TBMM'de düzenlenen haftalık Grup Toplantısı'nda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

ARIKAN'DAN KRİTİK AÇIKLAMALAR

Arıkan, Türkiye'nin ekonomi, adalet, liyakat, dış politika ve toplumsal yozlaşma gibi temel meselelerine dair iktidara yönelik eleştirilerini dile getirdi ve partinin çözüm odaklı duruşunu vurguladı.

Soma faciası, emeklinin bayram ikramiyesi ve siyasi transferler üzerinden mesajlar verildi:

  • Soma'nın Acısı ve Madenci İhmalleri: Soma faciasının 12. yılında 301 madenci anılırken, İliç ve Gebze gibi yeni felaketlerin, insan hayatını maliyet gören zihniyetin bir sonucu olduğu vurgulandı.

  • Engelliye ÖTV Şoku: Engellilerin tekerlekli sandalye taşımak için kullandığı scooter'lardan bile yüzde 80 ÖTV alınmasına tepki gösterilerek, meselenin salt yardım değil 'eşit vatandaşlık' olduğu kaydedildi.

  • Devlet Staj Yeri Değildir: Hayvanat bahçesi müdürünün TÜBİTAK'a, askeri tecrübesi olmayan bir kaymakamın stratejik kurumlara atanması eleştirildi; devlet kurumlarının deneme tahtası olmadığı ifade edildi.

  • Kürsüde 'AK-Matik' Çıkışı: Yolsuzluk şaibesi taşıyan isimlerin iktidar partisine geçerek rozet değişimiyle "aklandığı" öne sürüldü. 31 Mart'ta 549 olan AK Parti belediye sayısının sandık dışı transferlerle 627'ye çıkmasının millet iradesinin gaspı olduğu belirtildi.

  • Kutsal Değerler Kalkan Yapılıyor: Belediyelerdeki rüşvet veya bakanlık içi usulsüzlük iddiaları sorulduğunda, siyasilerin "Bayrak inmeyecek, ezan susmayacak" gibi söylemlerle kirli işlerin üzerini örtmeye çalıştığı aktarıldı.

  • Emekli ve Esnaf Dar Boğazda: Kurban Bayramı öncesi emekliye "harçlık" değil, asgari yaşam koşullarına uygun tam maaş tutarında ikramiye verilmesi istendi. Esnafın ise 2025'te 940 milyar TL rekor kâr açıklayan bankaların yüksek komisyon oranları altında ezildiği dile getirildi.

  • Yabancıya 'Varlık Barışı', Yerliye Vergi: Küresel fon yöneticilerinin ziyaretleri sonrası yabancı sermayeye vergi muafiyeti ve varlık barışı getirilirken, yerli üreticinin her sabah vergi memuru ve ağır cezalarla uyandığına dikkat çekildi.

  • Dindarlara Hakaret İddialarına Yanıt: Partiye yönelik "cami düşmanı" iftiralarına çok sert çıkılarak, "Biz namaz kılanı değil, namazı kalkan yapan ikiyüzlülüğü; oruç tutanı değil, yetim hakkı yiyip takva satan düzeni eleştiriyoruz" denildi.

  • İktidara 'Seçim' Meydan Okuması: "Biz gidersek kazanımlar kaybedilir" korkusunun yersiz olduğu; savunma sanayii ve inanç özgürlüğü gibi temel hakların devlet aklıyla yasal güvence altına alınması gerektiği vurgulandı. İktidara, enflasyonu ve sefaleti bir an önce bitirmesi yönünde çağrı yapıldı.

ARIKAN'IN KONUŞMASININ TAM METNİ

1. SOMA: BUGÜN 13 MAYIS 2014

Değerli arkadaşlar,

Bugün; 13 Mayıs 2014…

Soma’da 301 madencimizi toprağa verdiğimiz, o kara günün üzerinden

tam 12 yıl geçti…

Acımız da,

vicdanımızdaki sızı da hâlâ ilk günkü gibi taze.

Bugün,

bu elim faciada hayatın kaybeden İsa Sadan kardeşimizin muhterem babası,

Samsun İl Yönetim Kurulu Üyemiz Muhittin Sadan ve kıymetli aileside aramızda.

