TBMM'de düzenlenen haftalık Grup Toplantısı'nda konuşan Saadet Partisi Genel Başkanı Mahmut Arıkan, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.
ARIKAN'DAN KRİTİK AÇIKLAMALAR
Arıkan, Doğu illerine yaptıkları ziyaretlerde vatandaşların ekonomiden dert yandığını dile getirdi.
Arıkan, iktidarı sokağa inmeye, vatandaşları birlikte ziyaret etmeye çağırdı.
Arıkan, vatandaşın gündeminde gübre fiyatları, sürülemeyen bahçeler, geçim derdi varken iktidarın gündeminde pırlanta fiyatları, hobi bahçeleri ve gündemi nasıl değiştiririm derdi olduğunu söyledi.
Arıkan, yerel yönetimlerdeki ahlaksızlığın sistemin bir kokuşmuşluğunun sonucu olduğunu vurguladı.
Arıkan, Erdoğan'ın AK Parti Grup Toplantısı'nda 47 kez CHP, 0 kez Amerika, 2 kez İsrail, 2 kez İran kelimelerini telaffuz ettiğini dile getirerek coğrafyamız için en büyük tehdidin CHP değil ABD olduğunu dile getirdi.
Arıkan, Partili Cumhurbaşkanlığı sistemini eleştirerek Ya PARTİ GENEL BAŞKANI olacaksınız ya da CUMHURBAŞKANI olacaksınız uyarısı yaptı.
Arıkan, Vietnam'dan, Afganistan'dan, Irak'tan kaçanların Hürmüz Boğazı'ndan da kaçacaklarını ve tarihin önünde hesap vereceklerini, kendilerini ilah yerine koyanların Nemrut-Firavun-İmparatorluklar gibi yıkılacaklarını söyledi.
Arıkan, Gazze'de sistematik soykırım devam ederken, Mescid-i Aksa ibadete kapalıyken, Filistinli esirler için idam yasası onaylanırken Gazze Barış Kurulu'na imza atan iktidarın olaya ciddiyetle yaklaşmadığını belirtti.
Arıkan, Beyaz Kuşak projesi önererek "Türkiye- İran – Mısır – Pakistan ve Suudi Arabistan arasında saldırmazlık ve kolektif güvenlik anlaşması imzalayalım" dedi.
Arıkan, Küba için harekete geçen iktidara teşekkür ederek İran için de harekete geçmeye çağırdı.
Arıkan, fahiş fiyat konusuna değinerek "millete en fahiş fiyatlardan hizmet verirseniz; Marketleri fahiş fiyatlar üzerinden eleştiremezsiniz" dedi.
Arıkan, Türkiye'de elektrik, doğalgaz ve akaryakıta gelen zam yağmuru üzerinden vatandaşın zor duruma sokulduğunu İspanya'daki iktidarın ise vatandaşın yararına uygulamalara gittiğini belirterek Mehmet Şimşek'i Londra-New York-Washington'a gitmek yerine Madrid'e gitmeye çağırdı.
Arıkan, iktidarın vaatleriyle icraatlarının tutmadığını; faydanın vaatte millete icraatta faiz lobisine gittiğini söyledi.
Arıkan, paralel devlet yerine paralel evren kurulduğunu ve TÜİK üzerinden bu evrenin yürütülmeye çalışıldığını vurguladı.
Arıkan, polislerin hakkının teslim edilmesi gerektiğini belirtti.
Arıkan, iktidarın sorun kaynağı olduğunu çözüm olamayacağını bildirdi.
ARIKAN'IN KONUŞMASININ TAM METNİ
Muhterem Genel Başkanlarım, Kıymetli Milletvekillerimiz, Partilerimizin değerli yöneticileri,
Değerli misafirler, ekranları başında bizleri izleyen değerli vatandaşlarımız;
Yeni Yol Meclis Grubumuzun grup toplantısına hoş geldiniz, sefalar getirdiniz.
