir şehrin haysiyetini korumaktır."

ADALETLE BİRLİKTE SİYASET DE ÖLÜYOR
Mülakat mağduru gençlerin ve atanamayan öğretmenlerin kuryelik yaptığı bir dönemde, ahlaksızlığa kadro açılmasının kabul edilemez olduğu vurgulandı. İktidar bürokratı ile muhalefet belediye başkanı arasındaki çıkar odaklı benzerliğe işaret eden Arıkan, adaletle birlikte ahlakın da öldüğü bir sistemle karşı karşıya kalındığını ifade etti.
Şehirleri ranttan, belediyeleri ise bataklık ikliminden kurtarma sözü veren Arıkan, "Rüşvet alan da veren de melundur" tabelalarını bu kez sadece kapılara değil, yöneticilerin zihnine kazımak için geldiklerini kaydetti.