Kendisine bir kez daha başsağlığı diliyor,

“Bir avuç kömür için, bir ömür veren” tüm şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

Değerli arkadaşlar,

“Soma”, bizlere yalnızca bir maden faciasını anlatmıyor!

Soma,

· ihmallerin,

· denetimsizliğin

· ve insan hayatını, maliyet kalemi olarak gören anlayışın sembolü oldu.

Ne yazık ki,

geçen yıllar bize gösterdi ki gerekli dersler çıkarılmadı.

Madencilerimiz, bugün hâlâ alın terinin karşılığını alabilmek için,

meydanlarda hak aramak zorunda kalıyorsa,

bu düzen emekçiyi koruyamıyor demektir.

Bir yanda işçilerimiz ekmek mücadelesi verirken,

diğer yanda ihmaller, yeni acılar üretmeye devam ediyor.

İliç’te, Kartalkaya’da, Gebze’de yaşanan facialar bunun en acı örnekleridir.

Ve bizler şunu biliyoruz;

· Muhaliflere karşı en sert yöntemleri uygulayanlar;

işçinin hayatını hiçe sayanlara, aynı kararlılığı göstermedikçe,

bu ülkede SOMALAR BİTMEZ.

· Gazetecileri haber yaptığı için tutuklayıp,

yüzlerce insanın canına mal olan ihmallerin sorumlularını koruyan anlayış sürdükçe;

FELAKETLERİN ÖNÜNE GEÇİLMEZ.

· Kendisine yakın olanı koruyup

en alt kademe memurları, suçlu ilan eden zihniyet değişmedikçe

FACİALAR BİTMEZ.

Hiçbir rant, hiçbir ekonomik hesap, insan hayatından daha değerli değildir.

Bu vesileyle

Bir kez daha

Soma’da hayatını kaybeden 301 madencimizi

ve tüm emek şehitlerimizi rahmetle anıyorum.

2. ENGELLİLER HAFTASI

Değerli arkadaşlar;

İçinde bulunduğumuz bu hafta aynı zamanda

Engelliler Haftası…

Bu vesileyle,

hayatın her alanında,

büyük bir mücadele veren tüm engelli vatandaşlarımızı

saygıyla ve sevgiyle selamlıyorum.

Saadet Partisi olarak Türkiye’nin dört bir yanında, farklı noktalarda

48 ayrı “Şehir Çalıştayı” yaptık.

Hala yapmaya devam ediyoruz.

· Bu 48 çalıştayda da,

· Türkiye’nin hemen hemen her yerinde

engelli vatandaşlarımızla ilgili aynı sorunları tespit ettik.

Gerçek şu ki;

İktidar “engelli” konusuna da

-diğer birçok konuda olduğu gibi-

Yanlış bir yerden bakıyor.

Bu mesele;

Yardım, bakım, maaş, fotoğraf meselesi değildir.

Bu mesele;

EŞİT VATANDAŞLIK meselesidir,

SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK meselesidir.

3. SCOOTER’A ÖTV

Bakınız sadece bir örnek vermek istiyorum.

Geçtiğimiz hafta sonu,

Genel Merkezimizde,

Yine bir çalıştay vesilesi ile

engelli vatandaşlarımız ve STK’larla bir araya geldik.

Orada (((Görsel 1)))

Milli sporcu, pırlanta gibi bir kardeşimiz,

Bana bu Scooter’ı gösterdi.

Dedi ki;

“Bu scooter için devlet benden %80 ÖTV alıyor”

Bakınız;

Burada söz konusu olan araç,

Engelli kardeşimizin tekerlekli sandalyenin taşınmasında kullanılıyor!

Tabii!

Bu bir pırlanta olsaydı veya bir yat olsaydı;

elbette %80 ÖTV olmayacaktı!

Dolayısıyla,

Bu hafta, “ENGELLİLERİ” değil

“ENGEL OLANLARI” konuşmalıyız.

Ben tekraren,

Bu haftanın farkındalığa vesile olmasını diliyor;

Şu an aramızda bulunan başta Engelliler Koordinasyon Başkanımız İsrafil Bayrakçı

Ve Anadolu Engelliler Birliği Derneği Başkanımız Burhan Gümrükçü olmak üzere

Grup toplantımızı teşrif eden tüm engelli kardeşlerimi selamlıyorum.