1. GİRİŞ
Değerli arkadaşlar,
Aziz milletimizin sesi olan bu çatının altında,
hakkın, hakikatin ve adaletin sözünü söylemek üzere grup toplantımızı yapıyoruz.
Türkiye’nin meseleleri parçalı meseleler değildir,
Sorunlar birbirinden bağımsız sorunlar da değildir,
çözüm de ancak bütüncül bir bakışla mümkün olacaktır.
2. DOĞU TURU
Bu hafta,
Türkiye’nin meselelerini, çözüm yollarını konuşmak üzere;
· Diyarbakır, Bingöl, Tunceli ve Elâzığ'da
· vatandaşlarımızla bir araya geldik.
İnsanımızın dertlerini, taleplerini, beklentilerini dinledik; notlarımızı aldık.
Sizlere bol bol selam ve muhabbetlerini getirdik.
Birçok gözlemimiz oldu…
Doğu illerimize yaptığımız bu ziyaret bir kez daha umudumuzu artırdı!
Bu ziyaretlerimizde;
· Birlik ve beraberliğimizin sarsılmaz iradesini,
· Bu toprakların Doğusuyla, Batısıyla
· Türküyle, Kürdüyle, Arabıyla
· Ahenk içinde yek vücut olduğuna bir kez daha şahit olduk.
3. İLLERDEN NOTLAR
Bu güzel tablonun yanında,
Ekonomik krizin, vatandaşlarımızı nasıl etkilediğine bir kez şahit olduk.
Hangi kapıyı çalsak aynı sözlerle karşılaştık:
“Başkanım, çok zor durumdayız, bunu dile getirin.”
“Başkanım, sesimizi duyurun.”
Dendi bize.
Mesela;
Türkiye Ziraat Odaları Birliği Diyarbakır Başkanı Süleyman İskenderoğlu ile görüştük.
“Savaş başladığında gübre 24 liraydı, bugün 34 lira.
Destek açıklandığında mazot 45 liraydı, bugün 80 lira.
Biz şimdi nasıl üretelim?” diye soruyor.
Dün gece mazot 86 lira oldu!
Şimdi biz de bu kürsüden soruyoruz:
“Allah aşkına bu çiftçi nasıl üretecek, nasıl geçinecek?”
Bölgedeki elektrik şirketi Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş’nin
çiftçimizin hesabına yatan desteklere anında el koyduğunu,
borç yükü altında ezilen üreticiyi daha da çıkmaza sürüklediğini gördük.
Otuz bin nüfuslu Hani ilçemizde uyuşturucu kullanma yaşının 11-12’lere düştüğünü gördük.
Bingöl halkının havalimanının bir türlü bitirilemeyen pistten dolayı ne kadar mağdur olduğunu gördük.
Tunceli’de esnafı gezdik, kadınlar pazarında Songül Ablamızı dinledik.
“Başkanım bu tezgâhtan geçinmeye çalışıyorum akşam oldu daha siftah yapamadım” feryadını duyduk.
Elazığ’da çay ocağı işleten kardeşimizin
“eskiden esnaf her gün en az 14-15 bardak çay içerdi bugün ekonomik krizden dolayı bir bardak bile çay içemediği” cümlelerini işittik.
Kısacası nereye gitsek aynı problemleri aynı feryatları duyuyoruz…
4. GELİN, BU HAFTA BİZE KATILIN
İnşallah biz bu hafta da, milletimizi dinlemek üzere;
Bitlis, Muş, Siirt, Batman ve Mardin’de olacağız.
Buradan; AK Partili yöneticilere sesleniyorum,
· Gelin, TEBDİL-İ SİYASET YAPIN;
ve bu hafta bize katılın.
· Beraber vatandaşın arasına GİRELİM.
Dertlerini birlikte DİNLEYELİM.
· Hani “vergiyi tabana yayacağız” diyordunuz ya;
İşte gelin o tabanla
BİR ARAYA GELELİM!
