Halkın olmadığı, daha doğrusu halkın düşüncesinin dikkate alınmadığı bir Cumhuriyet olabilir mi Eğer olursa böyle bir Cumhuriyeti nasıl nitelendirmek gerekir Aslında halkın olmadığı hiçbir rejim söz konusu olamaz. Çünkü, ortada bir halk olacak ki o halkın yönetilmesi, huzur, güven ve refahının sağlanması için bir idare tarzı ortaya çıksın. Kısacası, tüm rejimler temelde halk içindir. Ancak, zamanla yönetimi ele geçirenler halktan çok kendilerini düşünür hale geldikleri için halktan kopmuşlar, adeta devlet halk için değil, halk devlet içindir anlayışı türemiştir. Ancak, bu anlayışın insani olmadığı, insan hak ve özgürlükleri ile bağdaşmadığı görüldüğünden yüzyıllar boyu süren mücadeleler sonucu son sözü halkın söylediği idare biçimleri ortaya çıkmıştır.

Biz Cumhuriyetin ilanından bu yana halkın esas olduğu bir idare biçimine sahibiz diye övünüyoruz. Ancak, zaman zaman bu ülkede belli çevreler halka duydukları güvensizlik sebebiyle halkı idarede devre dışı bırakacak birtakım mekanizmalar, kurum ve kurullar oluşturmuşlardır. Halkı ve halkın seçtiklerini devre dışı bırakan ya da yetkilerini budayan bu yeni düzenlemelerin gerekçesi de Laik Cumhuriyetin korunması olmuştur. İyi de laik Cumhuriyette halka yer yok mudur Halk topyekün laiklik karşıtı mıdır Kendilerini laik ve laikliğin koruyucusu ilan eden çevreler gerçekten halk laikliği ortadan kaldıracak diye inanıyor ve bu sebeple de halka güvenmiyor ve korkuyorlar mı Peki halksız Cumhuriyet ve demokrasi olabilir mi

Halktan korkularından dolayı bir güvensizlik duyuyorlarsa o zaman benim  "Laikçilerin Laik Cumhuriyet anlayışında halka yer yok" şeklindeki değerlendirmemde haklı olduğum ortaya çıkmaz mı

Bu konuya tekrar neden döndüm

Milli Görüş partileri sözcüleri başta Erbakan Hoca olmak üzere 35 yıldır  Cumhurbaşkanını halkın seçmesi gerektiğini savunurlar. Ben buna 34 yıldır şahitlik ediyorum. Geçen bu süre içinde Cumhurbaşkanını halkın seçmesi gerektiği düşüncesine karşı çıkan Demirel, şimdilerde Cumhurbaşkanını halkın seçmesine karşı çıkmanın halka güvensizlik anlamına geldiğini söyleyerek yapılan Anayasa değişikliğine destek veriyor. Halbuki aynı Demirel geçmişte Erbakan Hocanın bu talebine destek vermiş olsaydı uzun yıllar önce bu mesele çözülmüş, halk iradesi ile Cumhurbaşkanının seçimi gerçekleşmiş olacaktı. Ne var ki ülkemizde siyasilerin büyük bir bölümü zamana ve şartlara göre tavır belirledikleri için atılması gereken adımlar olaylar patlamadan, ülkede kriz çıkmadan atılamıyor.

Elbette bu noktada CHPGenel Başkanı Baykalın her şeye karşı çıkan tavrının da ele alınması gerekiyor.

Akla gelen ilk soru şu; Baykal ne istiyor Cumhurbaşkanını Meclisin seçmesini engelliyor, ardından da halkın seçmesine de karşı çıkıyor. Belli ki ne halka ne de halkın seçtiklerine güven duyuyor. Halkın ve halkın seçtiklerinin son sözü söyleyemediği bir rejim mi isteniyor Her fırsatta Anayasamızda Devletin niteliklerinin "Laik, demokratik sosyal hukuk devleti" olarak sıralandığına atıf yapanların laiklik ve demokratlık anlayışında halk işin neresinde bulunuyor Yoksa halka hiç gerek duyulmuyor da darbelerin ardından oluşturulumuş birtakım kurumlar eliyle mi ülkenin yönetilmesi isteniyor Bu istek açıkça dile getirilmiyor olsa da gerçek maksat bu mu Eğer böyle ise o zaman da benim "CHPve yandaşlarının laiklik ve demokratlık anlayışlarında halka yer yok mu " diye sormak hakkım olur. Halkın olmadığı bir Cumhuriyeti ise birtakım vasıflarla nitelendirmenin bir anlamı olur mu

Son söz olarak diyorum ki, bazı çevreler isteseler de istemeseler de halka güvenmek, güvenmiyorlarsa bile halkın verdiği karara saygılı olmak, içlerine sindirmek zorundadırlar. Aksi halde halk onları buna zorlayacaktır. Bunun yolu seçimdir. Zaten CHPve yandaşlarının yıllardar beri halktan bu ülkeyi yönetmek için yetki alamayışları da halkımızın bu zorlamasının bir ifadesi değil midir