4. DEVLET STAJ YERİ DEĞİLDİR

Değerli arkadaşlar,

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçildikten sonra,

“Ben yaptım oldu” anlayışıyla gerçekleştirilen atamalar;

sadece kamuoyunda tartışma doğurmuyor,

aynı zamanda ülkemizin geleceği adına endişelerimizi artırıyor.

Evet!

Bu sistemde;

· Hayvanat bahçesi müdürünün, TÜBİTAK’a

· Hal müdürünün, UZAY AJANSINA

· Güreşçinin BANKA YÖNETİMİNE,

atandığını gördük.

Bu sistemde;

En yüksek yargı organlarında, hukukçunun bulunmadığı dönemleri gördük.

Değerli arkadaşlar,

Öncelikle belirtmek isterim ki;

Bizim için mesele

şahısların kim olduğu değil

ÖLÇÜNÜN NE OLDUĞUDUR.

“Daha ne olabilir?” dedikçe,

bu hafta;

ülkemizin güvenliği açısından, son derece stratejik ve hayati öneme sahip bir göreve

hiç askeri tecrübesi bulunmayan genç bir kaymakamın atandığını gördük.

Genç kardeşimiz;

belki son derece başarılı bir kaymakamdır.

Ancaaak!

Kendisinin askeri anlamda hiçbir tecrübesi olmadığı da gün gibi aşikardır!

Birileri hemen “efendim her insan her işi öğrenebilir” demeye kalkmasın.

Elbette öğrenebilir!

Ancaak;

DEVLETİN KRİTİK VE STRATEJİK KURUMLARI,

“BİRİLERİNİN” STAJ YERİ DEĞİLDİR.

Mesele şudur:

Bir görevin gerektirdiği birikim ile

o göreve yapılan atama arasında bir uyum var mı, yok mu?

YOK ARKADAŞLAR!

Karşı çıktığımız nokta işte tam da burasıdır.

Bizim düsturumuz belli:

“İşi ehline veriniz.”

Bu, sadece bir yönetim ilkesi değil;

aynı zamanda bir medeniyet emridir.

5. AK-MATİK: SİYASİ LEKELERDE KESİN ÇÖZÜM!

Pekiii işler,

ehline verilmedikçe ne oluyor?

Büyük bir kirlilik ortaya çıkıyor…

Bu siyasi kirliliği, temizleyecek yeni bir ürün var!

· Her türlü şaibeyi,

· her türlü tartışmayı,

· her türlü siyasi lekeyi

tek yıkamada temizleyen

AKÛPÂK eden bir ürün.

Nedir bu ürün?

İşte! (((Kutu)))

Karşınızda AK-MATİK!

Siyasi lekelerde kesin çözüm!

23,5 yıllık iktidarın

%100 yerli ve milli bir ürünü!

İhaleye fesat mı karıştırdın?

Sorun yok!

Hakkında yolsuzluk iddiası mı var?

Önemi yok!

Usulsüzlükle mi suçlanıyorsun?

Hiç dert etme!

AK-MATİK var!

Bir yıkamada,

Bir rozet değişikliği ile

Her şey bir anda tertemiz oluveriyor!

Arkadaşlar!

Şaka gibi ama -maalesef- GERÇEK

Buradan uyarıyoruz:

· KİRLENMEK GÜZEL DEĞİLDİR!

· BÖYLE AKLANILMAZ!

· SANDIKTA VERİLMEYEN İRADE TRANSFERLERLE GELMEZ!

6. YEREL SEÇİM BİTTİ ZANNEDİYORDUK

Biz yerel seçimleri 31 Mart 2024 akşamı bitti zannediyorduk.

Fakat öyle görünüyor ki

SANDIKLAR O GECE KAPANMIŞ

AMA HESAP KAPANMAMIŞ…

İşte tablo ortada…

2024 Mahalli Seçimlerinde, AK Parti

Türkiye genelinde 549 belediye kazanmış.

Peki, bugün AK PARTİ’NİN kaç belediyesi var?

627!