· Ankara’da masa başında alınan kararların,
Diyarbakır’ın, Siirt’in, Muş’un köylerinde sofraları nasıl küçülttüğünü
BİRLİKTE GÖRELİM.
5. ANADOLU'NUN GÜNDEMİ
Evet hep söylüyoruz;
Anadolu'nun gündemiyle,
iktidarın gündemi hiç ama hiç uyuşmuyor!
· Anadolu’nun gündeminde GÜBRE FİYATLARI var.
İktidarın gündeminde PIRLANTI FİYATLARI var!
· Anadolu’nun gündeminde, traktörüne mazot koyamadığı için SÜRÜLEMEYEN BAHÇELER var.
İktidarın gündeminde HOBİ BAHÇELERİ var!
· Anadolu'nun gündeminde, GEÇİM DERDİ var.
Ankara’nın gündeminde GÜNDEMİ NASIL DEĞİŞTİRİRİM DERDİ var.
Bu “Hobi Bahçeleri” meselesi,
İktidarın bir başka ikiyüzlülüğünü ortaya koydu.
Efendim ne diyorlar?
Bu hobi bahçeleri tarım arazilerini bölüp yok ediyormuş!
Doğrudur!
Tarım arazilerinin bölünmesine, değer görmemesine karşıyız!
Siz madem bu kadar tarım arazilerini önemsiyorsunuz;
· O zaman neden:
Dünyanın en kaliteli fındık üretim merkezi olan Giresun’un
%85’ini maden sahası ilan ettiniz?
· Madem bu kadar toprağı, tarımı, tabiatı önemsiyorsunuz
Türkiye’nin oksijen deposu,
zeytin cenneti Kaz Dağları’nın %79’unu
neden maden sahası ilan ettiniz?
· Turizm ve doğa harikası Muğla’nın
%59’unu neden taş ocağı ilan ettiniz?
Hobi bahçeleriyle uğraşmaya başlamadan önce bu sorulara cevap verin…
6. YEREL YÖNETİMLERDE DE DURUM AYNI
Merkezi yönetim böyle,
Peki yerel yönetim nasıl?
Yani vatandaşa nefes aldıracak,
en temel hizmeti beklediği belediyelerde durum nasıl?
Birkaç haftadır, belediyelerden akan cerahat ortada…
AKŞAM haberlerinde,
GÜNDÜZ kuşağı programlarının konularını izler hale geldik.
Böyle giderse -korkarız ki- asfalt dökerken gördüğümüz belediye başkanlarını
Yakında gündüz kuşağında Müge Anlı ekranlarında izleyeceğiz.
Bugün ahlaksızlık;
İKTİDARIYLA, MUHALEFETİYLE
Artık belediyelerin koridorlarına, makam odalarına sirayet eder hale gelmiştir.
Bakınız,
biz bunu söylerken meseleyi sadece
Ahmet’in Mehmet’in şahsi meselesi olarak görmüyoruz!
Bu mesele, üç beş kişinin hatası diyerek geçiştirilemez.
Ortada bireysel bir hata değil, topyekûn kokuşmuş bir sistem var!
Öyle bozuk bir düzen inşa edildi ki,
bu bozuk çarkın içine giren en dürüst adam bile bozuluyor, yozlaşıyor.
7. MİLLİ GÖRÜŞ BELEDİYECİLİĞİ
Değerli arkadaşlar,
Şöyle hafızalarınızı bir tazelemek istiyorum…
Hatırlayacaksınız;
90’lardan itibaren Türkiye,
Milli Görüş ile “Dürüst Belediyeciliği” tanımıştı…
Türkiye’nin dört bir tarafında
Harama el uzatılmayan, milletin kuruşunu kurda kuşa yedirmeyen bir yönetim anlayışı ortaya konmuştu…
28 Şubatlardan, kapatmalardan, engellemelerden sonra
Aradan tam 30 yıl geçti…
Değerli arkadaşlar;
-çok özür dileyerek, affınıza sığınarak söylüyorum-
Bizim Milli Görüş olarak
30 yıl önce kapısına “rüşvet alan da veren de melundur” yazdığımız belediye makamlarını bugün pavyona çevirdiler.
