Akdeniz'in uluslararası sularında işgalci İsrail'in insani yardım gemilerine yapılan sert müdahalenin ardından yankılar dinmek bilmiyor. Dünyanın dört bir yanından gelen aktivistlerin yasa dışı şekilde alıkonulması, diplomatik bir krize dönüşürken, zindanlarda yaşanan gizli işkenceler de bir bir gün yüzüne çıkıyor. Her fırsatta uluslararası hukuku çiğneyen Tel Aviv yönetiminin, gözaltı merkezlerinde uyguladığı sistematik şiddet bu kez bizzat o cehennemden çıkan bir batılının tanıklığıyla tescillendi. Kamuoyunun gözü kulağı bölgeden gelecek haberlere kilitlenmişken, paylaşılan son ifadeler tüyleri ürpertti.
Açlık ve Dayakla Geçen Günler
Serbest bırakılmasının ardından kameraların karşısına geçen Fransız aktivist, İsrail askerleri ve sorgu memurları tarafından planlı bir şiddet sarmalının içine itildiklerini kaydetti. Hücrelerde geçirdikleri her anın fiziki ve psikolojik bir baskı altında geçtiğini vurgulayan aktivist, uğradıkları zulmü şu sözlerle aktardı:
"İsrail'de tutukluluğumuz sırasında adeta cehennemi yaşadık. Gözaltı süresince ağır işkenceler gördük, acımasızca dövüldük. En temel insani haklarımız elimizden alındı; günlerce yiyecek ve içecekten mahrum bırakıldık."
Uluslararası koruma altındaki aktivistlerin maruz kaldığı bu muamele, cezaevlerindeki hukuksuzluğun hangi boyuta ulaştığını bir kez daha kanıtladı.
"Bizimki Filistinlilerin Yanında Hiç Kalır"
Yaşadığı ağır travmaya rağmen metanetini koruyan Fransız eylemci, asıl büyük trajedinin kendileri değil, yıllardır o zindanlarda çürütülen yerel halk olduğunu hatırlattı. Batılı bir pasaporta sahip olmanın bile şiddeti engellemediğine dikkat çeken aktivist, "Biz bir şekilde çıktık ama bizim orada gördüğümüz işkenceler, Filistinli mahkumların her gün çektiği zulüm ve acılarla asla kıyaslanamaz" diyerek dünyayı ikiyüzlü tutumundan vazgeçmeye çağırdı.
Gözler şimdi, bu kan donduran itirafların ardından Paris yönetiminin takınacağı resmi tavra ve insan hakları örgütlerinin İsrail aleyhine başlatacağı olası yasal girişimlere çevrildi.