Ha bu arada,

Bu rakamın içerisinde;

· Kayyumlar yok,

· Meclis çoğunluğuyla el değiştirtilen belediyeler yok!

· Yok şöyle oldu

· Yok böyle oldu

Neticede bugün Türkiye’nin %60’ı

seçtiği partinin belediye başkanı tarafından yönetilmiyor.

· Bu demokrasinin de,

· millet iradesinin de,

· siyasetin de,

· yargının da

içinde bulunduğu vahameti ortaya koymak için yeterlidir.

7. “TAMAM DA KANKA NE ALAKA”

Değerli arkadaşlar

konuyu mecrasında tartışalım istiyoruz.

· Biz; Bakan, görev yaptığı bakanlığa deterjan satmış diyoruz,

Diyorlar ki; BAYRAK İNMEYECEK!

· Biz tarım kredi bu kadar zarar ederken

neden tabela için bu kadar para harcanıyor diyoruz

Diyorlar ki; EZAN SUSMAYACAK!

· Biz diyoruz ki

tarım cenneti bir ülkede patlıcanı domatesi neden taneyle alıyoruz,

Diyorlar ki; GEREKİRSE SOĞAN YERİZ AMA VATANI BÖLDÜRTMEYİZ!

Gençlerin tabiriyle söylüyorum;

TAMAM DA KANKA NE ALAKA?

Öbür tarafa dönüyoruz;

· Belediyelerde ne oluyor diyoruz,

Diyorlar ki; TÜRKİYE LAİKTİR LAİK KALACAK!

· Nedir bu rüşvet iddiaları

Nedir bu şantajlar, kasetler, itirafçılar diyoruz;

Diyorlar ki; MUSTAFA KEMALİN ASKERLERİYİZ!

TAMAM DA KANKA NE ALAKA?

Üstüne basa basa söylüyorum

· Ne değerlerimiz

· Ne de tarihi şahsiyetlerimiz

Sizin KİRLİ İŞLERİNİZİN KALKANI

AYIPLARINIZIN ÖRTÜSÜ değildir!

· Oturduğu koltuğu kirleten,

· temsil ettiği makamı istismar eden,

· Seçmenin güvenini boşa çıkaran

· Girdiği kirli ilişkiler nedeniyle her türlü tehdit ve şantaja boyun eğmek zorunda kalan;

İktidar ya da muhalefet herkese söylüyorum;

BU GÜZEL ÜLKEYE BUNLAR YAKIŞMIYOR.

BU AZİZ MİLLET BUNLARI HAKETMİYOR.

İnşallah!

Siyaseti bu zihniyetten arındıracağız.

Ve inşallah

DAHA AZ KÖTÜNÜN DEĞİL, DAHA ÇOK İYİNİN yarışını başlatacağız.

8. KURBAN BAYRAMI VE EMEKLİ

Değerli arkadaşlar, kıymetli milletvekilleri;

Önümüzde mübarek Kurban Bayramı var.

Ancak bugün milyonlarca emeklimiz için

bayram heyecanının yerini

-maalesef- geçim kaygısı almış durumda…

İktidarın 2018 yılında uygulamaya koyduğu emekli bayram İKRAMİYESİ,

artık emeklilerimiz için BAYRAMDAN daha önemli hâle geldi.

Arkadaşlar,

Bu iktidar;

Emeklilerimize, açlık sınırının yarısına denk gelen ücrete “MAAŞ”,

harçlık bile olamayacak rakama “İKRAMİYE” diyor.

Böyle sosyal devlet olmaz.

Böyle vefa olmaz.

Böyle bayram olmaz.

Bayrama sadece 12 gün kaldı.

AK Parti grubuna sesleniyorum:

Kanun teklifimiz, orada bekliyor.

Gelin, bu bayram emeklimize “bir maaş ikramiyeyi” meclisten geçirelim.

Bari bu bayram, her zamanki tavrınızdan vazgeçin.

Emekli büyüklerimize;

seçimden önce değil,

bayramdan önce hizmet edelim.

9. ESNAFIN ÇİLESİ: YA CİRO YA CEZA

Emeklilerimiz gibi,

Kurban Bayramı’nın gelişiyle kara kara düşünen bir başka kesim de esnaflarımız.