Halbuki;
· Belediyecilik demek,
sadece kaldırım taşı döşemek, sosyal yardım dağıtmak değildir!
· Belediyecilik, bir şehrin haysiyetini korumaktır!
Atanamayan gençlerin inşaatlarda çalıştığı,
mülakatlarda hakkı yenenlerin kuryelik yaptığı bir ülkede;
İktidarın bürokratı, muhalefetin belediye başkanı ahlaksızlığa kadro açıyorsa;
O ülkede adaletle birlikte ahlâk ve siyaset de ölmüş demektir.
İşte bizim çabamız;
Bu çürümüş düzeni,
bu yozlaşmış sistemi kökten değiştirmek içindir.
Biz;
Şehirlerimizi rant,
Belediyelerimizi bataklık ikliminden kurtarıp
yeniden ahlakın, adaletin kalesi yapmak için çalışıyoruz!
Bu sefer,
“Rüşvet alanda verende mel’undur” tabelalarını sadece kapılara değil,
YÖNETİCİLERİN ZİHNİNE KAZIYAMAK İÇİN GELİYORUZ!
8. GERÇEK TEHDİT KİM?
Değerli arkadaşlar;
Yönetimlerin gündemi,
Anadolu ile aynı değil dedik…
Size bu konuda bir örnek daha vermek istiyorum…
Malumlarınız, Sayın Cumhurbaşkanı;
geçtiğimiz hafta
Mecliste partisinin grup toplantısına katıldı…
Uzun süren alkışlar ve yoğun tezahüratlar eşliğinde bir konuşma gerçekleştirdi…
Uzun süren alkışlara bakarsak
“muazzam” bir konuşma yaptı…
Biz de merak ettik,
Arkadaşlarımız bu konuşmayı dikkatle inceledi, ne anlatıldı diye…
Değerli arkadaşlar;
Sayın Cumhurbaşkanı konuşmasında;
Tam 47 kez CHP dedi…
Buna mukabil;
Komşumuz İran’a bombalar yağdıran “Amerika” kelimesi 1 kez bile geçmedi…
Evet bir kez bile “Amerika” demedi!
Gazze’de katliama devam eden, Lübnan’ı işgal eden İsrail 2 kez;
Bombalar altında tehdit edilen İran 2 kez;
Ekonomi ve Adalet kelimeleri de sadece 2 kez telaffuz edildi…
Değerli arkadaşlar;
· MİLLETİMİZİN gündemi ekonomi ve adalet;
· BÖLGEMİZİN gündemi, bombalanan şehirler
· BİZİMKİLERİN GÜNDEMİ İSE SEÇİMLERDE ALAMADIĞI BELEDİYELERİ MECLİSLERDE ALMAK!
Bu memleket bu cendereden nasıl çıkacak Allah aşkına?
· Tehdidi yanlış okuyan,
· önceliği yanlış belirleyen,
· gündemi yanlış kuran bir anlayışla
ne ekonomi düzelir, ne adalet sağlanır, ne de bu ülke güvende olur!
Çok açık söylüyorum:
Bu coğrafya için en büyük tehdit CHP değil, ABD’dir!
Bu gerçeği görmekten kaçınanlar da,
bu millete karşı sorumluluğunu yerine getirmiyor demektir!
Bunun sebebi de partili cumhurbaşkanlığı sistemidir!
Ya PARTİ GENEL BAŞKANI olacaksınız ya da CUMHURBAŞKANI olacaksınız.
9. MEDENİYETLER BİR GECEDE YOK OLMAZ!
Değerli arkadaşlar,
Hareketli bir gece yaşadık…
Dünya’nın her yerinde artık “akli dengesi” tartışma olan Trump;
Savaşı da ateşkesi de bir PR çalışmasına dönüştürmenin derdinde.
