Küresel terör devleti ABD ve yandaşlarının İslam ülkelerini kan gölüne çevirmeleri sebebiyle uzun yıllardan beri Müslümanlar bayramları huzur içinde geçiremiyor. Hep acı ve gözyaşı payımıza düşüyor. İşin bir başka boyutu ise kâfirlerin bunca saldırısına rağmen Müslümanların hâlâ birbirlerinin dost ve kardeşi olamayışı, birbirleri ile kucaklaşamayışı emperyalistlerin işini kolaylaştırıyor. Netice itibariyle yeryüzünde adaleti tesis etmekle görevli Müslümanlar bilerek ya da bilmeden kâfirlerin değirmenine su taşıyor, çoğu zaman da su yolunda hayatlarını kaybediyorlar.

Herkes yanılabilir, aldanabilir ama İslam dünyasına yönelik Haçlı ittifakı böylesine açıktan açığa saldırılarını sürdürür, hiçbir şeyi gizlemeye ihtiyaç duymazken Müslümanların işin farkına varamamaları insanı düşündürüyor. Farkında olup da hâlâ Haçlı sürülerini dost ve müttefik ilan edenlere ise insan söyleyecek söz bulmakta güçlük çekiyor.

Bu bayram sabahı kimsenin içini karartmak niyetinde değilim. Ancak, Müslüman’ın feraset sahibi ve uyanık olması gerekir. Haçlı ittifakının İslam dünyasına yönelik saldırıları görünmesine rağmen hâlâ saldırganların niyetini sorgulamaya ihtiyaç duyulmuyorsa en hafif ifadesiyle gaflet uykusundan bir an evvel uyanmamız gerekiyor.

Bu noktada nasıl afyonlanmış olduğumuzu bir kez daha göstermek bakımından birkaç haberi kısaca aktarmak istiyorum. İlk haber özetle şöyle:

“Birleşmiş Miletler (BM) PYD’nin silahlı kanadı YPG’nin Suriye’de insan haklarını ihlal ettiğini açıkladı. Hazırlanan raporda YPG’nin Suriye’deki bazı bölgeleri yağmaladığı ve tahrip ettiği belirtildi.”

İkinci haber ise bir gazetemizin manşetini oluşturuyordu. “PKK’nın silahı Amerika’dan” başlığı altında veriliyor ve şöyle deniyordu:

“ABD başta olmak üzere Batılı ülkeler ‘DAEŞ’le mücadele ediyoruz’ diyerek, PYD’ye modern silah ve mühimmat gönderdi. O silahlar da PKK eliyle Türkiye’ye karşı kullanıldı. Sözde müttefiklerin gönderdiği silahlarla asker ve polisimiz şehit edildi.”

Kısaca aktardığım bu iki haberin içeriğini bu köşede aylardan, hatta yıllardan beri tekrarlıyor, milletimizin dikkatini çekmeye çalışıyoruz. Bu bakımdan haberlerde bizim için sürpriz olan bir şey yok. Ancak aynı gün hemen tüm gazetelerde yer alan şu haber ile söz konusu haberler birlikte değerlendirildiğinde aklımıza hemen, “Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu” deyimi geldi.

Sözünü ettiğim haber genellikle, “Obama’yla terör zirvesi” ya da “Obama’dan Davutoğlu’na terör zirvesi daveti” başlığı altında yer alıyordu. ABD’nin terör örgütleri ile işbirliği, onları eğitip silahlandırarak Müslüman ülkelere saldırttığı BM raporunda bile yer alırken Davutoğlu’nun Obama ile katılacağı terör zirvesinden nasıl bir beklentisi olduğunu bilemem ama kurda kuzuyu emanet edip, “Kuzuma sakın dokunma” demekten farkı olur mu böyle bir zirvenin.

Her şeye rağmen tüm İslam âleminin ve okuyucularımın Kurban Bayramı’nı tebrik ediyor, bayramın hayırlara ve uyanışımıza vesile olmasını Allah’tan (C.C.) niyaz ediyorum.