Bayram yaklaşıyor…

Normal şartlarda bayram öncesi esnafımız ne bekler?

· Dükkânı hareketlensin,

· Tezgâhı bereketlensin,

· rafdaki ürünleri satılsın,

bir nebze nefes alayım ister.

Ama bugün ne oluyor?

Bayram yaklaşıyor;

Sabah,

-daha bismillah-

· Önce “vergi memuruyla”

· Sonra “ya ciro, ya ceza” baskısıyla karşılaşıyor.

Hakikaten ya:

Ne istiyorsunuz bu esnaftan?

Zaten; kira, SGK altında esnaflarımız eziliyorlar…

Zaten; zincir marketlerin, AVM düzeninin, online tekellerin baskısı altında eziliyorlar…

Bayram yaklaşırken;

“ne yapsak da esnafı rahatlatsak” demesi gereken iktidar

“ne yapsak da esnafı sıkıştırsak” diye düşünüyor.

10. BANKALARIN BÜYÜK KAZANCI NEREDEN GELİYOR?

Bakınız, size bu düzenin nasıl bozuk işlediğini bir örnekle açıklamak istiyorum

Biliyorsunuz, Bankalar son yıllarda rekor üzerine rekor kırıyor…

· 2023’te 620,

· 2024’te 660,

· 2025’te tam 940 milyar lira kâr elde ettiler.

Pekii:

BU KADAR BÜYÜK KAZANÇ NEREDEN GELİYOR?

Bugün 200 liranın üzerinde banknot yok.

Vatandaş zaten nakit kullanamaz parayı cebinde taşıyamaz hale geldi.

Her ödeme, her işlem bankadan geçiyor.

Vatandaş kartla ödeme yapıyor;

Banka o parayı “anında” tahsil ediyor.

Peki esnaf ne yapıyor?

BEKLİYOR!

1 gün, 7 gün… Bazen 30 gün!

Peki, bu arada ne oluyor?

BİR:

Banka o parayı geciktirerek;

Esnafın parasını kullanıyor, kazanç elde ediyor…

İKİ:

Lokantacı esnaf 300 liraya kebap satıyor…

Konfeksiyoncu esnaf 5000 liraya ceket satıyor…

Banka diyor ki: “%3’ü benim.”

Karının %3’ü değil, cironun %3’ü benim diyor

Pekiii:

Kebabı banka mı yaptı?

HAYIR!

Ceketi banka mı üretti?

HAYIR!

Neticede;

Fiyat arttıkça bankanın kazancı artıyor!

Bankalar, enflasyondan beslenen canavarlara dönüşüyor!

Vatandaşın elinden, esnaf ile aracısız ticaret yapma özgürlüğü alınıyor.

Biz bunu kabul etmiyoruz.

Peki çözüm ne?

Çözüm çok net.

Komisyon olabilir…

Ama sınırsız olamaz!

Denir ki:

“%3 komisyon alınabilir, ama en fazla 10 lira alınır.”

Banka hizmetinin karşılığını alabilir…

AMA KİMSENİN KAZANCINA ORTAK OLAMAZ.

O KAZANÇ ESNAFIMIZINDIR!

O yüzden bir kez daha soracağım:

ESNAFIN BAŞINA koyduğunuz vergi memuru kadar,

BANKALARIN KAPISINA vergi memuru koyabiliyor musunuz?

HAYIR!

İşte biz sizin ADALETİNİZİ buradan ölçüyoruz!

11. LARRY FİNK VE VARLIK BARIŞI

Değerli arkadaşlar,

Son dönemde hakikaten ilginç gelişmeler yaşıyoruz.

Biliyorsunuz geçtiğimiz günlerde dünyanın en büyük küresel fon yöneticisi,

Siyonist sermayenin kompradoru Larry Fink;

Türkiye’yi ziyaret etmiş ve Sayın Cumhurbaşkanıyla bir görüşme yapmıştı.

Ne tesadüftür ki, bu görüşmenin hemen ardından,

Yabancı yatırımcıya 20 yıl vergi muafiyeti ve varlık barışı düzenlemesi meclise getirildi.

Yani dışarıdan gelene deniyor ki:

· Getir paranı,

· getir altınını,

· getir dövizini,

· getir servetini…

o Sana vergi yok!

o Sana soru yok!

o Sana “nereden buldun?” yok!