Her ne kadar bir “ateşkes” ilan edilmiş olsa da,
Sahadaki gerçeklik, kağıt üzerindeki metinlerden çok daha karmaşıktır.
Biz onların ateşkeslerini;
Gazze’den, Lübnan’dan çok iyi biliyoruz.
Gerilim düşmüş gibi görünse de,
aslında yeni bir dönemin temelleri atılmaktadır.
Bu süreçten sonra
bütün ilişkiler artık yeniden tanımlanacaktır.
Ancaaaak, tüm bunlar dışında şu çok net bilinmelidir:
Hiçbir tehditin,
hiçbir kibrin gücü;
bir medeniyeti, bir gecede yok etmeye yetmez.
Medeniyetler, bombalarla yıkılmaz.
Medeniyetler, tehditlerle silinmez.
Medeniyetler; inançla, hafızayla, direnişle yaşar.
Ama tarih başka bir gerçeği defalarca ispatlamıştır:
· Kendini “İlah” yerine koyanlar,
· halkların kaderine hükmettiğini sananlar,
· “yok ederim” diyenler,
Hep aynı sona yürümüştür.
Firavunlar böyle konuştu.
Nemrutlar böyle tehdit etti.
İmparatorluklar böyle kibirlendi.
Ancak!
· Hepsi gitti.
· Hepsi yıkıldı.
· Hepsi tarihin karanlık sayfalarına gömüldü.
Çünkü zulüm “yükseldikçe”, “çöküş” yaklaşmış demektir!
Dün gece bir medeniyetin ölümünü ilan edenler,
Geri sayım aracıyla bekleyenler,
yarın kendi enkazlarının altında kalacaktır!
Medeniyetler kalır.
Halklar kalır.
Hakikat kalır.
Ancak…
Zalimler her zaman gider.
Göreceksiniz!
Coğrafyamızdaki bu zalimler de gidecek!
Zalim Trumplar,
Zalim Netanyahular,
okul bombalayanlar, çocukları katledenler, soykırım yapanlar
mahkemeler önünde hesap verecekler!
Bosna kasabı nasıl hesap verdiyse
Onlar da savaş suçlusu olarak
kelepçelerle hesap verecek ve işledikleri suçların cezasını çekecekler!
Ve orduları;
Vietnam’dan,
Afganistan’dan,
Irak’tan kaçtığı gibi
Hürmüz Boğazı’ndan da kaçacak -inşallah-!
10. GAZZE’DE ATEŞKES VAR MI?
Değerli arkadaşlar,
Gazze’de bir ateşkes olduğunu söylüyorlar…
Ancak;
· Gazze’de sistematik soykırım bugün hala devam ediyor,
· Mescid-i Aksa hala İbadete kapalı,
· ve Filistinli esirler için idam yasası katil İsrail’de onaylandı.
Kendi esirleri için uluslararası yardım isteyen bu sapkın zihniyet
Şimdi Filistinli esirler için göstermelik mahkemelerle idam kararı verecek.
Öyle görünüyor ki;
İran’ın misilleme saldırılarında sığınaktan çıkamayan Netanyahu;
Bu yasayla güçlü görünmek için
yine çocuklara, masumlara ve esirlere yönelerek
Yeni katliamlara imza atmanın peşinde.
Türkiye’ninde altında imzası bulunan “Gazze Barış kurulu” nda alınan kararlara ne oldu?
Hani bu anlaşmayla ateşkes olacaktı!
İktidar garantörü olduğu antlaşmaya,
sanki yoldan geçerken “şahit olayım” diye oturulmuş bir nikâh şahidi ciddiyetiyle yaklaşıyor!
Bölgemizde yaşananlara
Eğer şimdi "DUR" denilmezse, bu yangın hepimizi içine çekecek;
Hepimizi küle çevirecek.
