Balfour Deklarasyonu, dünya Yahudilerinin desteğini

müttefiklere kazandırmak için İngilizler in yaptığı bir plan olmasının yanında,

Siyonist hareketin İngiliz desteğini sağlamak için gerçekleştirdiği planlı bir

girişimin sonucuydu. Balfour Deklarasyonu hemen ABD tarafından da kabul

edilmişti. İngiliz ve ABD ve Yahudi ittifakı bu işte Bunlara Almanya, Fransa

gibi diğer devletleri de eklersek Haçlı ittifakı tamamlanmış olur.

Yahudiler, Balfour deklarasyonundan büyük sevinç

duydular. Çünkü Balfour deklarasyonu 1948 de kurulacak İsrail Devleti nin alt

yapısını oluşturmuştur. Savaşın galiplerinden olan ABD nin Kongre ve

Temsilciler Meclisi nin 21 Eylül 1922 tarihli oturumunun karar bildirgesi, ABD

Filistin de Yahudilere milli yurt kurulmasına taraftardır. şeklinde

tamamlanmaktadır. Böylelikle Balfour Deklarasyonu, Siyonist politikanın birinci

evresinin ilk yarısını noktalıyordu. Daha sonraları 1920 li ve 30 lu yıllarda

Yahudi diasporası, siyasi Siyonizm örgütleri Filistin e Yahudi göçünü örgütledi

ve yüz binlerce Yahudi, dünyanın çeşitli ülke ve bölgelerinden yönlendirilip,

Filistin e akın akın geldiler. 1922 de 752 bin nüfusu olan Filistin in bu

nüfusunun 589 bini Müslüman nüfustu. Yahudi nüfus ise sadece 83 bin küsurdu.

1942 yılına gelindiğinde ise Filistin in nüfusu 1.620.000 olmuştu. Bu nüfusun

999 bini Müslüman nüfus, 484 bini de Yahudi nüfustu. Yahudi nüfusu 1922 den

1943 senesine kadarki zaman zarfında 83 binden 484 bine fırlamıştı. Bu çok

büyük bir artıştı. Yapılan planlar tıkır tıkır işliyordu. İngiltere ve Amerika

özellikle Suudi Arabistan da büyük çaplı petrol kaynaklarının bulunmasıyla,

1938-39 da Filistin sorununu kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirmek için

siyasi Siyonizm i teşvik etmeye başladı. Balfour Deklarasyonu, Yahudiler için

devlet başlangıcı oldu. Daha sonraki yıllarda Ortadoğu da bölünmeler başladı.

Arap ülkeleri yapılan Haçlı-Siyonist plan dâhilinde parçalandı, bölündü ve

yutuldu Filistin üzerindeki İngiliz mandasının görevi, 14 Mayıs 1948 de sona

erdi ve akabinde ne garip bir tesadüftür ki aynı gün yani 14 Mayıs 1948 de

Tel-Aviv de toplanan Yahudi Milli Konseyi, yayınladığı bir bildiri ile İsrail

Devleti nin kurulduğunu ilan etti. İsrail Devleti ni önce ABD ve ertesi gün de

Sovyetler Birliği resmen tanıdığını açıkladı. Bu gelişmelerin öncesinde ise işleri

biten İngiliz birlikleri de bölgeyi terk etmeye başlamışlardı bile

Bu Haçlı-Yahudi ittifakının müttefiklerinden Fransa,

1920 deki Meyselûn Savaşı nı takip eden günlerde Dımaşk a girdiklerinde,

Fransız Generali Garo, önce Sultan Selâhaddin in kabrine gitmiş; Sultan

Selâhaddin in kabrini tekmeledikten sonra ona, alaycı bir seslenişle:

Selâhaddin! Haçlı seferi şimdi bitti! İşte biz döndük!.. diyerek, Batılılar

adına sanki Hıttîn in öcünü almak ve kabaran öfkeyi boşaltmak istemişti

Her Avrupalı, bugün bile kişi ve devlet olarak

kendilerini Haçlıların torunları gibi görmektedir. Bu yüzdendir ki onlar

kendilerini atalarının dinsiz Müslümanlar ile savaşmaları nedeniyle savaşa

katılmayan Hristiyan milletlerden ve diğer dinlerin mensuplarından üstün addederler.