Ya hu siz bunu en son denediğinizde Türkiye GRİ LİSTEYE girmedi mi?

Ülkemizi;

“PARANIN MERKEZİ” yerine

“KARA PARANIN MERKEZİ” haline getirmediniz mi?

Dışarıdan gelene bu kadar kolaylık sağlanırken,

içerideki üreticiye ne var?

· Ona vergi var!

· Ceza var!

· Denetim var!

· SGK var!

o Ona stopaj var!

o Ona KDV var!

o Ona her sabah kapısında bekleyen maliye memuru var!

Dışarıdan gelene “buyur baş köşeye” diyorsunuz,

içeride üretene “dur bakalım defterini aç” diyorsunuz.

Bu ülkenin alın teri,

sıcak para kadar kıymetli değil mi?

Şunu artık anlayın

Bir ülkeyi ayakta tutan şey, sıcak para değildir;

· tarlada emek veren çiftçidir,

· tezgâhının başında duran esnaftır,

· fabrikasında üretim yapan sanayicidir,

ALNININ TERİYLE ÇALIŞAN MİLLETTİR!

12. İFTİRA ATIYORSUNUZ BARİ YAKIŞANI OLSUN!

Değerli arkadaşlar,

Malumunuz geçtiğimiz hafta Partimiz hakkında birçok açıklama yapıldı.

50 yıllık mazisi boyunca

“secde” ile “sanayiyi” aynı ufukta buluşturmayı başaran bir hareket olarak, bizlere;

· “Cami düşmanı”, dediler

· “dindarlara hakaret ediyor" dediler

Yahu, Saadet Partisi’ne söyleyecek başka laf bulamadınız mı?

İftira atıyorsunuz bari yakışanı olsun J

Soruyorum;

Yolsuzluğu eleştirmek, dindara hakaret midir?

Haksızlığı teşhir etmek, camiye saldırı mıdır?

Biz;

· Namaz kılanı değil,

namazı kalkan yapan İKİYÜZLÜLÜĞÜ ELEŞTİRİYORUZ!

· Oruç tutanı değil,

yetimin hakkını yiyip de

sofrada TAKVA SATAN DÜZENİ SORGULUYORUZ!

Din, kimsenin siyasi zırhı değildir.

İman, hiç kimsenin dokunulmazlık kartı değildir.

Aile meselesinde de aynı ölçü geçerli.

Aileyi seçim meydanlarında slogan yapıp

· gençleri evsiz,

· anneleri çaresiz,

· babaları borçlu,

· çocukları umutsuz bırakırsanız;

sonra da “aileyi biz savunuyoruz” derseniz,

millet size sorar:

İYİ DE HANGİ AİLE?

· Kirasını ödeyemeyen aile mi?

· Çocuğuna süt alamayan aile mi?

· Üniversite mezunu evladına iş bulamayan aile mi?

“Sefalet endeksi” deyince kızıyorsunuz!

Kızmayın arkadaşlar!

Rakamla kavga edilmez; rakam düzeltilir.

Milletin mutfağında yangın var!

“Saadet Partisi’ne sabah akşam iftira atarak”, tencereyi kaynatamazsınız!

13. HADİ BUYURUN SEÇİMLERE KADAR

Saadet Partisi olarak biz,

“milletin vicdanı” olma gayretindeyiz.

Doğru kimden gelirse destekler,

yanlış kimden gelirse karşısında dururuz.

Siyaset, mahalle bekçiliği değildir;

Siyaset, memlekete çare üretmektir.

Biz “oh be” dedirtecek aday derken bir şahıstan fazlasını söylüyoruz.

Biz adalet diyoruz.

Liyakat diyoruz.

Temiz yönetim diyoruz.

Üreten Türkiye diyoruz.

-Camiyle fabrikayı,

-Ahlakla kalkınmayı,

-Özgürlükle sorumluluğu aynı cümlede kuran yeni bir siyaset dili diyoruz.

Biz bunları dedikçe;

Kıyamet koparıyorlar,

çünkü biz onların ezberlerini bozuyoruz.

· Haydi, buyurun!