11. “BEYAZ KUŞAK” TEKLİFİ
Değerli arkadaşlar;
Hatırlayacaksınız, ABD’nin bir “Yeşil Kuşak Projesi” vardı.
Adının Yeşil olduğuna bakmayın.
Adı yeşil olan bu emperyalist projenin, uygulanması için bu coğrafya “kan kırmızısına” boyandı.
Çünkü bu proje;
“böl, parçala, yönet” ve gözyaşları projesiydi…
Şimdi biz de diyoruz ki;
“gelin yeni bir kuşak inşa edelim”
Bu Amerika’nın planlarına hizmet eden bir yeşil kuşak değil,
Türkiye’nin öncülüğünde ve bölgeye hizmet eden bir “Beyaz Kuşak” olsun.
Bu kuşağın 3 temel umdesi olsun:
1-GÜVENLİK
2-İSTİKRAR
3-KALKINMA!
· Sadece kendi sınırlarını koruyan değil,
bölgesel güvenlik havzası oluşturan bir İRADE;
· Kaostan beslenenlerin oyunlarını bozan,
iç işlerine müdahaleyi reddeden bir KARARLILIK;
· Kaynaklarımızı Batı’nın başkentlerine değil,
halkımızın refahına akıtan bir EKONOMİK İŞ BİRLİĞİ
olsun.
Bu “Beyaz Kuşağın” ilk adımı olarak;
Hiç oyalanmadan bugün,
Türkiye- İran – Mısır – Pakistan ve Suudi Arabistan arasında saldırmazlık ve kolektif güvenlik anlaşması imzalayalım.
Bu pakt;
· mezhepçilik fitnesine,
· etnik kışkırtmalara
· sahte düşmanlıklara vurulacak
en büyük darbe olacaktır.
Bugün en büyük tehdit;
Ankara ve Tahran’ın karşı karşıya gelmesidir.
Eğer biz başlangıç olarak
Ankara, Tahran, Kahire, İslamabad, Riyad hattını
bir barış ve güven köprüsüyle birleştirebilirsek;
sadece kendi sınırlarımızı değil, tüm mazlum coğrafyalar için adım atmış oluruz.
Neden “Beyaz Kuşak” diyoruz?
Çünkü beyaz; temizliği, barışı ve şeffaflığı temsil eder.
Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok!
Ancak kimsenin de bu coğrafyada operasyon yapmasına izin verecek lüksümüz yok.
İktidarın bu “Beyaz Kuşak” teklifimize “Yeşil Işık” yakacağını umuyoruz.
Gelin,
bu yüzyılı "Beyaz Kuşak" yüzyılı yapalım.
· Yaşanabilir bir Türkiye,
· Yeniden büyük Türkiye
· ve yeni bir dünya için
bu adımı hep birlikte atalım.
12. KÜBA İÇİN TEŞEKKÜR
Burada bir teşekkürü de dile getirmek istiyorum.
Geçtiğimiz hafta Küba için yaptığımız çağrının ardından;
enerji krizine çözüm için
yüzer enerji santrali gönderilmesini memnuniyetle karşılıyor;
bu hassasiyeti gösteren iktidara teşekkür ediyoruz.
Ancak aynı hassasiyetin
vakit kaybetmeksizin
İran için de gösterilmesi şarttır.
Geçen hafta yine bu kürsüden ifade ettiğimiz gibi;
Kızılay ve AFAD bir an önce, ilaç ve tıbbı malzeme başta olmak üzere insani yardım koridorunu hayata geçirmelidir.
Unutulmamalıdır ki;
Mazlumun “jeopolitiği” olmaz.
Nerede bir acı varsa, Türkiye orada olmalıdır.
13. FAHİŞ FİYATLAR
Değerli arkadaşlar;
Konuşmamın bu bölümünde ülkemizdeki ekonomik tabloyla ilgili düşüncelerimizi paylaşmak istiyorum.
Enflasyonu düşürmekle yükümlü olan iktidar;
bugün enflasyonun bir numaralı müsebbibi durumunda.
