Kuklalar genellikle kuklacıların eseridir. Bir bakıma
kuklaların iplerini ellerinde tutanlar aynı zamanda o kuklaları yapanlar ve
sahneye sürenlerdir. Bizim çocukluk ve gençlik yıllarımızda kuklacılar ülkeyi
dolaşır il ve ilçelerde maharetlerini sergilerlerdi. Genellikle de
gösterilerinde kullandıkları kuklaları kendileri yaparlardı. Doğup büyüdüğüm
memleketim Çorum un Kargı kazasına gelen kuklacılar dedemin kahvesinde gösteri
yaparlardı. Kahvenin bir köşesi sahneye dönüştürülür, akşamları çoğu zaman doğaçlama
olarak oyunlarını sahnelerlerdi, Bu bakımdan kuklacıların kuklaları ile
ilişkilerini yakından görme imkanı bulur, onların boş zamanlarında kuklalarını
elden geçirdiklerine şahit olurdum. Bu bakımdan bir oyunda kuklalardan çok
kuklacılar yani o kuklaları üreten ve onları sesleri ile bir canlı gibi sunan
kuklacılar önemliydi. Aslında bugünde değişen bir şey yok. Kuklacılık geçmişte
olduğu gibi bugün de önemini koruyor. Gerçi kukla oyunları eskiden olduğu kadar
yaygın değil, bu işin ustaları artık birer birer sahneden çekiliyorlar. Artık
sahne oyunu kuklalarının ve kuklacıların yerini uluslararası kuklacılar ve
kuklalar aldı. Dün olduğu gibi bugün de kuklalara can veren, sahneye süren,
onları biçilen rollere göre şekillendiren kuklacılar oluyor. Bu bakımdan dünya
üzerindeki kuklaları görmek ve tanımak ne kadar önemliyse, o kuklaların
iplerini ellerinde tutan, kuklalarını istedikleri gibi hareket ettirenleri
görmek ve tanımak çok daha önemli
Ne yazık ki dün olduğu gibi bugün de insanlar sadece
kuklaları görüyor, o kuklalara hareket ve ses veren kuklacılar göremiyor.
Aslında bugünün kuklacılarını görmek ve tanımak dünün kuklacılarından çok daha
kolay ama insanların uğradığı beyin tembelliği sadece gösterilen ile yetinip, ötesini ya merak etmiyorlar ya da merak
etseler bile tembellikleri sebebiyle işin perde arkasını öğrenmek için harekete
geçmiyor, emek sarf etmiyorlar. Böyle olunca da kuklacılar dünya üzerinde
istedikleri gibi hareket ediyorlar.
Günümüz kuklacılarından söz edince bir tek kişiden
bahsediyor değiliz. Bugünün kuklacıları sömürgeci güçler ile Siyonistler. Yanı
karşımızda devletler ve uluslararası örgütler.
Sömürgeciler sömürülerini daha ucuza getirmek için bugün
ülkeleri işgal etmeyi son çare olarak görüyorlar. Eğer niyet etmişlerse
işgallerini kısa süreli tutarak buralarda kendi adlarına hareket edecek bir
takım kuklaları işbaşına getirerek ellerini ateşe sokmadan sömürülerini
sürdürüyorlar. İşin garip tarafı bu sömürgeciler kuklalarını dünyaya kahraman
gibi takdim edebiliyor ve bu sahtekarlığı insanlık yutmakta zorlanmıyor.
Bu düşünce zaafının çeşitli sebepleri olmakla birlikte
küreselleşme gibi bazı kavramlarla geri kalmış ülke insanları ulusal ve milli
değerlerinden soyutlandı. Kendilerine has değer yargılarının yerini
küreselleşme yutturmacasını dünyaya süren küresel güçlerin istekleri ve
anlayışları almaya başlayınca özellikle İslam dünyası ve geri kalmış ülkelerin
insanları küresel köyün bir ferdi olmakta bir sakınca görmediler. Bu kabul
kendilerini küresel güçlerin elinde bir sonbahar yaprağı gibi
iradesizleştirdiğini ya fark etmediler ya da bunu doğal kabul etmeye
başladılar. Buna birde bir takım ulusal güç odaklarının bu dünyaya yönelik hırs
ve istekleri eklenince sömürgeciler her ülkede birden fazla gönüllü kuklaya
sahip oluverdiler.
Sanıyorum Mısır da yaşananları, Mısır daki zalim
darbecilere bir takım İslam ülkelerinin başında bulananların anında maddi ve
manevi yardım kampanyası başlatmaları, kardeşlerinin katillerini
ödüllendirmelerini bu açıdan değerlendirmekte yarar var. Bunun için diyorum ki,
artık dünyamızı kuklacıların tasallutundan kurtarmak için topyekun kıyam
hareketine ihtiyaç var. Dilerim bu kıyam hareketinin başlangıcı Mısır daki
kardeşlerimizin direnişi olur. Bunun içinde kendini Müslüman olarak tarif eden
herkesin tüm imkanları ile İhvan ın
yanında olması gerekiyor. Onlar canlarını ortaya koymuşlar, şehadet şerbetini
içmek için gözlerini kırpmıyorlar, bize düşen ise yanlarında fiilen olamasak
bile yetimlerinin bize emanet olduğunu unutmamaktır.