Seçimlere kadar düşürün enflasyonu!

-ama numaradan değil sahiden düşürün-

· Hadi buyurun seçimlere kadar:

Sefaleti kader olmaktan çıkartın.

Emekliyi emekli olduğuna pişman etmeyin.

Türkiye'yi yeniden güvenli hale getirin,

Okulları, sokakları, gençlerimizi uyuşturucu bataklığından kurtarın,

Yeni istihdam alanları üretin!

· TÜİK günde 530 çift boşanıyor diyor,

haydi durdurun ailedeki çözülmeyi!

Siz iktidarı devraldığınızda

evlenenlere “Allah bir yastıkta kocatsın” deniyordu…

Şimdi?

“evlilik sözleşmesi yaptınız mı” diye soruluyor!

Niye?

Çünkü borç batağında başlayan evlilik,

daha 5 yıl dolmadan finansal iflasla sona eriyor.

Sözünüzün arkasındaysanız eğer;

hadi temizleyin televizyon ekranlarını,

durdurun akan cerahati!

· Hadi buyurun seçimlere kadar:

Devletin her kademesinde

yolsuzluk ve rüşvete karşı gerçek bir mücadele başlatın.

Kim olursa olsun, en yakınınız bile olsa bile gereğini yapın.

Görevini yapmayanın gözünün yaşına bakmayın.

İhaleleri zenginleşme aracı olmaktan çıkartın

Devletin her kademesinde israfı bitirin

Bir holding, CEO seçerken nelere dikkat ediyorsa,

aynı hassasiyetle bürokrasiyi şekillendirin,

eş, dost, akraba ilişkilerinden bürokrasiyi arındırın,

gerekirse bürokrasi için yeni bir KPSS sistemi oluşturun,

bu milletin bütün zekâlarından yararlanın!

· Hadi buyurun seçimlere kadar:

Adalet sisteminin gözünü yeniden bağlayın;

tarifeli yargıya son verin.

İnsanlar mahkemeye gittiğine pişman olmasın;

haklı ile haksız net biçimde ayrılsın, sapla saman birbirine karışmasın.

Hiç kimse adalet arayışını mahkeme-i kübraya ertelemek zorunda kalmasın.

14. BU ÜLKE KAZANIMLARINI KAYBETMEZ!

Korkmayın!

Siz gidince bu ülke kazanımlarını kaybetmez!

Eğer kaygınız buysa;

Gelin savunma sanayi şirketlerini, projelerini güçlü bir sistemle güvenceye alalım.

“Biz olmazsak akamete uğrar” diyorsanız eğer,

gelin bunları anayasal teminat altına alalım.

Sürekliliği kişilerle değil, devlet aklıyla sağlayalım.

“Biz olmazsak temel haklar konusunda ülke 28 Şubat dönemine geri döner” diyorsanız, gelin kimsenin eğip bükemeyeceği

açık ve sağlam bir hukuki güvence oluşturalım.

Seçimlere kadar bunların hepsi yetişir.

Seçimlere kadar bunları yapın, sizi hep beraber alkışlayalım,

Biz derdimiz koltuk değil,

Bizim derdimiz millet!

Bizim derdimiz isim değil;

Bizim derdimiz, temiz, denetlenebilir, liyakate dayalı ve güven veren bir sistem kurmak.

15. KAPANIŞ

Değerli arkadaşlar;

Şunu herkesin bilmesini isterim;

· Bize mahkeme koridorlarından,

· masa başı hesaplardan,

· dar siyasi hesapların içinden yol çizmek isteyenler olabilir.

Ancak bizim istikametimiz bellidir!

Ne olursa olsun;

· bu ülkede adaleti yeniden AYAĞA KALDIRACAĞIZ,

· liyakati HÂKİM KILACAĞIZ,

· bu toprakların bereketini milletin SOFRASINA TAŞIYACAĞIZ.

Bunun için

yılmadan, yorulmadan, tereddüt etmeden,

BÜTÜN GÜCÜMÜZLE çalışmaya devam edeceğiz.

Bu duygu ve düşüncelerle sözlerimi bitiriyor,

Hepinizi hürmet ve muhabbetle selamlıyorum.

Kaynak: Haber Merkezi