İktidar, “50 liraya aldığı domatesi 250 liraya satıyor!” diyerek market basıyor!
Evet, bazı marketlerde fahiş fiyatlar var.
Ama bunların sebebi fahiş zamlar yapan iktidarın ta kendisidir.
· Siz;
500 bin lira olan bir arabayı,
Vergileriyle 2 buçuk milyona sattırırsanız,
marketler de BEŞ KATINA domates satar.
· Siz;
Enerji fiyatları %15 artmışken,
dağıtım bedeline %880 zam yaparsanız
tabi ki raflarda FAHİŞ FİYAT sorunu olur.
· Siz her gün yeni vergiler icat ederseniz,
zengin bir azınlık da yurt dışı alışverişini yasaklatarak
aynı ürünü vatandaşa ON KATINA satar.
Neden böyle oluyor;
Bu ülkede İKTİDARIN TİCARİ AHLÂKÎ OLMADIĞI İÇİN,
PİYASANIN DA ÖLÇÜSÜ-AYARI kalmıyor.
Bu millete en fahiş fiyatlardan hizmet verirseniz;
Marketleri fahiş fiyatlar üzerinden eleştiremezsiniz.
14. ZAM YAĞMURLARI
Değerli arkadaşlar, kıymetli milletvekilleri;
Bakınız Bahar aylarındayız.
Hamdolsun toprağın yağmura doyduğu günlerdeyiz.
Bir başka yağmur daha varki vatandaşlarımızı perişan ediyor.
Hükümetin zam yağmurlarından bahsediyorum.
Akaryakıta gelen zamlara artık vatandaşımız yetişemiyor.
Bir benzinlikte arabanızı dolduruyorsunuz.
Diğer benzinliğe varmadan zam gelmiş oluyor.
İktidar geçtiğimiz hafta da elektriğe ve doğalgaza %25 zam yaptı.
Ayrıca doğalgazda kademeli faturaya geçerek, vatandaşımızı kombinin yanına yaklaşamaz hale getirdi.
Kademeli tarife ile geçtiğimiz ay bir metreküp gaz kullanımına 13 TL ödeyen bir vatandaşımız;
Kademe 2'ye girerse bu ay aynı kullanıma 26 lira ödeyecek.
Yani yüzde yüz zam!
Bu zamlardan dolayı bahar gelse de cüzdanlar yine kurak olacak.
15. İSPANYA NE YAPTI?
Peki bizde iktidar,
milletimizin omuzlarındaki yükü her geçen gün ağırlaştırırken, İspanya ne yaptı bir bakalım:
Tam 80 maddelik bir destek paketi açıkladı!
· Elektrikte vergiler %60 düşürüldü,
· KDV yarıya indirildi,
· Doğalgazdaki KDV %21’den %10’a çekildi,
· Sübvansiyonlar uzatıldı,
· Dar gelirlinin elektrik ve doğalgazının kesilmesi yasaklandı,
· Sanayiciye %80 elektrik desteği sağlandı,
· Üretim üzerindeki vergi askıya alındı,
Sayın Şimşek!
Londra’ya, New York’a, Washington’a gittiğiniz kadar bir kere de
Madrid’e gidin.
Biz söyleyince tesir etmiyor,
belki İspanya’da görünce sizin de aklınıza aziz milletimiz gelir.
VAATLERE gelince bizim iktidardan iyisi yok!
Ama iş İCRAATE gelince bizim iktidar ortalıkta yok!
16. İKİ TAVUĞU VERMEM!
Hani meşhur bir fıkra vardır;
İki dost konuşurken biri diğerine sorar;
İki araban olsa birini bana verir misin?
Öbürü der ki: “Tabii ki veririm”
Peki iki evin olsa birini verir misin?
“Tabii ki veririm”
“Peki iki tavuğun olsa birini verir misin?” diye sorunca.
Dostu bu sefer “hayır! vermem” der.