Bu tavırları ile sonsuza kadar Tanrı onlara minnet duymalıdır... Bu durumda

Batılıların bütün dünyada savundukları sözde hümanizm (!) gerçeğin karşısında

ikiyüzlülük olarak kalmaktadır. Nitekim Amerika Birleşik Devletleri Başkanı

George W. Bush, Dünya Ticaret Merkezi nin İkiz Kuleleri saldırıya uğradığında

Artık Haçlı seferlerini tekrar başlatmalıyız. deyivermemiş miydi (Cemal

Toksoy-Fatma Toksoy, Selahaddin Eyyubi nin Liderlik Sırları, İstanbul: Okumuş

Adam Yayınları, 2008, s.s. 10, 37.)

Aslında Haçlı Seferleri hiç bitmedi Ve hâlâ bu

Haçlı-Yahudi ittifakı hız kesmeden Yahudi- Siyonist ortaklığıyla güçlenerek

devam etmekte Hem savaş meydanlarında hem de ülkelerin içine sızarak,

entrikalar, oyunlar, planlarla, sosyal medyayla, basınla, her türlü görsel

teknoloji ile devam etmekte

Önce yüreklerimizdeki Kudüs ü işgal ettiler.

Biz savaşı önce kendimizde kaybettik. Cahit Zarifoğlu

Bir tarafta Arap ülkeleri arasındaki iletişim kopukluğu

ve çıkar ayrılıklarını çok iyi değerlendiren İsrail, diğer tarafta da hâlâ

çıkarları doğrultusunda hareket eden, aralarındaki iletişimi zayıflatıp, bundan

bir kâr edebileceğini düşünen, bölük pörçük edilmesine müsaade eden, dönen

oyunları göremeyen, görmezlikten gelen, bir türlü Müslümanlar olarak Selahaddin

Eyyûbi dönemindeki gibi birleşemeyen İslam âlemi Elbette Yahudiler Ağlama

Duvarının önünde bayram edeceklerdir. Dök Müslüman kardeşim dök kanlı

gözyaşlarını

Filistin bir sınav kağıdı

Her mü min kulun önünde Cahit Zarifoğlu

Teknoloji ve bilimde ilerlemedikçe, basın ve yayın

sahasında söz sahibi olmadıkça ve de en önemlisi bütün İslâm âlemi olarak

birleşip güçlenmedikçe daha çokkk dökülür bu gözyaşları Kudüs ün semalarında

KUDÜS sülüs harflerle yazıldığı gün anlarız Kudüslü

olduğumuzu.

İstanbul la ovarak göğsümdeki sancıyı geçirmeye

uğraşıyorum Nuri Pakdil

İnşallah daha fazla gözyaşı dökmeden; daha fazla

Müslümanlar öldürülmeden şuurlanmamız, bilinçlenmemiz ve İslâm Birliğini

sağlamamız duasıyla .

Namaz kılacaksın oruç tutacaksın ama siyonizmin düzenine

karışmayacaksın. Köle olacaksın. Müslümanlık şuur dinidir şekil değil.

Müslümanlık kölelik kabul etmez

Prof. Dr. Necmettin ERBAKAN

KAYNAKLAR

Brahim Bauazi, 19. Yüzyılda Filistin de Arazi satışları,

Tez, [Doktora Tezi, Marmara Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat

Anabilim Dalı, 2011.].

Kandemir, Her Hafta, İstanbul, Sayı: 50, 12 Haziran 1948,

cilt: 4, s.s. 4, 18.

Alaaeddin Wahibi, Filistin sorun ve Çözüm yolları, Tez,

[Yüksek Lisans Tezi, Polis Akademisi, Güvenlik Bilimleri Enstitüsü,

Uluslararası Güvenlik Anabilim Dalı, Ankara, 2010.]

Çiğdem Ör, II. Abdülhamid Döneminde İngiliz Kamuoyunda

Filistin e Göç Meselesi, Tez, [Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi,

Türkiyat Araştırmaları Enstitüsü, Türk tarihi Anabilim Dalı, 2012.]

M. Lutfullah Karaman, Filistin, İstanbul: DİA, 1996, c.

13, s.s. 89-102.

Ahmed Akgündüz-Said Öztürk, Bilinmeyen Osmanlı, İstanbul:

Osmanlı Araştırmaları Vakfı, 1996, s.s. 279-281.

Cemal Toksoy-Fatma Toksoy, Selahaddin Eyyubi nin Liderlik

Sırları, İstanbul: Okumuş Adam Yayınları, 2008, s.s. 10, 37