Bizimki şaşırır. Allah Allah, yani, ev araba tamamken tavuk niye?
Arkadaşı cevap verir; “çünkü iki tavuğum var”
İşte iktidarın bugünkü hali tam olarak böyledir!
VAADİ millete,
BÜTÇEYİ faiz lobilerine veriyor…
17. PARALEL EVREN
Değerli arkadaşlar;
Sözü uzatmaya gerek yok.
Paralel devleti yıkacağız dediler, paralel evren kurdular.
TÜİK de, iktidarın paralel evrendeki PR ajansı oldu.
Nereden anlıyoruz?
· Pazar fileleri yarım,
Faturalar ödenemiyor,
Çocuklara harçlık verilemiyor,
ama iktidarın paralel evreninde yani TÜİK’te gülümseyen grafikler var.
· Ülkemizin dört bir köşesinde
adalet nöbeti tutan mağdurlar var
ama iktidarın paralel evreninde “Ömer Adaletinden” anlatılıyor.
· Gazeteciler tutuklu,
Tarafsız kanallar sansürlü,
yerel medya susturulmuş,
aziz milletimizin feryadı duyulmuyor
ama iktidarın paralel evren ekranlarında ellerinde Vileda sopalı gazeteciler var.
Kısacası 86 milyon insanımızın hayatı günden güne ağırlaşırken
iktidarın paralel evreninde her şey güllük gülistanlık.
18. POLİS HAFTASI
Değerli arkadaşlar; içerisinde bulunduğumuz hafta aynı zamanda Polis Haftası.
Ülkemizde güvenliği sağlayan, aziz milletimizin huzuru için gece gündüz demeden çalışan tüm fedakar emniyet mensuplarımızın Polis Haftasını kutluyorum.
· Ve bu vesileyle son yıllarda;
· Ağır çalışma koşulları,
· Mobbing,
· ücretsiz mesailerle hakları adeta gasp edilen polislerimizin haklarının artık teslim edilmesi gerektiği çağrısında bulunuyorum.
Polislerimizin sesi duyulmalı, hakları teslim edilmelidir.
· Polislerimizin insanca yaşayabileceği bir gelir seviyesine kavuşması,
· Fazla mesai ücretlerinin adil şekilde ödenmesi,
· Çalışma saatlerinin düzenlenmesi
· Ve sosyal haklarının güçlendirilmesi bir zorunluluktur.
Polis Meslek Kanunu bir an önce çıkarılmalı;
Polislerimizin yıllardır dile getirdiği talepler karşılık bulmalıdır.
Güvenliği sağlayanların da güvende olduğu bir sistem inşa edilmelidir.
19. SİZ BOZDUNUZ BİZ DÜZELTECEĞİZ
Değerli arkadaşlar;
Bugün mevcut iktidarın politikaları sebebiyle
sadece ekonomik kriz değil;
aynı zamanda toplumsal ve ahlâkî bir kriz de yaşanıyor.
Türkiye böyle bir ülke değildi!
· İnsanımız hiç bu kadar karamsar ve umutsuz değildi.
Umudu bu iktidar bitirdi!
· İnsanımız hiç bu kadar kredi kartına, bankalara mahkûm olmamıştı.
Borcu bu iktidar büyüttü.
İktidar
Şimdi kalkmış,
derinleştirdiği bu krizden çıkış yolu vadediyor!
Ancaaaaak herkes bilmelidir ki;
Sorunun kaynağı olanlar, çözüm adresi olamazlar.
Zihniyeti kriz olanın, çözümü huzur olamaz.
Biz,
bu enkazı kaldırmaya da
bozulan bu teraziyi yeniden kurmaya da
istekli ve kararlıyız.
Biz geleceğiz ve bu bozuk düzeni düzelteceğiz inşallah!
Bunun için bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da bütün gücümüzle devam edeceğiz.
Bu vesileyle sözlerimi bitiriyor,
Hepinizi hürmetle, muhabbetle selamlıyorum.





